Mükemmel Çocuk mu, Mutlu Çocuk mu?

patrick-boucher-aeOHAi5Hc7M-unsplash
Fotoğraf: Patrick Boucher-Unsplash

Çocukların “mutlu” olabilmesi hayatta elde edecekleri en büyük başarılardan biridir. Ebeveynlere “Çocuğunuz için ne istersiniz?” diye sorulduğunda, en çok verilen cevap; “Mutlu olsun istiyorum.” şeklinde olur. Bütün aileler aslında bunu isterken ne oluyor da dünyada mutsuz insanların ve çocukların sayısı her geçen gün artıyor? Çünkü aileler mutlu olmayı akademik başarıyla eş değer sanıyorlar.

Birçok aile akıllı ve başarılı çocuk yetiştirmeyi mutlu çocuk yetiştirmek sanıyor. Aslında durum sanılanın tam tersi, mutlu çocuklar hayatta bir şekilde zaten başarılı çocuklar haline geliyor.

Yeni nesil anne-babalarda ‘‘mükemmel olma” ve “mükemmel çocuk yetiştirme” isteği hızla yaygınlaşıyor. Hepsi de çocuklarının kendine güvenli, başarılı, sağlıklı, kendi ayaklarının üzerinde duran bireyler olmasını amaçlarken, tüm iyi niyetli çabalarına rağmen zaman zaman hayal kırıklığı yaşayabiliyor, kendilerini “nerede yanlış yaptıklarını” sorgularken bulabiliyorlar.

Çocuğunuz için en iyisini istemek tabii ki en büyük hakkımız ama aşırıya kaçmadan… Çünkü fazla mükemmeliyetçi davranmak çocuğa zarar veriyor. Anne-babalar, ayakları yere sağlam basan, dört dörtlük bir birey yetiştirmek için çabalıyor. Bu gayret aslında onların doğasında var. Fakat bu çabayı aşırıya kaçırmak da doğru değil. Bir noktadan sonra mükemmeliyetçi davranmak çocuğunuzun karakterine zarar verebiliyor. Çocukta depresyon, hırçınlık yarattığı gibi, arkadaş ilişkilerini de olumsuz etkiliyor.

Mükemmeliyetçi anne-babaların çocukları, sevilmeyi her zaman koşula bağlı hissettiklerinden kendilerini hiçbir zaman güvende hissetmezler. Ya boyun eğerler ya da hırçınlaşıp, her şeye isyan ederler. Başaramadıklarında büyük hayal kırıklığı yaşarlar ve kendilerini değersiz hissederler, çok sık depresyon yaşayabilirler. Her konuda en iyi ve üstün olmak isterler. Olamadıklarında ise büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar, sevilmeyeceklerini, beğenilmeyeceklerini düşünürler ve kendilerini çok değersiz hissederler. Yaptıkları şeylerin iyi olduğundan bir türlü emin olamazlar. Çevresindekiler iyi olduğunu söylese bile kendi iç sesleri aksini söylediği için hoşnutsuzluk ve doyumsuzluk yaşarlar. Sürekli ailesinin onun için yaptıklarına layık olmaya çabalar ve bu konuda kendilerini ağır bir baskı altında hissederler. Her konuda aşırı kaygılı ve tedirgin olurlar, özellikle de performans gerektiren konularda kaygı düzeyleri çok yüksek olur. Tırnak yeme, alt ıslatma, yalan söyleme sık görülen davranışlardır. Arkadaş ilişkileri sorunludur. Arkadaşlarını çok eleştirirler, onlardan çok fazla şey beklerler ve istedikleri gibi davranmadıkları zaman arkadaşlarından uzaklaşırlar.

Mutlu ve özgüvenli çocuk yetiştirmek için uzmanlardan öneriler… Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin ve sadece insan olduğu için değer verin. Çocuğunuza güvenin ve inanın. Her koşulda sevdiğinizi ona belli edin. Onu hiç kimseyle karşılaştırmayın. Sadece kendi içinde yarışmaya teşvik edin, böylece başarı hırsının kaygıya dönüşmesini engellemiş olursunuz. Kendi gibi olması için fırsat yaratın. Çocuğunuzu ayrı bir kişilik olarak kabul edin, anlamaya ve tanımaya çalışın. Fikirlerini dinleyin ve ona saygı duyun. Olumlu davranışlarına, yapabildiklerine odaklanın. Olumsuzluklarını ortaya koymaktan olabildiğince kaçının. Yeteneksizliklerini ve deneyimsizliklerini başka başarılarıyla gidermeye çalışın. Onlardan her zaman doğruyu ve mükemmeli beklemeyin. Yaşadığı duyguları ifade etme olanağı verin. Becerilerini geliştirme konusunda destekleyin. Hata yaptığında engellemeyin, utandırmayın, aksine yeniden denemesi için teşvik edin. Sonuca değil çabaya önem verin ve çabalarını ödüllendirin. Çocuğunuzdan kapasitesinden fazlasını bekleyip, baskı yapmayın. Ona etkili zaman ayırın ve onu dinleyin. Hataların insanı geliştiren ve öğreten bir yanı vardır. Çocuklarınız da hata yaparak öğrenmeli, hatalarının sonuçlarını yaşamalı ve kendi davranışının sorumluluğunu almayı öğrenmelidir. Yaşamda neyle karşılaşmak istiyorsanız karşılığını görmek için önce siz o davranışı yapmalısınız. Düzeltilecek şeyler varsa önce kendinizden başlayın.