Namaz ve Huşu

muslim prayers
ID 149997969 © Aditya Srinivasan Singh | Dreamstime.com

Müslümanlara farz olan en önemli ibadetlerimizden olan namaz, Kur-an’ı Kerim’de birçok sure içinde yer verilen, öneminden ve kula kazandıracaklarından bahsedilen yüceltici bir ibadet. Kur-an’ı Kerim’ de yer alan bilgilerden peygamberimiz Hz. Muhammed’din tebliğinden önceleri de diğer kitabi din mensuplarınca yerine getirilen bir ibadet olduğunu görüyoruz. Bu konudaki bazı ayetlerde İslam öncesi namaz ibadeti şu şekilde anlatılmakta:

Meryem Suresi 59. Ayette Hz. Adem, Nuh ve İbrahim’den sonra namazı terk eden nesillerin geleceği bilgisinin verildiği, Al-i İmran Suresi 39. Ayette Hz. Zekeriya’nın namaz kıldığı, Enbiya Suresi73. Ayette Hz. İbrahim ile birlikte Hz. Lut, İshak ve Yakup’a namazın emredildiği, Lokman Suresi 17. Ayette Hz. Lokman’nın oğluna namazı hakkıyla kılmasını öğütlediği, Bakara Suresi 83. Ayette ise Allah’ın İsrailoğulları’ndan diğer vecibeler yanında namazı yerine getirme sözü de aldığı belirtilmekte.

Kur’an-ı Kerim’de üzerinde önemle durulan, rüku ve secdesi baki olmakla beraber, farklı şekillerde kılındığı anlaşılan namazın, belki de kılanlar tarafından değişmeyen, hakkıyla yerine getirilmesinde en zor olanı ve en çok gayret gösterileni ise huşudur.

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nde ki tanıma göre; sessiz ve sakin durmak, alçak gönüllü olmak, Hakk’a boyun eğmek, yumuşaklık, kolaylık gibi anlamlara gelen huşu kelimesi, terim olarak ise Allah’ın huzurunda olma bilincini diri tutup tevazu ile boyun eğmeyi anlatır.

Müminun Suresi bir ve ikinci ayetlerinde kurtuluşa erecek müminlerin nitelikleri anlatılırken namazlarını huşu içinde kıldıkları da sayılan özelliklerdendir. Yüce Rabbimizin huzurunda durma şerefine nail olmak, O’nun azametini ve yüceliğini hissederek zikretmek ne yüce bir duygudur. Bu şuurla kılınabilecek namaz kalben müminin miracıdır. Huşu içinde kılınacak bir namaz için elbette ki ne dediğini anlamak şarttır. Kişinin şuurlu olarak kalben huzurda durması ve okuduğunu anlaması huşu ile namaz kılmada manevi yükselmeyi sağlayan unsurlardan olacaktır. Elbette bunun için okunacak duaların anlamını bilip, akıldan geçirmek gerekli olacaktır.

Hem fiziksel hem kalbi bir boynu büküklük ve tevazu hali olan huşunun kalple ilgili boyutu yüce Rabbin azameti karşısında kulun hissettiği derin saygı ile edebe gelmesidir. Namazda duruş itibari ile vücut dili bu kalbi huşunun bir yansıması niteliğindedir. Huşu içermeyen bir kalp ile sadece fiziki olarak uygunluk biz anlam ifade etmemektedir. Kur-an’ı Kerim’ de kulluk görevlerinden olan ve bu görevin yerine getirilmesinin en somut göstergelerinden biri olan namazda, şekli unsurların yerine getirilip hissi olarak huşu içinde olmamak o namazın bir değer taşımadığına dair emareler vardır diyebiliriz. Buna örnek fiziki olarak namaz kılanların gösteriş için namaz kıldıkları ve bunun kınandığını gösteren ifadeler Maun suresinde yer alır.

Anlatılan münafıklık tanımında diğer özelliklerin yanında gösteriş için kılınan namazdan da bahsedilmektedir. Burada tanımlanan kişilerin kendisi mümince yaşama şuurundan yoksun olduğundan, kılınan namazın da huşu içinde olmaktan uzak ve gösteriş için kılındığı alt anlamını çıkarabiliriz. Buradan hareket ile aslında namazda müminden istenen huşu halinin dünyevi hayata tevazu ve takva içinde yaşama olarak yansıması gerektiğidir.

Bazı İslam alimlerine göre namazdaki huşu, kişi namaza durduğu zaman hissi ve fiziki dünya ile bağını kesmesi, örneğin sağında solunda kimin olduğunu bilmeyecek kadar kendini ibadete vermesi olarak tanımlanmıştır. Bazı alimler ise Kur-an’ı Kerim’deki ifadeler ışığında huşunun namazın şartları arasında sayılması gerektiğini belirtmiş, başka alimler ise her müminin her zaman aynı huşu içinde olamayacağından bunun gerekli ama şart koşulamayacak sünnetlerden sayılması gerektiğini savunmuşlardır. Velhasıl takva içinde yaşanacak bir hayat huşu içinde kılınacak namazların anahtarı niteliğindedir.

 

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!

İlgili makaleler
İnanç İpek Atacan 11-Ağu-2020 Kur’an’dan Sonra İslamiyet İçin İkinci Temel Kaynak Sünnet Kaç Çeşittir? İnanç İpek Atacan 09-Ağu-2020 İslam Literatüründe Karşılaşılan Yorum Farklılıklarının Temel Sebepleri
Görüş
Görüş 09-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Fakirlik, öteden beri insanlığın ortak kaderi olmuş en temel problemlerden biridir. Tarihte yaşamış en eski milletlerden günümüze değin, toplumlar ‘zenginler ve yoksullar’ olarak iki ana katmana ayrılmıştır. Zenginler ve soylular sınıfı mevcut imkanlardan olabildiğince faydalanırken, yoksul kesim ise yokluklar içerisinde hayatlarını sürdürmeye mahkum edildiler.

Devamı Devamı
İnanç Şebnem Kırcı 08-Ağu-2020 İlk Kıblemiz Kudüs