Namazın Faydaları Bilimsel Olarak da Kanıtlandı

nick-fewings-iSJzuH4-PsU-unsplash.jpg
Fotoğraf: Nick Fewings-Unsplash

Farsça kökenli bir kelime olan namaz “Eğilmek, kulluk için eğilmek, ibadet” gibi anlamları olan bir kelimedir. Arapça’da ve dolayısı ile Kur’an’da “Salat” kelimesi ile karşılık bulur. “Dua etmek, yalvarmak, bağışlanma dilemek” manalarına gelen kelimenin çoğulu Kur’an’da “Salavat” olarak geçmektedir.

Salat kelimesi ile aynı kökten türediği bilinen “Musalli” ise namaz kılan anlamına gelir. Namaz ya da salat kelimesini yazmak kolay yaşamak meşakkatlidir.

Yüce kitabımız Kur’an’da namazın bütün ilahi dinlerde var olduğu, Allah resulü Hz. Muhammed’den önceki peygamberlerin de namaz kıldığı anlaşılmaktadır. Zira İslami kaynaklarda da şeklen farklılıklar olmak ile birlikte öz ve niyet olarak ortak bir ibadet şekli olarak namaz yer almaktadır. Kur’an’da, Meryem Suresi 59. Ayet’te Hz. Zekeriya’nın namaz kıldığı, yine Meryem Suresi 55. Ayet’te Hz. İsmail’in ailesine namazı emrettiği, En-am Suresi,162. Ayet’te Hz. İbrahim’in namazını yalnız Allah rızası için kıldığını belirttiği ayetler örnek olarak verilebilir.

Kur’an-ı Kerim’de namaz ibadetini anlatan ayetlere bakıldığında yerine getirilmediği takdirde bir cezalandırma ya da yaptırımdan söz edilmediği görülür. Bu ilginç yaklaşım derin bir anlam taşır. Zira namaz sadece Allah rızası için ve gönüllü olarak yapılması gereken temel bir ibadettir. Herhangi bir cezai müeyyidenin olmaması da başlı başına bir imtihan ve terbiye konusu olmasındandır.

Kur’an’da anlatıldığı ve peygamberimiz Hz. Muhammed’in gösterdiği şekilde 5 vakit olan namazın olmazsa olmaz olarak iki temel niteliğinin abdest ile başlaması ve huşu içinde kılınması gerekliliğidir. Tüm ayetler incelendiğinde bunun sadece ezbere okunan ayetlerin birtakım fiziki hareketler eşliğinde görev bilinci ile yapılan bir ibadet olmaması, Allah’ın huzurunda olunduğu bilinci ile Allah’a yaklaşma arzusunda yanıp tutuşma hali olması gerektiği anlamlandırılmıştır.

O halde namazın musalli için belki de ilk faydası bahşedilen bu hayatta yalnız olmadığı, günde 5 vakit şükür ederek yardım isteyeceği her şeyden üstün her şeyin üstünde “Ol” deyince olduran yüce Rabb’inin varlığını hissederek güçlenmektir.

Manevi olarak namaz kılan kişi için her günahın her acının her imtihanın bir var edeni olduğunu ve aynı zamanda bunlarla baş edecek gücü de vereceğini bilmek tükenmez bir güç kaynağıdır.

Namazın çok fazla detaylandırılabilecek manevi faydalarının somutlaşmış hali yapılan araştırmalar ile şu şekilde ortaya konmuştur:

Namaz sırasında oluşan huzur duygusu ile huşuya kavuşan insanların beyinlerinde dopamin ve Interkulin-2 gibi maddeler salgılandığı tespit edilmiştir. Dopaminin rahatlamayı sağlayan, ferahlık veren etkilere sahip olduğu, Interkulin- 2 maddesinin ise savunma sistemini kuvvetlendirdiği belirlenmiştir.

Namazın vücut için somut faydalarına en çarpıcı örneklerden biri ise ünlü ortopedi uzmanı Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü

Hans Tischer’in namazdaki hareketleri inceleyerek vardığı sonuçtur:

“Müslüman’ların namazı; ortopedik açıdan bacaklar, diz, kalça ve ayak bilekleri hatta parmak eklemlerine varıncaya kadar vücudun her eklemini hareket ettirir. Ayrıca boyun, omuz, kol, bacak, sırt ve karın kaslarının tümünü bir ahenk içinde kasılıp yumuşatmakta ve böylece tam bir sağlık kaynağı olmaktadır. Vücut için bundan daha faydalı, daha rahatlatıcı bir hareketler topluluğu düşünülemez.”

Görüldüğü gibi bu mucizevi ibadetin her musalli için faydaları aslında saymakla bitmez.

Son olarak namazın sosyal olarak faydalarından biri de insanı organize ve planlı bir hayat yaşamaya sevk etmesidir. Sabah güneş doğmadan namazla güne başlamak hem zaman hem maneviyat olarak bereket getirecektir. Diğer vakitlerde de insanın üstüne çığ gibi gelen dünya işleri yanında ibadet için zaman ayırabilmek, planlı yaşamak belki de tahmin etmediğimiz faydaları sağlamaktadır.