Oğuz Kaan destanı bize ne anlatır?

Kültür 26 Şub 2021 Contributor
Kültür-Sanat
Oğuz Kaan destanı
Vladimir Riabinin-Unsplash

İnsanlık tarihi boyunca olağan ve olağandışı olayların anlatıldığı destanlar denildiğinde ilk akla gelenlerindendir Oğuz Kaan destanı. Destanlar toplumların ilk dönemlerinden itibaren doğal felaketler, göçler, kahramanlık hikayeleri, savaşlar gibi toplumda iz bırakan önemli olayların masalsı şekilde dilden dile anlatılmasıyla oluşmuşlardır. Her ne kadar mitolojik ve doğaüstü olaylarla süslenerek anlatılmışlarsa da o günlerde toplumların yaşayışlarına ışık tutan önemli anonim eserlerdir.

En ünlü destanlar hangileridir?

Hemen her kadim topluma ait bir destan bulmak mümkündür. Bilinen en eski destansa günümüzde on iki tabletten oluşan kalıntısıyla Gılgamış Destanı’dır. Sümer ve Akad dillerinde yazılmış bu destan bize tarih olarak M.Ö 3.000 yılını verir. Diğer ünlü destanlara örnek olarak; İlyada Yunan, Şehname İran, Ramayana Hint, Beorulf İngiliz, Şinto Japon, Nibelungen Alman destanları sayılabilir. Hepsi bu milletlere ait izler taşıyan efsanevi anlatımlarla günümüze kadar gelen destanlardır. Kaynaklarına göre değerlendirildiğinde bu destanlar doğal destanlar sınıfında değerlendirilmektedir.

Oğuz Kaan destanı hangi dönemlerde geçer ve ne anlatır?

Uygur dilinde yazılmış nüshası bir Paris kütüphanesinde bulunmaktadır. Türklerin İslamiyet’i kabulünden önceki dönemlerini anlatır. Bu dönemler M.Ö iki yüz yıllarına tekabül eder. Destana göre; Ay Kağan, gök yüzlü, ateş ağızlı, ela gözlü, kaş ve saçları perilerden daha güzel bir evlat doğurdu. Bu bebek annesi Ay Kağan’dan ilk sütü emer emmez konuştu ve çiğ et istedi. Kırk günde büyüdü, yürümeye başladı. Ayakları öküz ayağı, eli kurt eli, göğsü ayı göğsü, omuzları samur omuzuydu.

Savaşçı Oğuz’un yaşadığı yer yakınındaki ormanda tek boynuzlu bir canavar yaşarmış (kaynaklarda geçtiği şekliyle gergedan olabileceği belirtiliyor). İnsan ve atları yiyen bu canavarı kimse alt edemezmiş. Oğuz, yay, ok ve kılıcıyla ormana gitmiş. Bir geyik avlayıp ağaca bağlamış ve gitmiş. Canavar gelip geyiği yemiş. Oğuz bu defa ağaca bir ayı avlayıp bağlayıp bırakmış. Canavar gelip onu da yiyince üçüncü an olarak kendini koymuş. Canavar gelince Oğuz onu öldürmüş. Bir gün Gök Tanrısına dua etmiş ve gökten bir gök bir ışıkla bir kız inmiş. Bu kızla evlenen Oğuz’un Güneş, Ay ve Yıldız isimlerini verdiği üç oğlu olmuş.

Oğuz bir gün ormanda avlanırken gölün ortasında bir kız görmüş. Güzelliği dillere destan olacak kadar güzel olan bu kızla da evlenince bu defa Gök, Dağ ve Deniz isimli oğulları olmuş.

Destana göre Oğuz’un oğulları ilerideki Oğuz boylarının başlangıcıydı. Hükümdarlığını ilan ederek civar beylerinin itaatini isteyen Oğuz han o günden sonra sınırlarını genişletmek için ilerlemeye başladı. Bu ilerlemede hangi yöne gideceği konusunda ona boz bir kurt yol gösterdi. Boz kurdun gösterdiği yollardan ilerleyen Oğuz Kaan her savaşı kazandı. Bir gün sadık beylerinden Uluğ beyin rüyasında bir altın okla üç gümüş ok görünce Oğuz Kaan bu rüyayı kendince yordu ve topraklarına oğullarına paylaştırdı.

Başka ünlü Türk destanları nelerdir?

Türk destanları içinde bir tasnif yapacak olursak Müslümanlığın kabulünden önce ve sonra diye ayırmalıyız. Buna göre Müslümanlığın kabulünden önceki Türk destanları; Yaratılış, Alp Er Tunga, Atilla, Bozkurt, Ergenekon, Türeyiş ve Göç destanlarıdır. Müslümanlığın kabulünden sonraki destanlarsa; Manas, Cengiz Han, Timur ve Edige, Saltuk Buğra Han, Seyid Battal Gazi, Danişmend Gazi ve Köroğlu destanlarıdır.

Destanlar kadim kültürlerin manevi hazineleridir. Tarihini bilmeyen bir milletin akıbeti özünü kaybetmektir. Diline tarihine, kültürüne sahip çıkmaksa her vatandaşın borcudur.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP