Muhammed Abdüsselam: Nobel ödüllü ilk Müslüman

Önemli Şahsiyetler Contributor
Muhammed Abdüsselam kimdir
Fotoğraf: Düşünce Mektebi

Kıymetli Müslüman bilim insanı Muhammed Abdüsselam, parçacık fiziği üzerine yaptığı çalışmaların yanı sıra, ülkesinde bilimsel araştırmaların yapılmasını teşvik etmiştir. Aynı zamanda kendi ülkesi olan Pakistan’da nükleer enerjinin gelişmesinde büyük bir role sahiptir. Pakistan’da birçok bilim insanı kendisiyle çalışma şerefine nail olarak, ona “Bilimsel Baba” adını vermişlerdir.

Abdüsselam, öldüğü güne kadar kendi ülkesinin gelişmesi için çalışmalar yapmaya devam etti. 1974 yılında yapılan anayasa değişikliği ile Ahmediye tarikatı mensupları gayrimüslim kabul edilmiştir. Abdüsselam’ın, ülkesinin yetiştirdiği en büyük bilim adamı olarak kabul edilmesine karşın “Ahmediye” tarikatına mensup olduğu gerekçesiyle gayrimüslim olarak kabul edilerek kendi ülkesi tarafından dışlanmıştır. 1996 yılında Oxford’da huzur içinde öldü. Kendi isteği üzerine Pakistan’a gömülen Abdüsselam’ın cenazesine hiçbir devlet adamı katılmadı.

Muhammed Abdüsselam kimdir?

Abdüsselam, Pakistan’ın küçük bir şehri olan Jhand’da dünyaya gelmiştir. Babasının eğitim görevlisi olarak çalıştığı Pencap eyaletinde, on dört yaşında üniversiteyi kazandı. Küçük yaşlardan beri matematik ve fen alanlarında üstün yetenekler sergileyen Muhammed, Pencap Üniversitesi’nin o güne dek görülen en yüksek puanını alarak halkı kendine hayran bıraktı. Öğretmenlerinin onu İngilizce eğitime yönlendirmesine karşın o matematik ve fene bağlı kalmayı seçti.

On sekiz yaşında Matematik lisans eğitimini birincilikle bitiren Muhammed Abdüsselam, iki yıl sonra da yüksek lisans eğitimini de başarıyla tamamladı. Pencab Üniversitesi’nde aldığı eğitimden sonra Cambridge Üniversitesi’nden burs almaya hak kazandı. 1949 yılında birincilikle mezun olduğu Cambridge Üniversitesi’ndeki Cavendish Laboratuvarı’nda doktorasını tamamladı. Abdüsselam’ın kuantum elektromanyetiği hakkında hazırladığı doktora tezi bilim dünyasında çığır açtı.

Nobel kazandıran çalışması nedir?

Yüce Allah, mikro alemden makro aleme kadar tüm sistemlerde dört temel etkileşim vazetmiştir. Bu etkileşimler; kütle çekim kuvveti, elektro manyetik kuvvet, güçlü ve zayıf nükleer kuvvetlerdir. Yirminci yüzyılın başlarından beri, tüm teorik fizikçiler bu kuvvetlerin en az iki tanesinin kaynağının aynı olduğunu ispatlamak için çeşitli çalışmalar yapmışlardır.

Teorik fizikçiler arasında Albert Einstein’ın öncülüğünü yaptığı Büyük Birleşik Teori, fizikçiler arasında büyük bir heyecan uyandırmıştı. Absüsselam’a Nobel kazandıran çalışması “elektro-zayıf” teorisidir. Bu konuda yaptığı araştırmalar sonucunda Muhammed Abdüsselam, elektromanyetik ve zayıf nükleer kuvvetlerinin yüksek bir enerji seviyesinde birleşebileceğini matematiksel olarak ispatladı. Abdüsselam’ın bu ispatı 1979 yılında kendisine Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırdı.

Abdüsselam, kendisine Nobel Ödülü takdim edilirken yaptığı konuşmasında Mülk suresinin üçüncü ve dördüncü ayetlerini okumuştur:

“O, yedi göğü kat kat ve uyum içinde yaratandır. Rahman’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak! Herhangi bir bozukluk ve uyumsuzluk görebilecek misin? Sonra gözünü tekrar çevir ve bak. Göz aradığı bozukluğu bulmaktan âciz bir şekilde sana dönecektir.” (67. Mülk Suresi, 3-4.)

Çalışmalarında tevhidin tesiri

Abdüsselam, Albert Einstein ve Bertrand Russel gibi dünyanın önde gelen bilim adamlarıyla bir araya gelme fırsatı yakaladı. Abdüsselam onlara İslam’dan ve tevhid inancından bahsetmiştir. Einstein ve Abdüsselam bir araya geldiklerinde vakitlerinin büyük bir kısmını din üzerine konuşmalar yapmaya ayırmışlardır. Abdüsselam konuşmalarında sık sık İslamiyet’ten bahsetmiş, yeri geldiğinde fikirlerini ayetlerle destekleyerek inancını hiçbir zaman gizlememiştir.

Kendisine Nobel ödülü kazandıran çalışmasında Muhammed Abdüsselam, tevhid inancından ilham almıştır. Kendisinin böyle bir buluşa, İslamiyet’in ışığında kavuşması, günümüzde din ve bilimin çeliştiği iddialarının ne kadar yanlış olduğunun bir göstergesidir. Absüsselam başarıları ile İslam dininin akıl ve bilim ile çatışmadığının adeta bir kanıtı olmuştur.