Nefesin Doğrusu Olur mu?

dreamstime_s_31433043
Fotoğraf: ID 31433043 © Paulus Rusyanto | Dreamstime.com

Nefes insan için gerçekleşen mucizelerden biri daha. İstemsiz olarak aldığımız nefes bedenimizdeki tüm organların doğru çalışması için bir kaynak oluyor. Nefes almak, doğduğumuz ilk andan itibaren yaptığımız bir eylem. Hayata gözlerimizi son nefesimizi vererek kapatırız. Anlıyoruz ki nefes bizim hayatla temel bağımız.

Son yıllarda pek çok yerde “Doğru Nefes Alma” dersleri karşımıza çıkıyor. Siz de çevrenizden şu sözleri duymuşsunuzdur. “Meğer ben yıllardır doğru nefes almıyormuşum.” Burada bahsedilen, alışkanlık olarak yaşımız ilerledikçe ciğerlerimizle nefes alıyor oluşumuz. Bebekler uyurken nefes alıp verdikçe karınlarının şiştiğini görmüşsünüzdür, işte bu onların diyaframdan nefes aldığını bize gösterir. Bugün insanların doğru nefes olarak adlandırdıkları nefes de işte bu diyafram nefesidir. Yaratan Allah, bizim doğduğumuz andan itibaren doğru nefesi almamızı sağlıyor.

İnsan vücudunu ve çalışma sistemini o kadar kusursuz meydana getirmiş ki, öğrendikçe etkilenmemek mümkün değil. Yetişkin olmaya başladıkça, doğuştan sahip olduğumuz diyafram nefesini unutarak, göğsümüze nefes almaya başlıyoruz, bu da yanlış nefes olarak adlandırılıyor. Peki diyafram nedir? Diyafram, göğüs boşluğunun altında bulunan bir kastır, bu ince kas, karın ve göğüs boşluğunu birbirinden ayırır.

Nefes aldığımızda aşağıya doğru hareket eder ve düzleşir. Bildiğiniz gibi bebekler gür bir sesle ağlar ama sesleri hiç kısılmaz. Bunun yanı sıra maça giden yetişkinlerin bağırdıkları için seslerinin kısıldığını sıkça görürüz. Diyaframdan nefes almak sesinizin yüksek çıkmasını sağlarken, ses kısıklığı sorununu yaşatmaz. Doğru nefes almanın faydaları saymakla bitmiyor; travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ve depresyona iyi geldiği de kanıtlandı. Buradan doğuştan ne kadar şanslı olarak yaratıldığımıza anlıyoruz. Yetişkin olma yolunda kaybettiğimiz doğru nefesi almamızın hayat kalitemizi arttıracağı şüphesiz.

Kuran-ı Kerim’de nefes almak bazı hadis ve ayetlerde karşımıza çıkıyor. “Bunun için, ben onu muntazam bir insan kıvamına getirip içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın” (Hicr Suresi, 29. Ayet)

Üflemek nefes vermek olarak yorumlanıyor. Bir başka surede “Onu İsrailoğulları’na Peygamber olarak gönderecek; onlara diyecek ki: “Ben, size Rabbinizden bir mucize ile geldim. Ben, size çamurdan kuş biçiminde bir yaratık yaparım, içine üflerim; Allah’ın izniyle hemen bir kuş olur.” (Al-i İmran Suresi, 49. Ayet) Nefesin can ile eşit olduğu bu ayette de karşımıza çıkıyor. Cansız nesneleri canlı yapan yine nefestir. Yine nefesin ne kadar önemli olduğu ile ilgili karşımıza çıkan bir diğer ayet “Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfledi ve sizin için işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı. Siz çok az şükrediyorsunuz.” ( Secde Suresi, 9. Ayet)

Tasavvuf felsefesinde ilk sufiler, nefes almanın manasını ilahi aşka ulaşıldığı zaman hissedilen rahatlık olarak anlamlandırdılar. Nefesin bizim hayatla olan en önemli bağımız olduğu bir kere daha vurgulanmış. Sufinin alıp verdiği nefesleri denetim altında tutması ve her anı değerlendirmesi önemli bir tasavvufi uygulama sayılıyordu. “(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?” (İnşirah Suresi, 1. Ayet). İnşirah Suresi’nin bu ayeti nefes almayı tanımladığı için içine sıkıntı gelenlere ve nefes alamıyormuş gibi hissedenlere İnşirah Suresi’ni okuması tavsiye edilir. İnşirah Suresi’nin neden indirildiği ile ilgili yazılarda, Hazreti Muhammed’in İslamiyet geldikten sonra karşılaştığı zorluklardan sonra ona bu surenin gönderildiğini buluyoruz.

Mekke’de yolda ona laf atıldığı ve henüz ona inanılmadığı zamanda Hazreti Muhammed (S.A.V) güçlüklerle karşılaşıyordu. Allah onu teselli için bu önce Duha Suresi sonra İnşirah Suresi’ni indirdi.