Nostaljik Radyo Günleri…

csongor-schmutc-WximLTzm94E-unsplash
Fotoğraf: Csongor Schmutc-Unsplash

Günümüzde neredeyse nostaljik bir hale gelmiş olan radyo dinlemek bir döneme damgasını vuran insanları bir araya getiren ve ne kadar heyecan verici bir şeymiş aslında hayatımızda. Hep ninelerimizden dedelerimizden dinlemişizdir eskiden nasıl radyo dinlediklerini “Arkası Yarın”ları nasıl da heyecanla beklediklerini. Evinde radyosu olmayan komşuların radyolu evlere misafirliğe gittiklerini. Bu hikayeleri dinledikçe sanki sadece bizim kültürümüzde bu kadar güzel yaşanmış gibi gelmekte o günler. Yokluğu da  paylaşmayı da  barındırdığı için belki bünyesinde.

Radyonun ülkemizdeki ilk yayın tarihi 1927’dir. İlk yayın İstanbul’dan ve o dönem kurulmuş olan Türk Telsiz Telefon A.Ş. kurumsal bünyesinde gerçekleşir. 1964 yılında bugünkü adı ile bilinen TRT yayınları altında devam eder. İlk radyo yayınları başlardaki alt yapı yetersizlikleri ve verici ya da radyoların yaygın olmaması sebebi ile günde dört ya da beş saat yayın yapabiliyorlardı. Sonraları bu alanda yapılan yatırımlar ve yaygınlaşmasının sağlanması ile halk ile buluşması da artırıldı. O dönemler sıra dışı şekilde haber kaynağı olan radyonun sesli ve canlı bir şekilde haberler sunması ya da sanatçıların canlı olarak icra ettikleri eserleri kim bilir ne kadar da heyecan vericiydi. Memleket haberleri dinlemek dedelerimizin en önemli aktivitesi idi.

Sonraları verici ve alıcıların yaygınlaşması ile yayınlardaki çeşitliliğin ve yayın saatlerinin arttığı görülüyor. TRT’nin hemen her alanda düzenlediği programlar o zamanın en büyük eğlencesi haline getiriyor radyoyu. Tabii ki üzücü haberler de daha çabuk alınıyor. Saatli ve günlük olarak takip etmezseniz kaçıracağınız yani tekrarı olmayan yayınlar ne kadar da heyecan vericiydi kim bilir.  Şimdilerde ise sadece otomobillerde bir kesim tarafından dinlenir hale geldi radyolar. Genç neslin ilgisini çektiği pek söylenemiyor. Ama uzun yol şoförlerinin hala şarkı isteği yaptığı uzun uzun yollardaki tek arkadaşları olma özelliğini koruyor.

Günümüz medyasında hız artık radyoların tekrarsız yayınlar dönemlerinde olduğu gibi değil elbette. İstediğiniz her şeye istediğiniz an ulaşabiliyorsunuz. Hatta yıllar öncesi yapılıp yayınlanmış programların tekrar izlenmesi dinlenmesi bile mümkünken, program kaçırmak diye bir kavram söz konusu değil. Modern hayatta hemen her alanda olduğu gibi medya yayınları konusunda da zahmetsizce ve hızlı ulaşım sanki biraz değersizleştirdi her şeyi. Gelişen teknoloji ile birlikte dünyanın bir ucundaki kültürlerin müziklerine bile anında ulaşabiliyoruz artık. Çeşitliliğin bu kadar artması elbette çok geliştirici fakat duygu ve emekten yoksunluk yine bu alanda da kendini gösterdiği için sanırım artık radyo dinleme kültürü kalmadı. Evlerimizin mutfaklarında annelerimiz yemek yaparken çalan o radyoların sesi belki annemizin ufak ufak o melodileri mırıldanması, o şarkıyı kimin nerede ne şekilde söylediğini hayal edebilmek özlem duyulan bir şey oldu.  Evet sanırım hayal gücümüz her şeyin hazır ve kolay bir şekilde sunulması ile örselendi. Görsel iletişimin bu kadar yaygın olmadığı dönemlerdeki gibi sevilen sanatçıların posterlerini duvarlara asmak kadar masum bir şey de kalmadı. Ne kadar ünlü olursa olsun bir tuşa basmakla gözünüzün kulağınızın içinde.

Devlet kuruluşumuz TRT radyo konusunda hala çok başarılı yayınlar gerçekleştirmekte. Hemen her alanda farklı yayınlar yapan farklı radyo kanalları da mevcut. Elbette geri gelmeyecek o günkü duygular, radyoda takip ettiği programı heyecanla bekleyenler. Elbette çağımız çok hızlı ama belki radyo dinlemeye devam ederek görmeden sadece duyarak hayal kurma nostaljisi yapmak bizlere iyi gelecek.