Öğrenmenin İslam Açısından Önemi Nedir?

gunnar-ridderstrom-9p8ouw3C8oo-unsplash
Fotoğraf: Gunnar Ridderstrom-Unsplash

Allah’ın, Peygamber Efendimiz’in elçiliği ile insanoğluna verdiği ilk emri “İkra!” yani “Oku!” şeklindedir. Burada yer alan ayeti kerimenin tamamında ise “Yaratan rabbinin adıyla oku!” (Alak Suresi, 1. Ayet) buyrulur. Bu ayetten anlaşılan ilk anlam İslam’ın Müslümanları, kalem ve kağıt ile ilim kazanmaya ve öğrenmeye teşvik etmiş olmasıdır. Ancak okuma işi, yalnızca yazılanları okumak ile yapılan bir şey değildir. Bu bağlamda, kainattaki nimetleri fark etmek, görmek ve yarattıkları için Allah’a şükretmek de okumanın bir parçasıdır.

Kur’an-ı Kerim’i okumanın önemi: Müslüman kimselerin dahil olduğu bir toplantıda okumayla ilgili bir durum söz konusu olduğunda, muhakkak Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetinden bahsedilir. Ancak, ilk ayeti kerimesinde okumanın emredildiği bu kutsal kitabın okunması çoğu zaman ihmal edilen bir konudur. Oysa okunmaya devam edildiği zaman Kur’an-ı Kerim kişiye türlü faziletler kazandırır. Peygamber Efendimiz, bu hususta “Kullar Allah’a ondan nazil olan şu Kur’an’la yaklaştıkları gibi hiçbir şeyle yaklaşamazlar” (Tirmizi) ve “Kur’an-ı okuyunuz. Muhakkak ki o, kıyamet günü dostlarına şefaat edici olarak gelecektir” (Müslim) buyurur.

Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim ile ilgili olan hadislerinden yola çıkıldığında, Kur’an ayetlerini okumanın ve bunlara uygun davranışlar sergilemenin önemi görülür. Bu bağlamda, kişi Kur’an-ı Kerim’i okuyarak Allah’a yakınlaşır. Bu ibadet şekli aynı zamanda kıyamet gününde ve ahiret yaşamında da kişinin yüklerini hafifletir.

İslam’ın ilim ve bilgiye verdiği önem: İslam’ın ilk vahyi olan okuma kavramı, daha sonra farklı ayetlerde de tekrar edilmiştir. Buradan varılabilecek sonuç ise dinimizde ilim ve bilgi paylaşımına son derece önem verildiğidir. İslam tarihinin dönüm noktalarından biri olan Bedir Savaşı’nda da bu önemin izlerine rastlamak mümkündür. Bu bağlamda, Müslümanların ilk savaşı olan Bedir kazanılmış ve savaş sonunda müşrik tarafın askerlerinden çok sayıda esir alınmıştır. Peygamber Efendimiz ve arkadaşlarının ortak kararı neticesinde de bu askerlerin fidye ödemeleri sonucunda serbest bırakılacakları ilan edilmiştir. Fideye bedeli olarak da her bir esirin on Müslümana okuma ve yazma öğretmeleri şartı konulmuştur.

Dinimizde ilim sahibi olmanın faydaları: İslam inancında ilim sahibi olmanın ve bu ilmi diğer insanlara ulaştırmanın faydası çoktur. Peygamber Efendimiz bir hadisinde “İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim) buyurur. Buradan anlaşılacağı üzere hayırlı ve faydalı bir ilmi öğrenmek ve sonrasında gelecek nesillere aktarmak kıyamete kadar sevap kapılarını açık tutmanın bir yoludur.

İslam’ın ilme olan bakış açısı, tarih sayfalarında yer edinen çok sayıda köklü devlete de kaynak olmuştur. Bu sebeple İslam devletleri, yeryüzündeki ilmin sürekli olması adına kütüphaneler açmış ve buralarda kaynaklar biriktirmiştir. Dünya üzerinde ilim öğrenmeyi ve yaymayı ibadet olarak kabul eden tek din İslam’dır. Bu bağlamda, bizlere düşen görev de dünyadaki vaktimizi faydasız ve boş uğraşlara harcamak yerine; ilim yolunda ışık olmaktır.

Bir toplumda ilim ve bilgi arttıkça, burada yaşayan insanların huzur ve refah düzeyinin de arttığı görülür. Bu bağlamda; ilim, birey ve toplum arasında görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir ilişki bulunur. Bu ilişkiye göre ilim öğrenen birey, topluma faydalı işlerde bulunur. Bu bireylerin sayısı arttıkça gelecek nesillere de ilim aktarılır ve bu zincir böyle devam eder. Zincire eklenen her yeni halka da toplumdaki huzur ve güvenin bir kaynağı haline gelir.