Öğrenilmiş Korkulara Anlayış ile Yaklaşalım

ID 41433741 © Eevlva | Dreamstime.com
ID 41433741 © Eevlva | Dreamstime.com

Beynimizin yapabildiklerini çok kabataslak şekli ile gözden geçirdiğimizde bile akıl erdiremeyeceğimiz, karmaşık ve bir o kadar da mucizevi bir sistem olduğunu görürüz. Çok kısa bir araştırma ile beynimizin yapabildiklerini ve fiziksel yapısını araştırdığımızda, yüce Rabbimizin yaratış mucizesi karşısındaki acizliğimizi ve hayranlığımızı fark ederiz. Muhteşem insan vücudu kusursuz işleyen sistemini kusursuz yöneticisine borçludur. Hangi hormonun hangi saatler arası ne kadar salgılanacağı, ses, koku, görüntülerin kayıt edilip anımsanabilmesi, bu anımsamalarda tehlikeli bir geçmiş var ise tüm vücudun tehlike durumuna getirilmesi, hormonsal salgıların anlık bile değiştirilebilmesi… Daha sayamayacağımız sayısız işleyiş hayranlık uyandıran bu müthiş bir yapıda mevcuttur.

Ve bu muhteşem yapının yegane amacı bizi hayatta tutmaktır. Bunun için o kadar titiz ve itinalı bir çalışma sistemi vardır ki, hayatımızı riske sokacak her etmene karşı bir cevap ve savunma geliştirir. Bu sebepledir ki belki hiç yılan görmemiş bir kişi yılandan korkar. Hiç görmeden bu duyguyu nasıl geliştirmiştir? Hangi genetik miras bunu sağlamaktadır? Bilim, beyin ile ilgili birçok konuda olduğu gibi geliştirilen korkular ile ilgili soruların çoğu karşısında da hala cevapsız.

Fıtrat olarak beynimizin tamamen bizi korumak için geliştirdiği korkular genellikle somut uyaranlar tarafından tetiklenir. Korktuğumuz zaman bedenimizde meydana gelen sayısız anlık değişim bizi korkulan şeyden kaçmak ya da onunla savaşmak üzere fiziksel olarak hazırlar. Bir anda hızlanan kan akışımız ile her şey başlamıştır.

Bilim insanları birçok korkunun sonradan öğrenildiği konusunda hem fikirdir. Bu korkular her ne kadar bizi hayatta tutmak amaçlı olsa da bazen de korkmamamız şeylerden korkmak gibi davranışlar da geliştirebiliriz. En yaygın olanları, kedi korkusu, köpek korkusu, kapalı yerde kalma korkusu, su korkusu gibidir. Bu gibi korkular uyaranlarla karşılaştıkça depreşen, insan hayatını olumsuz etkileyen yersiz korkulardır. Bir insan kedilerle birlikte yaşarken bir başka insan kedi görünce yolunu değiştirmekte, görmeye bile tahammül edememektedir. Belli ki bu duyguyu yaşayan kişinin bilinçaltında bunu yaşaması ile ilgili bir kayıt atılmıştır.

Bu kayıt kedi belki kendisinin bile hatırlamadığı bir olay sonrası kedi gördüğü anda kaçması komutunun verilmesini sağlayan bir kayıttır. Kişi istemsiz olarak kendisinde korkuya sebep olan uyaranı gördüğü anda aynı tepkileri verir. Ve günlük hayatında bu uyaran her ne ise onunla karşılaşmamak için kurduğu bir düzen de yaşamaya başlar. Bu öğrenilmiş korkular çoğu zaman insan hayatını olumsuz yönde etkiler.

Korkuların sonradan öğrenildiğine dair yaygın örneklerden biri de su korkusudur. Hemen hepimiz suya girdiğinde ya da yaklaştığında çığlık atan, ağlayan çocuklar görmüşüzdür. Kimi çocuk da aynı ortamda hiç tepki vermez ve deniz, havuz ya da banyo yapmanın keyfini çıkarır. Bu fark öğrenilmiş bir su korkusundan başka bir şey değildir. Bu korkunun oluşmasına sebep olabilecek çok şey olabilir. Çok küçücük bir bebekken banyo sırasında bebeğin çok sıcak ya da çok suya maruz kalması, su yutması ya da maalesef birçok ebeveyn tarafından sıkça yapılan bebek ya da çocuğun yüzme öğrenmesi için birden bire suya atılması ve bunun travmatik etkilere sebep olması gibi. Ve bu tip korkular çevremiz tarafından yanlış davranışlar sonucu daha da yıkıcı hale getirilebilmektedir.

Başkalarına anlamsız gelen korkular, korku yaşayan kişilerin alay konusu yapılması, suya girmemek için çığlık çığlığa ağlayan çocuğa korkmayan çocukların örnek gösterilerek durumun daha da vahim hale getirilmesi gibi, durumu daha da içinden çıkılmaz hale getiren davranışları da doğurmaktadır. Bize anlamsız gelse de korkuları olan insanlara daha bilinçli olarak anlayışla yaklaşmamız gerektiği su götürmez bir gerçektir.