Görüş 06-Tem-2020

Moda Gerçekte Neye Hizmet Ediyor?

Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Biliyoruz ki insanoğlu var olduğundan bu yana giyinme/örtünme, barınma, yeme, içme ihtiyacı da vardır. Tarihi bulgularda çok eski zamanlara ait giysiler, barınak şekilleri, çok eskilerden kap kacak bulunmuş, mağaralarda günlük yaşama dair saydığımız gereksinimlerin en eski halleri resmedilmiştir. Genel olarak bakıldığında fıtrattaki örtünme ihtiyacı iklime coğrafi konuma bağlı olarak şekillenmiş giderek kültürel öğeler ile harmanlanmıştır.  İnsanlık geliştikçe giysilere toplum içinde statü belirleme misyonu da yüklenmiştir. Artık bir kral, halktan biri ya da bir din adamı aynı şekilde giyinmeyecektir. Aynı şekilde yeme içme ve barınma ihtiyacı da tüm toplumlarda benzerlik gösterip ilk başlarda eşit şartların olduğu görülmektedir. Giyim konusundaki örneklere biraz daha ayrıntılı bakıp aslında her alandaki moda anlayışının çarpık işleyiş sürecine değineceğiz.

Tüm toplumlarda her bölgenin, her halkın hatta bizim kültürümüzde yan yana olan iki köyün kıyafet kültürü kendine özgü iken, sanayi devrimi ile birlikte her alanda olduğu gibi tekstil sektörü de hızlanmış seri üretime geçilmiştir. Aslında ne olduysa bundan sonra olmuştur. Artık insanlar kendi kültürlerinin etkisindeki, kendilerinin ya da yaygın olan terzilerin diktikleri, kendi zevkleri, örf ve adetlerinin yansıdığı kıyafetler yerine yavaş yavaş daha kolay ve zahmetsizce ulaşabildikleri kıyafetlere yönelmeye başlamışlardır. Tarihteki ilk moda tasarımcısı Charles Frederick Worth (d.1846, ö.1895) isimli bir modacıdır. O dönemlerde terzilerin müşterilerine gidip istedikleri şekilde sipariş alır ve dikerlerken, Frederick kendi tasarımlarını müşteriyi kendi dükkanına getirerek pazarlamayı başardı. Soylular onun tasarım elbiselerinden giymek için sıraya girdiler. Ve bu bir seçkinlik ölçütü olmaya başladı.

Bahsettiğimiz sanayi devrimi ile birlikte ise kendi tasarımlarını hızlıca üretenlerin sayısı gün geçtikçe arttı. Ve artık tekstil sektörü ne tasarlayıp ne dikerse o giyilecekti. Çeşitlilik olmak ile birlikte artık coğrafi, iklimsel ve kültürel birikimlerin sonucu olan kıyafetler yerini bir anlamda, dayatılan kıyafetlere bırakmaya başladı.

Kökeni Fransızca “La Moda” olan bu bir kelimelik olgu uzunca bir zamandır toplumları yönetenler tarafından sömürü sisteminin bir parçası haline getirildi. Nasıl mı? Türk Dil Kurumu’na göre modanın tanımları şöyle: “Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisi ile toplum yaşamına giren geçici yenilik, belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük, giyim, ev, konuşma, sanat, dinlenme-eğlenme gibi etkin öğelerin biçiminde (çoğunlukla bu biçimin ayrıntılarında) sık sık ortaya çıkan, kısa süreli ve toplum ya da küme içinde az çok onay görüp izlenen değişiklikler.”

Tanımları okurken dikkat çeken detay moda olan giyim, ev, eğlence mekanları ve bu gibi öğelerdeki geçicilik öğesidir. Hatta belirtildiği gibi günlük değişimler bile söz konusu olabilmektedir. Bu durumda moda, geleneksel olanın karşıtı pozisyonda gelişendir. Çünkü bugün bile bazı alanlarda özellikle de ülkemizde yaşatılmaya çalışılan geleneksel yaşamın kökenleri insanlığın var olma tarihlerine kadar dayanır. Ve gelenekler unutulmaya yüz tutsa da köklü değişiklikler olmadan günümüze kadar gelebilmiştir.

Her alandaki hızlı tüketim kültürümüzde derin izleri olan giyim kuşam, ev, davranışlar, konuşmalar ve hatta aile yapımızı olumsuz etkilemiş moda olmayanı takip etmeyen toplumdan dışlanma kaygısı içine sokularak tüketim toplumunun ateşi yıllardır harıl harıl körüklenmiştir. Sırf “moda” olduğu için alınıp kısa sürede tüketilen her şey büyük bir israf toplumu yaratmıştır. Her alandaki bu modaya uyma çılgınlığının sonucu eskiden olduğu gibi eskiyen ayakkabıyı tamir ettirip kullanmak neredeyse ayıplanır hale gelmiştir.

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 12-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim terimi olan “vesvese”, varlığı şeytan varlığı ile özdeşleşen zihnine sinsice yerleştiği insan için kurtulması gereken kötü telkinlerdir. İlahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’de vesvese, şeytan ya da nefsin insana fısıldadıkları olarak tanımlanır. Ve bu fısıltılar insan için saptırıcı, şüpheye ve tereddüde düşürücü, dine aykırı davranışlara sürükleyicidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 27-Ağu-2020
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüzde, teknoloji ile oldukça hızlanan hayatlarımıza gelen yenilikler yanında nelerin kaybolup gittiğini bazen hatırlıyor bazen de modern çağ denizinin hırçın dalgaları arasında umursamadan akıp gidiyoruz. Hatırladığımız zamanların klasik cümlesi ise nerede o eski bayramlar, nerede o eski günler gibi cümleler oluyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 18-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

“Din” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de doksan iki farklı yerde geçmekte ve zül, yönetme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, adet, ceza, hesap gibi anlamlarına örnekler vererek açıklanmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı