Namazda Duruşların Anlamı

ID 92078755 © Kitti Kahotong | Dreamstime.com
ID 92078755 © Kitti Kahotong | Dreamstime.com

Namaz kulun Allah’a bağlılığını, sadakatini arz etmesidir, müminin her an ve her durumda Allah ile birlikte olduğu bilincini pekiştirme talimidir. Her bir rekatta bedenin temel olarak dört pozisyonu vardır. Her biri Arap alfabesinin bir harfinden oluşur ki onlar Allah’ın isminin yazıldığı harflerdir. ‘Elif’ kıyamdır, ‘Lam’ rükudur. ‘He’ ise secde ve aynı zamanda nefes alma ve oturma hali celsedir. Kıyam (ayakta durma), insan aleminin sembolüdür, Allah’tandır. Rüku (eğilme), hayvan aleminin sembolüdür, Allah’a yöneliştir. Secde (yere kapanma) bitki aleminin sembolüdür, Allah’ı hissetmektir. Celse (oturma) maden aleminin sembolüdür, Allah içindir. Sonuç olarak, beden bir rekat boyunca bu bedensel durumlardan geçer ve namaz kılan beden hareketleriyle Allah lafzını yazar.

İftitah (başlama) tekbiri, dünyayı Allahu Ekber diyerek elimizle arkamıza atıp Allah’ın rahmet kucağına sığınmaktır. Allah’ın her şeyden büyük olduğunu tekbir getirerek tasdik etmektir. İnsan tekbir getirirken dünyasını ellerinin üzerine koyup ardına atar. Önünde sadece Rabbine uzanan yol kalır.

Kıyam, ayakta durmak, ayağa kalkmak, doğrulmaktır. İnsan namazdaki bu rukünle devamlı olarak kıyamda Allah’ı zikreden meleklerin ve ayakta duran ağaçların ibadetlerini temsil eder. Kıyam insanın bedeniyle ve kalbiyle huzurda ayakta durmasıdır. Kıyamda başın eğik olması kalbinin tevazuna ve kibirden uzak oluşuna işarettir. Allah’a duyulan saygıyı temsil eder. Kıraat, Kur’an’ın namaza taşınmasıdır. Kıraatin kalbi Fatiha’dır. Bunun için “Fatiha’sız namaz, namaz olmaz.” Kıyam nasıl dağları temsil ederse, kıraat de, müminin yüreğini besleyen rahmet bulutunu temsil eder. Allah’ın kusursuz mükemmelliğine, benzersiz güzelliğine, sonsuz rahmetine karşı “Elhamdulillah” demekle şükretmektir. Ayrıca bütün işlerin Allah’ın yardımıyla olduğunu ve bütün hamdın O’na mahsus olduğunu belirtmektir

Rüku, saygıdan dolayı boyun eğmeyi ifade eder. Kıyamdaki saygının bir sonraki aşamasıdır. Rüku tek başına ictimai teslimiyeti, secde ise şahsi teslimiyeti ifade eder. Zira “Rüku edenlerle birlikte rüku edin!” ayeti vardır fakat “Secde edenlerle birlikte secde edin!” ayeti yoktur. Rüku, kıyam ile secde arasında bir duraktır. Rükuda kul, dört ayak üzerinde yürüyen tüm canlıları temsil eder. Rüku, hamd etmenin beden diline yansımasıdır. Onun için rükudan doğrulan kul, “Allah hamd edeni işitir” der. Allah Resulü cemaate namaz kıldırırken bu cümleyi söylemiş, bunun üzerine Resulullah’ın ardında ilk kez namaza duran bir bedevi, “Madem işitir, ben de hamd edeyim o zaman” mantığıyla, “En güzel, sonsuz, en mübarek hamd O’na olsun; gökler ve yerler dolusu hamd O’na olsun!” diye yüksek sesle hamd etmeye başlamış. Allah Resulü namazdan sonra “Kardeşinizin sözlerini yere düşürmemek için semadan meleklerin hücum ettiğini gördüm” buyurmuş ve o bedevinin hamd sözlerini kendisi de namazlarına taşımıştır.

Secde ise saygının nihayi noktasını ve zirvesini temsil eder. Huşu duyan kalp önce sahibini ayağa kaldırır, sonra boyun eğdirir, en sonunda secdeye vardırır. Secde insanın Allah karşısındaki kulluğunu temsil eder. Secde insanın insanlığını Allah’ın huzurunda yere koymasıdır. Secde Allah’a kurban olmaktır. “Secde et ve yaklaş” (Alak, 19. Ayet) bunu ifade eder. Secde anne karnındaki saf hale dönüştür. O nedenle secdedeki duruş ceninin anne karnındaki duruşuna benzer.

Ka’de yani oturuş, yolculuğun sonunu temsil eder. Salat içinde duanın en yoğun olduğu bölümdür. Dua sadece “ibadetlerin beyni” değil, namazın da beynidir. Selam miraç yolculuğunun sonunu temsil eder. Sağımız ve solumuzdaki tüm varlığı selamlayarak, varlığı temsilen bu miracı yaptığımızı söylemiş oluruz. Namaz teslimiyetinizin alameti, selam ve selamet teslimiyetinizin ödülü, teslimiyetimiz İslam’ın alametidir.