Mutlu Geçirilen Çocukluk Dönemi Mutlu Yaşanan Yetişkinlik Demek…

robert-collins-tvc5imO5pXk-unsplash.jpg
Robert Collins-Unsplash

İslam dininde çocuklar, anne ve babalara emanet edilmiştir. Ebeveynlere düşen bu sorumluluk hakkında Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurur: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkar efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibari ile hepiniz çobandır ve güttüğü sürüden sorumludur.” (Buhari)

Peygamber Efendimiz’in hadisinden anlaşılacağı üzere anne ve babalar çocuklarından sorumlu kişilerdir. Onları; edepli, ahlaklı, dine uygun ve mutlu bir şekilde yetiştirmek de onların sorumluluğundadır. Mutlu çocuklar yetiştirmek içinse izlenebilecek çok sayıda yol bulunur.

Tutarlı davranışlar sergilemek: İnsan yaşamında karşıdaki kişilerin tutarlı davranması istenir. Ancak çoğu zaman bu isteğe zıt bir şekilde kişi kendi içinde tutarsızdır. Tutarlı davranmak, çocuk yetiştirilirken dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Çocuğun belli bir yaşa kadar anne ve babasını taklit ettiği düşünüldüğünde; bireylerin söz ve davranışlarında uyumlu olması beklenir.

Söylediği ile yaptığı birbirini tutmayan anne ve babalar çocuğun kafa karışıklığı yaşamasına sebep olur. Bir müddet sonra da çocukta aynı davranışa karşı bir eğilim olduğu gözlenir. Söz ve davranışlar arasında tutarlı olmak ve çocuğa bu şekilde davranmasını öğretmek; sosyal yaşamda saygı duyulur olmayı sağlar ve mutlu olmayı da beraberinde getirir.

Sevgiyi sözlü ve fiziki olarak göstermez: Her anne ve babanın evladını sevdiği bir gerçektir. Ancak çocuklar için bu sevgi, gösterildiği ve hissettirildiği takdirde bir anlam kazanır. Bu sevginin ise tamamen koşulsuz olması gerekir. Çocuk iyi bir davranış sergilediğinde ona ödül olarak sevgi sözcükleri söylemek, aksi durumda ise bunu yapmamak çok büyük bir hatadır.

Sevgi koşul ve isteklerden tamamen bağımsız bir duygudur. Bunun bilincinde olmadan hareket etmek, çocuk ile anne babası arasında karşılıklı olarak güven sorgulamasına yol açar. Neticede de çocuk kendisini değersiz hissederek yoğun bir mutsuzluk yaşamaya başlar. Çocuğun ruh halinde böyle bir dalgalanma olmaması için anne ve babanın ona karşı olan sevgisini her koşulda hissettirmesi gerekir.

Diğer insanlar ile işbirliği yapmayı öğretmek: İnsan özellikle iş hayatında büyük bir rekabet ile karşı karşıyadır. Ancak çocukluk döneminde rekabetçi yaklaşım her bireyde işe yaramaz ve ters etki bırakabilir. Bunun yerine çocuklara arkadaşları ve diğer insanlarla işbirliği içinde olmaları gerektiği öğretebilir.

İşbirliği, yaşamın her alanında birleştirici ve bütünleştirici bir etki bırakır. Spor faaliyetlerinde, ödev yaparken ya da oyun oynarken işbirliği içerisinde olmak; çocuğun daha sosyal olmasına olanak tanır. Bu tarzda yetişen çocuklar da daha neşeli tavırlar sergiler.

Mükemmeli isteyen tavırlardan uzak durmak: Çocuktan mükemmel bir insan olmasını istemek, aslında onu stres altına sokarak zarar verir. Yaşamda her bireyin üstlenmesi gereken farklı sorumluluklar vardır ve anne ve babalar bile mükemmel değildir. Bu gerçeğin farkında olmak ve çocuğu da mükemmel olmamaya zorlamak, çocuğun hem bu dönemde hem de yetişkinlik çağında mutlu olmasına yardımcı olacak bir yoldur.

Geçmişte yaşamamak: Geçmişte yapılan hataların telafisi yoktur, başa gelen olumsuzlukları sık sık dile getirmek de zaman kaybından başka bir şey değildir. Bu sebeple, çocukların yaptığı hataların sürekli dile getirilmesine gerek yoktur. Anne ve babalara düşen başlıca görev tamamlayıcı ve affedici olmaktır. Aksi şekilde davranmak, çocuğun ailesinden uzaklaşmasına ve mutsuz olmasına neden olur.