Nefsimizi Nasıl Terbiye Ederiz?

dreamstime_s_151282016
Fotoğraf: ID 151282016 © Leonid Yastremskiy | Dreamstime.com

Nefis, Kur’an’da; ruh, şahıs ve insanın istekleri olmak üzere farklı anlamlarda kullanılır. Toplum içerisinde nefis denilince akla gelen ilk anlam ise “Kötü huy ve arzular” olarak tanımlanır.

Şems Suresi’nin 9. ve 10. ayetlerinde “Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyan etmiştir.” buyrulur. Bu bağlamda nefis, mutlaka terbiye edilmesi gereken bir husustur.

Nefsin terbiye edilmesi tüm iman edenler için oldukça hayati bir mesele. Hz. Muhammed, bir hadis-i şerifinde “Ümmetim adına en korktuğum şey; nefislerinin hevalarına uymalarıdır.” demiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere, özellikle gençler için, nefis mutlaka terbiye edilmeli.

Nefsin terbiye edilmesi konusunda din alimleri farklı yollar izlemişlerdir. Bunun için de öncelikle insan ve nefis arasında bazı benzetmeler yapmışlardır. Örneğin, İmam-ı Gazali hazretlerinin nefsi azgın bir ata, insanı ise süvariye benzettiği bilinir. Bazı alimlerin de insan ve nefsi ticaret yapan iki ortak gibi düşündükleri görülür. Her iki benzetmede de sert durarak nefsi terbiye etmek mümkün.

Buna göre nefsini terbiye etmek isteyenler şu şekillerde davranabilirler:

Her gün yatmadan önce nefis hesaba çekilmeli. Gün içinde yapılan işlerden farz olanlar ve günah olanlar gözden geçirilmeli.

Büyüklerin nefisleri hata yapınca onu cezalandırdığı gibi, hata yapılan konularda cezalar uygulanmalı. Din büyüklerinin kaçırdığı bir namaza karşılık, bir gece uyumadığı bilinir.

Kalp, ruhun ve nefsin arasındaki bir bağdır. Kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi ezmek gerekir. Kalbi kuvvetlendirmek için de Hz. Muhammed’in sünnetlerine uygun davranılmalı.

Açgözlü olmanın günahı nedir?

Açgözlülük aslında doymayan bir nefse sahip olmak anlamına gelir. Açgözlü olup, sürekli dünya malı peşinde koşan kimseler, ahiret hayatını ikinci plana atarlar. Bu sebeple de maneviyatları olumsuz yönde etkilenir ve imandan da git gide uzaklaşırlar. Aç gözlülük yalnızca İslam’da değil tüm semavi dinlerde büyük bir günahtır. Bu bağlamda; açgözlülüğün derhal terk edilmesi, bunun yerine Allah’ın nimetlerine şükür ve kanaat getirilmesi öğütlenir.

Kur’an-ı Kerim’de çeşitli kavimlerden örnek verilir ve insanların bu kavimlerin başına gelenlerden ders çıkarması istenir. Tevbe Suresi’nde geçen Medyen halkı da açgözlülükleriyle tanınır. Bu kavim, ticarette ve iş hayatında aşırıya kaçtığı için helak edilmiştir.

Nefis ve Şeytan Arasında Bir Bağlantı Var mıdır?

Şeytan, kendisine verilen farklı araçlarla insanı günaha sürüklemeye çalışır. Bu bağlamda, şeytanın nefsi bir sözcü olarak kullanır. Nefis ve şeytan, Allah’ın rızasına kavuşma yolunda hem birer engel hem de birer vesiledir. Bunu anlayabilmenin en güzel yolu Hz. Mevlana’nın ifadelerine göz atmakla olur. Kendisi, “Su, geminin içine girerse onu batırır. Altında bulunursa da onu yüzdürür.” demiştir. Nefsi üzerinde hakimiyeti olan insanlar, Allah katındaki derecelerini de artırırlar.

Nefsin mertebeleri neler?

Nefis, terbiye edildikçe kemale erdiren yedi mertebeye sahiptir. Bu mertebelerin iç içe geçmiş halkalara benzetilmesi mümkündür. Bu bağlamda, bir halka açıldığında diğer mertebeye ulaşılır. Kişi tüm mertebelerden geçtikten sonra ise kemale ermiş sayılır. Nefsin yedi mertebesi aşağıdaki gibi isimlendirilir:

Nefs-i Emmare: Kötü arzuların peşinden gitmeyi ve kötülüğü emreden nefis.

Nefs-i Levvame: Yaptığı kötü işlerden dolayı kendini kınayan nefis.

Nefs-i Mülhime: İlhama eren nefis.

Nefs-i Mutmainne: İyi ve kötü gibi karşıtlıklardan kurtulan ve huzura eren nefis.

Nefs-i Radiye: Allah’tan gelenlere razı olan nefis.

Nefs-i Mardiye: Allah’ın kendisinden razı olduğu nefis.

Nefs-i Kamile: Kemal’e eren ve Kamil sıfatı kazanan nefis.

Yüce Allah’ın her zaman bizimle olduğunu bilerek yaşamalıyız. Nefis bir bakıma otokontroldür. Kötüden, şerden uzak kalmak bir müminin asli görevi olmalıdır.