Görüş 17-Haz-2020

Modernizmin En Büyük Destekçisi Olarak İslam

Author
Neslihan Dilek
Yazar

Modernizm, eskiyi yani geleneksel olanı bırakıp akıl, bilim ve rasyonellik kavramları doğrultusunda sosyal, kültürel ve ticari alanlar başta olmak üzere hayatın her safhasında yenilik yapmaktır.

İlk olarak 17. yüzyıl Avrupa’sında ortaya çıkan modernizm; halkın kilise baskısından bunalıp özgür düşünme ve insan olarak değerinin bilinme ihtiyacından ortaya çıkmıştır. Karanlık orta çağ Avrupa’sında, dini alet ederek toplumu korku ve baskı altında tutmaya çalışan din adamları, toplumun özgür düşünce yetisini elinden almıştır. Bu baskıcı süreçten bunalan ve yeni bir düzen arayışında olan insanın aydınlanmasıyla batı toplumu hayatının her alanında dinin müdahalelerle hareket alanını kısıtlamasını reddetmiş özgür düşünce sistemine adım atmıştır.

Kilise baskısından kurtulan ve gelişimlerindeki engelleyici unsur olan dini ortadan kaldırarak onun yerine aklı, bilimi ve evrenselliği savunan mordernizmi benimsemişlerdir. Sanat ve edebiyatla başlayan bu düşünce akımı, insanın aklını harici bir yönetici olmadan kendi iradesinde kullanmasıyla tabuları yıkmış ve tek karar mekanizması olan kilisenin yerine akılcı düşünce, bilimsellik ve rasyonelliği getirmiştir.

Modernizmle birlikte özgür irade ve bilimsel düşünce mantığıyla hareket edilmesi, Avrupa’daki toplumun yenilikçi ve çağdaş olma ihtiyacı giderilmeye başlanmış ve matbaanın da bulunmasıyla sanat, felsefe, bilim, edebiyat gibi alanlarda daha geniş kitlelere ulaşılmış, yeni keşiflerin yapılmasına başlanmıştır. Böylece orta çağın baskıcı sisteminde ötürü geriye düşmüş Avrupa’nın, ticari ve coğrafi keşiflerde de yükselmesine öncülük edilmiştir.

Yozlaşan kilise yönetimi insana önem vermemiş, insanı haksız yere yargılamış, ölümle cezalandırmış, papazların çeşitli menfaatleri karşılığında günahlarının affı ve cennette yer vaadiyle insanlar sömürülmüştür. Bu mantık dışı davranış ve idari sistemle yönetilen kiliseler korku ve baskı altında tutukları Avrupa insanın cesaretini kırıp yeni deneme ve keşiflerin yapmasına engel olmuştur. Modernizmle birlikte bu kötü yönetim sisteminin bir parçası olmaktan kendini kurtaran Batı insanı sanayide, ticarette, bilimde, eğitimde ve kültürel hayatta zirveye ulaşmıştır. İnsanın modernizme geçmesiyle birlikte kiliseye olan güven azalmış, insanın değeri kat be kat artmış aklın ve bilimin egemenliği hüküm sürmüştür.

Peki Avrupa’da başlayan ve zaman içinde her toplumda etkisini gösteren modernizmin İslam dünyasındaki yeri neydi? Modernizme geçiş süreci İslam dünyasında bir başkaldırı şeklinde ve sancılı mı oldu?

İslam dininde, modernizmin temel ögesi olan insani değer ve özgürlük kavramları her zaman var olduğu için bu süreci son derece rahat ve yumuşak geçirmiştir. Çünkü İslam’da insan, hürdür. Müslüman olmak için kul ile Allah arasına hiçbir aracı tayin edilmemiş, hür iradesiyle isteyen her insan kelime-i şahadet getirerek İslamiyet’i kabul etmiştir. Allah’ın yeryüzündeki halifesi olma özelliğine sahip olan insan, bu özelliği sayesinde zaten hürdür.

İslam’da köleliğe ve putperestliğe ya da bir aracıya asla yer olmamıştır. Ayrıca Allah kulunu, günahında da ve sevabında da özgür bırakmıştır. Yoksa Allah’ın yüce kudreti herkesi iyi insan olma özelliğini verecek kadar büyüktür fakat Allah, bunu insanın hür iradesine bırakarak tek tip ümmet yaratmamıştır.

Allah kullarına ona vaat ettiği cenneti kazanmaları için gerekli olan yolları göstermiş gerisini insanın hür iradesine bırakmıştır. Cenneti kazanmak isteyen insan aklıyla düşünüp kalbiyle iman ederse buna hak kazanacaktır. Çünkü İslamiyet insanın aklı ile düşünüp kalbi ile sevmesini, ibadet etmesini istemiştir.

Peygamberleri de İslam’ı öğretici ve hatalar karşısında uyarıcı olma görevini vermiştir. Çünkü İslam inancına göre Allah ile kul arasına kimse giremez. İnsanı ve onun özgürlüğünü baz alan İslam dini yine onun huzuru ve barışı için gerekli olan reformu ve yeniliği de kabul edecek kadar evrensel ve moderndir.

 

 

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 02-Tem-2020
Author
Neslihan Dilek
Yazar

İnsanın sözü söylemeden önce onu akıl süzgecinden geçirip doğru yerde, zamanda ve uygun şekilde söylemesi gerekir. “Boğaz dokuz boğumdur.” der atalarımız. Lafın gideceği yeri düşünmeden konuşmak mutsuzluk getirir, huzur bozar. “İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.”  Hz. Mevlana’nın bu sözünden de anlaşıldığı gibi insanın ilmiyle sözü birdir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 30-Eyl-2020
İpek Atacan
Yazar

Kuran-ı Kerim, İslamiyet’in temel unsurudur ve ayetlerin tefsir yorumlaması yapılırken tarihten faydalanılır. Tarih, insan toplumlarının geçmişten bugüne taşıdıkları olay ve tecrübeler bütünüdür.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 23-Eyl-2020
Khadija-Nassar-150×150-1
İpek Atacan
Yazar

İslam ülkelerinin varlığı dünya ekonomisi konusunda belli bir paya sahiptir. Bazı İslami haber kaynaklarında bu ekonomik düzenin İslamiyet tarihinde yaşanan siyasi değişimlerden etkilendiğine dikkat çekilir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 18-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
İpek Atacan
Yazar

Ortadoğu ve Asya bölgesinde doğan İslami finans kavramı, zaman içerisinde büyük bir gelişme göstererek Avrupa ülkeleri ve Amerika tarafından da tanınmaya başlamıştır. Bu kavramın temelinde finans ve ekonomi faaliyetlerinde İslami kurallara uyulması yer alır.

Devamı Devamı