Mucize Dostlarımız; Prebiyotikler ve Probiyotikler

to 92840596 © Liliya Kandrashevich | Dreamstime.com
92840596 © Liliya Kandrashevich | Dreamstime.com

Hastalıkları engellemek tedaviden daha kolay, daha ucuz ve sağlığın korunması için daha güvenli bir yoldur. Hastalıkları önlemenin en etkin yollarından biri de şüphesiz dengeli ve yeterli beslenmektir. Beslenme şeklimiz bağırsaklarımızın mikroorganizma yapısını etkiler. Son zamanlarda ikinci beyin olarak da adlandırılan ve duygularımızı bile etkilediği bilimsel çalışmalarla ortaya konan bağırsaklarımız için çok önemli iki unsur gereklidir. Bunlar sayısı 100 trilyonu bulabilen Probiyotik ve Prebiyotiklerdir.

İnsanın en önemli organlarından biri olan bağırsakların düzgün işleyişi ve sağlığı, kişinin çeşitli sağlık problemi ile karşılaşmadan rahat bir yaşam sürmesinin en önemli etkenlerinden biridir. Sağlıklı bağırsak sistemi oluşumunda, şüphesiz dost canlısı probiyotik bakteri ve mayalar ile sağlıklı bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların korunmasına destek olarak sindirime katkıda bulunan prebiyotik liflerin rolü büyüktür. Bu nedenle, probiyotik ile prebiyotik içeren besinler tüketmek ve bu bileşenleri içeren gıda takviyeleri kullanmak, birçok sağlık problemleriyle karşılaşma riskini azaltmaktadır. Bağırsakların, vücudumuzun ikinci beyni olarak adlandırıldığını ve sağlıklı sindirim sistemine sahip olmanın bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkilerini unutmamak gerekir.

Prebiyotikler, insan vücudunun sindiremediği bir lif türüdür. Bakteriler ve mayalar dahil küçük canlı mikroorganizmalar olan probiyotikler için besin görevi görmektedirler. Hem prebiyotikler hem de probiyotikler bağırsaktaki faydalı bakterileri ve diğer organizmaları besler. Prebiyotikler ve probiyotiklerin her ikisi de vücudun yapısını desteklemekte, bağırsağı destekleyen ve sindirime yardımcı olan sağlıklı bakteri ve mikroorganizma kolonisini korumaktadır. Bu besin bileşenleri, yiyecek sağlayarak ve mikroorganizmaların gelişebileceği bir ortam yaratarak yararlı bakterileri artırmaya yardımcı olmaktadır.

Prebiyotikler, aynı zamanda hastalığı önleyici bir rol de oynamakta olduğu için fonksiyonel gıdalar sınıfına da dahil edilmektedir. Bu bileşikler probiyotik bakterileri tarafından fermantasyona uğratılırlar. Prebiyotiklerin mide ve pankreas ortamlarından etkilenmeden bağırsağa geçmeleri gerekir. Sebze, meyve ve tahıllar, farklı oran ve çeşitlerde prebiyotik bileşen içerirler. Prebiyotik karbohidratlar; buğday, arpa, çavdar, mercimek, pırasa, patlıcan, enginar, soğan, muz, kuşkonmaz gibi sebze ve meyveler de çok miktarda bulunurlar. Bu liste çok daha fazla uzatılabilir; ama genel olarak çoğu sebze ve meyve prebiyotik bileşen içerir. Bebekler için de anne sütü iyi bir prebiyotik besin kaynağıdır.

Probiyotikler ise insanlar için iyi olan özellikle de sindirim sistemimiz için önemli olan canlı bakteriler ve mayalardır. Vücudumuz hem faydalı hem de zararlı olan bakterilerle doludur. Bu bakteriler arasında probiyotikler genellikle, “iyi” veya “yararlı” bakteriler olarak adlandırılırlar, çünkü bağırsaklarımızın sağlıklı kalmasına yardımcı olurlar. Probiyotikler, ağız yoluyla yeterli miktarda alındığında kişinin sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalardır. Probiyotik olarak kullanılan mikroorganizmaların çoğu laktik asit bakterileri grubundandır. Probiyotik gıdaların başlıcaları yoğurt, kefir, boza, turşu ve tarhanadır.

Yediğimiz besinler, iyi ve kötü bağırsak bakterilerinin dengesinde önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin yüksek şekerli ve çok yağlı bir beslenme, bağırsak bakterilerini olumsuz yönde etkileyerek zararlı türlerin büyümesini sağlamaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, antibiyotiklerin de, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde alındığında belirli bakteri türlerinde kalıcı değişikliklere neden olabileceğini göstermiştir. Bilinçsiz şekilde tek bir tane bile antibiyotik alındığında bu probiyotikler yüzde 20 oranında ölmektedir. Bu probiyotikleri tekrar bağırsaklara geri kazandırabilmek; en iyi organik beslenmeyle bile iki yıl içinde mümkün olabilmektedir.

Hazır, işlenmiş gıdaların ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının bağırsak florasının bozulmasında en büyük rolü oynadığı bilinmektedir. Helal ve temiz olmayan gıdaları tüketmek insanın fiziki ve biyolojik yapısını olumsuz yönde etkilemektedir. Kur-an’ı Kerim’de, insanın yaratılıştan sahip olduğu manevi üstünlüğü, şerefi ile ruhi ve fiziki güzelliklerini koruyabilmesi için doğasına uygun helal ve temiz gıdalarla beslenmesinin önemine işaret etmesi de bu yüzdendir.