Obezite Manevi Açlık mı?

ID 180211224 © Jhonatta Salguedo | Dreamstime.com
ID 180211224 © Jhonatta Salguedo | Dreamstime.com

Yapılan çalışmalarda, obez bireylerde genele oranla daha yüksek seviyede psikiyatrik hastalık gözlendiği ortaya konmuştur. Obezitenin varlığı, duygusal olarak örselenmekten başlayarak, yaşam kalitesini şiddetle etkileyen ciddi ruhsal hastalıklara yol açabildiği belirtiliyor. Obezitenin tedavi edilmesi ile hem beden sağlığında hem de ruh sağlığında iyileşme gözlenmektedir. Obezite tedavisinde davranış terapisinin ve bilişsel davranışçı terapinin yaşam tarzı değişikliklerine eklenmesi tedavi etkinliğini artırdığı ve hedeflenen vücut ağırlığının sürdürülmesine katkı sağladığı bildirilmektedir. Bunun yanında  obezitenin oluşmasında da ruhsal sorunlar ve hastalıklar önemli yer tutabilmektedir.

Bu sebeple obezite, iç hastalıkları ve cerrahi ile birlikte psikiyatrinin de tedavi alanındadır. Obezite, alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki dengesizliğe bağlı olarak yağ hücrelerinin sayıca artması ve vücutta sağlığı bozacak şekilde aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanıyor.

Obezitenin oluşmasında başlıca nedenler; aşırı ve yanlış beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyokültürel etmenler, hormonal ve metabolik etmenler, genetik etmenler, tedavi edilmemiş ruhsal hastalıklar, psikolojik zorluklar, kullanılan  bazı ilaçlar, doğum sayısı olarak görülmektedir.

Obezite yalnızca fiziksel bir problem olmakla kalmayıp aynı zamanda psikososyal bir sorun olarak da tanımlanmaktadır.

Obez bireylerde, normal bireylere göre beden imajlarından memnuniyetsizlik, benlik saygısında düşüklük, evliliklerinde mutsuzluk, iş ve sosyal yaşamda yetersizlik, cinsel yaşamlarında güçlük gibi psikososyal problemlere daha sık rastlanmaktadır. Obez bireylerde psikolojik sorunlara daha sık rastlanmaktadır.

Yapılan çalışmalarda obez bireylerde en sık depresif bozukluğun ardından da sosyal fobi, nikotin bağımlılığı, alkol bağımlılığı, kaygı bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk tanılarının izlediği ortaya konmuştur.

Biyolojik etkenler ve kadına dayatılan cinsiyet rolünün neden olduğu psikososyal etkenler, obezite ve obeziteye bağlı ortaya çıkan bedensel ve ruhsal sorunlarla karşılaşma konusunda kadınları, erkeklerden daha riskli bir durumda bırakmaktadır. Bütün bunlardan dolayı obezite, önemli bir kadın sağlığı sorunu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Tedavi edilmemiş ruhsal hastalıkların önemli bir obezite nedeni olabileceği gözden kaçmamalıdır.

Bu noktada obezitenin ruh sağlığıyla doğrudan etkileşiminin olduğu açıktır. Günümüzde yaygınlığı giderek artan, ölümcül sonuçları olan obezitenin tedavisinde etkin sonuçlar elde edebilmek için psikiyatrik tedavi stratejilerini de içeren bir yol seçilmesi gerekmektedir. Hastanın neden çok yediğinin saptanması, tedavi stratejisinin belirlenmesi açısından çok değerlidir.

Obezite tedavisinin ruhsal boyotunda davranışçı tedavi yöntemi öne çıkmaktadır. Psikiyatri alanında amaç hastanın yeme ve egzersiz davranışlarında değişim yaratmaktır ve bunun için hastadan; ‘Kendini İzleme, Hedef Belirleme, Dürtü Kontrolü, Davranışsal Yerine Koyma, Pozitif Pekiştirme’ becerilerini edinmesi beklenir.

Kendini izleme becerisi, tedavinin temel prensipleri arasında yer almakta olup alınan gıdaların ve yapılan egzersizin günlük olarak kaydının tutulması, yemeden önceki açlık hissi, duyguları kayıt altına alır. Bu şekilde hastanın yediklerine ilişkin farkındalıkların artması, yeme davranışını olumsuz etkileyen durumlar hakkında farkındalık kazanması amaçlanır. Hastanın yeme dürtüsünü tetikleyen uyaranların tespit edilmesi sağlanır.

Öte yandan hastadan tedavinin başından itibaren gerçekçi bir hedef koyması beklenir. Bu noktada psikiyatristler, yeme dışında alternatif bir davranışın geliştirilmesinde hastaya rehberlik etmeye çalışırlar. Hastayı aktif olarak yapacağı, yazmak, ev işi yapmak, egzersiz yapmak, el işi yapmak gibi davranışlara yönlendirilir. Hastanın hedeflerine ulaştıkça kendisini yeme ile ilintili olmayan bazı ödüllerle pekiştirmeyi öğrenmesi hedeflenir. Kişinin istediği bir şeyi satın alması ya da istenilen bir aktivitenin gerçekleştirilmesi ödül olarak kullanılabilir.

Görüldüğü gibi obezite tedavi edilebilir bir sağlık problemidir ve obezite tedavisinin ruhsal boyutunun önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Bu noktada Batının modernizmle tanımladığı yaşam tarzı, insanlığı değerlerinden uzaklaştırdıkça manevi açlığa mahkumiyetimiz de sürecektir.