Nefsi Mutmainne Mertebesi

ID 120849991 © Milkos | Dreamstime.com

Nefis felsefelerinden biri olan, Nefsi Mutmainne mertebesinin anlamını anlamak için önce kelimenin anlamını inceleyelim. İtminan kelimesi Arapça bir kelime. Anlamı; rahatlamak, sakinleşmek, bir şeyi kararlaştırıp oturaklı kılmak.

Mutmainne kelimesi ise yatışmış, huzur bulmuş, tatmin olmuş anlamlarına geliyor. Bu mertebe nefis mertebelerinin dördüncüsü ve mülhime makamından sonra gelmekte.

Büyük dil alimi Ragıp el- İsfahani “muhmainne” kelimesini açıklarken, bu mertebeye erişen kişinin nefsinin kötülükten tamamen uzaklaşacağını söyler.

Kuran-ı Kerim’de bu mertebenin geçtiği ayete şahit oluyoruz. “ Ey Nefs-i Mutmainne! Sen O’ndan razı, O senden razı olarak Rabbine dön! Salih kullarımın arasına katıl! Ve Cennetime gir!” (Fecr Suresi, 27. 28. 29. 30. Ayetler)

Bu makamdaki kimseler, şiddetli ve zorlu haller karşısında kolay kolay yılmaz, pes etmez. “Kim gerçekten Yüce Allah ile birlikte ise kendisini korkutanlara, tehdit edenlere aldırmaz” diyen İbn Acibe el-Haseni k.s., burada mutmainne mertebesine ulaşmış nefsin özelliğine işaret eder. Buna göre nefsi mutmainne sahiplerini şöyle tarif edebiliriz: Onlar, kalbi son derece kuvvetli bir iman ile huzur ve sükun bulan, tüm şüphelerinden arınan, Allah Teala’nın muhabbetinin tüm kalbini kapladığı, azalarından ihlaslı ameller zuhur eden ve Hazreti Muhammed’in sünnetini titizlikle hayatına uygulayan nefis sahipleridir.

Nefis bir yandan şeytanı dinleyen bir kulağa sahiptir. “ Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”  ( Yasin Suresi, 60. 61. Ayetler)

Nefis insanın mertebesini yükseltmesi için ona verilen bir hikmettir. Nefsimizi yenmek için hiç durmadan mücadele etmeye devam ediyoruz. Nefsimizi yendikçe kemal bir sıfatı hak ediyoruz. Nefise hakim olmak yüksek derece almak, girdiğimiz manevi sınavları geçmekle olur.

Her nefis mertebesinin kendine özgü sıfatları bulunur. Nefsi mutmainnenin sıfatları arasında Hakk’a teslimiyet, sabır, cömertlik, tevekkül, tevazu, ihlas, kusurları affetmek, tüm varlığımızı Hakk’ın bir ayeti olarak görmek ve güzler yüzlülük.

Bu mertebeye erişen kişiler Allah’ın emirlerine harfiyen uyarlar. Allah’ın nimetlerinin farkında olurlar, sürekli olarak hamd ve şükür ederler. İmam Rabbani k.s Hazretleri’nin bir sözünü paylaşmak isteriz. “ Nefs-i mutmainneye kadar yapılan ibadetler ve kulluk taklididir. Nefs-i mutmainnede ise bunlar taklitten tahkike dönüşür.”

Kullukta hakikakat getiren bu mertebede, ibadetler şuurlu, gafletten uzak ve muhabbet içinde yapılır. Bu mertebede kalpler yalnızca zikir ile yatışır. Bu durum Kuran-ı kerim’de açıklanıyor. “ Onlar iman eden ve kalpleri Allah’ı zikrederek huzura eren kimselerdir. İyi bilin ki kalpler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (Rad Suresi, 28. Ayet).

Büyük alimlerden olan Abdurrahman Fasi rh. a. Hazretleri bu ayetin tesfirini yaparken “ Kalbin huzur bulmasındaki maksat, zikrettiği Yüce Zat ile sukünete kavuşmsı ve O’nunla ünsiyeti elde ederek içinde sevinç, ferahlık, genişlik ve tevekkül hali bulmasıdır.”der.

“Abdalların Serveri” ünvanıyla bilinen büyük sufi Ruzbihan el-Bakli k.s. hazretleri de kalbin huzuru ile ilgili olarak şunları söyler: “İman önce kalpte sadece kabul düzeyinde bir itikatla oluşur; kalbin huzuru da zikir ile sağlanır. Eğer kalpteki iman müşahedeye dayalı ise, kalbin huzuru Hak Teala ile ve O’nun zatına ait sırların keşfedilmesiyle oluşur.”

Bu mertebeden önceki mertebeleri de sırasıyla açıklamak isteriz. Nefs-i Emmare; Allah`ın emirlerine uymayan, yasaklarını çekinmeden yapan ve zevkine tabi olan nefistir. Nefs-i Levvame: Allah`ın emirlerine bazen uyan, bazen uymayan, işlediği günahlardan dolayı üzülen ve sevaplardan dolayı sevinen nefistir. Nefs-i Mülheme ise ilhama mazhar olmuş nefistir.