Müminin Ticaret Hayatı Nasıl Olmalı?

roman-kraft-RtDwtRDvYQg-unsplash
Fotoğraf: Roman Kraft-Unsplash

İnsan hayatına dair hemen her alanda yolumuzu aydınlatan altın değerinde öğütler veren Kur’an-ı Kerim’de ticaret ile ilgili de ayetler elbette yer alır.

Tarih boyu insanlık, geliştirdiği çeşitli şekillerde ticaret ile uğraşmıştır. Yazılı tarih kaynaklarından öğrendiğimize göre paranın bulunmasına kadar takas ile yürütülen bu faaliyetler, paranın bulunmasından sonra daha da hızlanmış ve çeşitlenmiştir. Ticaret hayatındaki bu çeşitlilik ve hızlanma medeniyetleri öyle hırslandırmıştır ki yeni keşiflere kapılar açmış savaşlara sebep olmuş, ticaret savaşları yapılmıştır.

İnsan hayatında bu denli önemli olan ticaretin nasıl yapıldığı mikro ölçekte kişilerin ticareti ile başlar. Her dönemde ticaret erbabı tüccarlar genel olarak nitelersek liderlik vasıflı, gözü kara, risk alabilen ve hırslı insanlardır. Aslında bunlar ticarette başarı ve sürekliliği sağlayacak özelliklerdir.

İşte tam burada bu meziyetlerin ticaret yaparken nasıl yönetildiği ya da yönetilemediği işin içine girer. Yüce kitabımız Kur’an hayatın devamlılığını sağlayan bu önemli unsurun icrası ile ilgili önemli bilgiler verir. Çünkü ticaret önemli imtihan alanlarından biridir.

Şimdi Kur’an-ı Kerim’de müminlere ticaret esaslarını anlatan ayetlere bakalım:

Tevbe Suresi 29. Ayet: “De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesatından (bitmesinden) korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah’tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.”

Bu ayette ticaretin insan için bitmesinden korkulan şey olarak bahseder ki bu korku kimi zaman Allah korkusunu sevgisini Allah’ın yolunda cihadı bile unutturabilecek nitelikte olduğu vurgulanır.

“Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.” (Rahman Suresi, 9. Ayet).

“Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (İsra Suresi, 35. Ayet).

Ticaret ile ilgili anılan ayetlerde insanın daha fazla kar amacı ile hileye başvurarak ölçüde-tartıda kolayca hile yapabilecekken bunu yapmaması eğer daha fazla kar arzusuna yenilmezse bunun daha hayırlı olduğu belirtilir.

Tüccar bir müminin ticaretini dürüstlük üzerine kurması ve böyle devam ettirmesi hem dünyası hem ahreti için hayırlı olandır. Kendisi ve ailesinin boğazından helal lokma geçen mümin zarara uğramaz. Bilakis daha çok kazanır. Ancak bu Müslüman bir ahlakla olacaktır. Hep gönülde olacak bir Allah korkusu, Allah’ın rızasını kaybetmekten korkmaktır karlı bir ticaretin sırrı. Bu açıkça belirtilmiştir.

Kimsenin göremeyeceği terazinin hilesinin hep gören tarafından görüldüğünü hiç akıldan çıkarılmamalı. Ama ticaret imtihanında da şeytan boş durmayacaktır. Hatta en büyük tuzaklarını bu alanda kurar insana. Vesvesesi dürtüklemesi bitmez, tükenmez. Ama gerçek Müslüman şeytandan bir dürtme geldiğinde hemen Allah’a sığınır ve kurtulur o nefsinin fısıldadıklarından. Hemen düzeltir terazinin şirazesini.

Genel esas dürüst olmaktır müminin ticaretinde. Bir de “infak”tan bahseder Kur’an. Kazandıklarınızdan gizli açık verin der. Bu size önerilir. Yapacak olan da yapmayacak olan da sizsinizdir. Yaparsanız bereketinizin arttığını, sakınırsanız eksileceği öğütlenir. Allah’ın bizlere bahşettiği nimetler düşünüldüğünde kazandıklarımızdan infak olarak ne azdır aslında. İşte mümin tüccar bu esasları idraki ölçüsünde iyi bir tüccardır.

Son olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed’in bir hadisini paylaşalım:

“Ademoğlunun iki dere dolusu malı olsa bir üçüncüsünü ister. Ademoğlunun içini / karnını topraktan başka bir şey dolduramaz.” (Buhari, Rikak, 10; Müslim, Zekat, 116)

Her mümin tüm hayatında uyguladığı Kur’an kurallarını ticaretinde de elbet uygulamak nefsine yenilmemekle yükümlüdür.