Görüş 27-Ağu-2020

Modernliğin Doğuşu ve Günlük Yaşam

Şebnem Cengizalp
Yazar

Modernliğin doğuşu nasıl gerçekleşmiştir? Günümüzde, teknolojiyle hayatlarımız hızlandı. Hayatlarımıza gelen yenilikler yanında nelerin kaybolup gittiğini bazen hatırlıyor bazen de modern çağ denizinin hırçın dalgaları arasında umursamadan akıp gidiyoruz.

Modernliğin doğuşu ve gelişimi nasıldır?

İnsanoğlu için hayatın devamı aslolandır. Modernliğin doğuşu da işte bu düşünceden, hayatı kolaylaştırmak düşüncesinden oluşmuştur. Bizlerin eskiye özlemi ise kaçınılmaz oluyor. Hatırladığımız zamanların klasik cümlesiyse nerede o eski günler gibi cümleler oluyor. Bu cümlelerde özlenen durum ne ise bir daha geri gelmeyeceğinin yarattığı hüznü hepimiz zaman zaman hissediyoruz. Peki bu kadar hızlıca yok olan geleneksel değerler ya da yaşam tarzları kötü oldukları için mi mazide kaldılar? Bu sorunun cevabı sanırım bir çoğumuz için hayır. Çünkü yavaş yavaş modern olma çabasının hızlıca girdiği hayatlarımızda bireyleri, toplumları, nasıl derinden etkilediğine ve şekillendirdiğine hep birlikte şahit olduk. Olmaya da devam ediyoruz. Ve maalesef sanayi devrimi ile başlayan bu hızlı çağın, onu engelleyecek, toplumdan almayı istediği şeylere engel olacak olguların birçoğunu silip süpürdüğünü, pek çok şey hakkında elimizde kurduğumuz bu hüzünlü cümlelerden başka bir şey kalmadığını görüyoruz.

Elbette teknolojinin hayatımıza kattığı kolaylıklar, sağlık alanındaki buluşlar yok değil. Ancak yine söz dönüp dolaşıp insanın imkanlarını iyiye ya da kötüye kullanma fıtratı devreye giriyor. Yirmi birinci yüzyılı düşündüğümüzde insandaki ve doğadaki tahribat modern hayatın getirdiği yenilikleri pek de iyiye kullanılmadığını gösteriyor.

Tezatlıklarla dolu günümüz…

Aslına bakarsanız günümüz insanı tezatlıklar arasında bırakılmış, sanki seçenekleri arttıkça yaşadığı bocalamadan nemalananların iştahları daha da kabarmıştır. İlginç bir şekilde geleneksel olanın bayağı olduğu dayatılırken on yedinci yüz yıla ait bir yağlı boya tablo dudak uçuklatan rakamlara satılabilir olmuştur. Bunun yanında “soyut resim” adı altında sadece yapana ait duyguları içeren hatta bir duygu içerip içermediği bile meçhul, bakanın hiçbir şey anlamadığı karalamalar da uçuk fiyatlara alıcı bulabilmektedir.

İnsanların geleneklerine bağlı sade ve basit hayatları yerini çılgınca tüketimin moda haline geldiği bir kaosa dönüşmüştür. Modern kadın, modern erkek, modern toplum terimleri ulaşılması istenen hedefler olarak önümüze konduğunda bunun neleri feda ederek ortaya çıktığına kimse bakmamıştır. Hal böyle olunca yazımızın ilk başında geçen nerede o eski zamanlar cümleleri daha çok kullanılır olmuştur. Modernitenin önündeki en büyük engel olan geleneksellik yavaş yavaş önce aile kavramından çekilmiş, eşler arasında aynı ev içinde ayrı hayatlar yaşanması durumuna da  gelinmiştir.

İşte en ürkütücü tablo hep birlikte saygı ve sevgi içinde, kuralları olan ve bu kurallara tüm aile bireylerinin isteyerek riayet ettiği aileler yerine, kuralsız sadece görüntüde birliktelik olan aile yapısının ortaya çıkmış olmasıdır. Toplumun en küçük yapı taşı olan ailedeki çözülmeler giderek sosyal toplum düzeninde de çözülmelere sebep olmuştur. Duyarsızlaşarak geleneksel aile ve toplum değerlerini reddeden bireyler, sosyal medya platformlarında özlü sözler paylaşıp hissetmediği duyarlılığı var gibi gösteren yapay insanlar haline gelmişlerdir. Aslına bakarsanız modern insan olmanın dayattığı kurallar tam da dini değerlerimizin tersi kurallara denk getirilmiştir sanki. Bireysel olarak İslam dinin öngördüğü dürüst ve erdemli insan olma hedefini alt üst edip etik değerlerden uzak, bencil ve belki de en önemlisi “anı yaşa” dayatmasının benimsetilmesi ana hedef olmuştur.

Teknolojinin bize kazandırdıkları neler?

Yarınını düşünmeyen bireylerin o yarınlar gelince yaşadığı buhran için de bi çözüm sunmuştur modern hayat. Antidepresan ilaçlar ile bu defa uyuşturulmuş beyinleri istediği gibi yönetmeye başlamıştır. Anlık mutluluklar yerini bir türlü doyuma ulaşamayan ne yapsa mutlu olamayan, yalnızlaşan insanları doğurur olmuştur.

Halbuki teknoloji ve sanayinin insanlık için çığır açan gelişme ve yeniliklerini iyi eğitimli, kendini geliştirmiş, bu dünyaya geliş amacı ve sonrasının ne olacağı üzerine kafa yoran sosyal düzen içinde faydalı olma amacı güden bireyler yetiştirmek hiç de zor değildi. Fakat bu acımasız kapitalist sistemde kendini geliştiren, düşünen bireylere tüketim çılgınlığını dayatamaz ve istediğiniz geliri elde edemezdiniz.

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 12-Eyl-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

Kur’an-ı Kerim terimi olan “vesvese”, varlığı şeytan varlığı ile özdeşleşen zihnine sinsice yerleştiği insan için kurtulması gereken kötü telkinlerdir. İlahi kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’de vesvese, şeytan ya da nefsin insana fısıldadıkları olarak tanımlanır. Ve bu fısıltılar insan için saptırıcı, şüpheye ve tereddüde düşürücü, dine aykırı davranışlara sürükleyicidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 18-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Şebnem Cengizalp
Yazar

“Din” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de doksan iki farklı yerde geçmekte ve zül, yönetme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, adet, ceza, hesap gibi anlamlarına örnekler vererek açıklanmaktadır.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Tem-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Günümüz modern toplumlarının baş edilemez hale getirdiği yozlaşma, yabancılaşma, şiddet sorunları her geçen gün televizyon programlarının, sempozyumların, kişisel gelişim seminerlerinin başlıca konusu haline gelmiştir. Çevresel faktörlerdeki bu dejenerasyonun en büyük dezavantajı ise kişisel gelişim adımlarında bireyin içinde yetişeceği toplum ile etkileşiyor olmasıdır.

Devamı Devamı