“Oku” Ayetini İdrak Eden İnsan

Photo 147103261 © Burcu Akcakaya - Dreamstime.com

“Oku” Ayetini İdrak Eden İnsan

Sonsuz Kerem sahibi Rabbimizden bir emirdir oku emri insan idrakı için. Hz. Peygamberimiz Muhamed’e inen bu ilk ayet, tüm Müslümanlara da emredilmiş olup derin anlamlara sahiptir. Oku emri insan için, bilmeyi, ilimde derinleşmeyi, din hayatının zenginleştirilmesini, imanını güçlendirmesini sağlayacak en güzel yoldur.

Diğer canlılardan üstün ve farklı olarak yaratılan insan için öğrenme ve uygulama yetisi, bunu yapabildiği ölçüde kemale ermesine vesile olacaktır. Bu anlamda oku emri insan için, Kur’an-ı Kerim’i, insanı, doğayı, kainatı, var oluş prensiplerini anlamaya çalışan matematiği, fiziği, astronomiyi, tıbbı kısacası her şeyi kapsar. İnsan oku emrini idrak ederek gayret gösterirse hayret derecesi artar.

Bilgilerimizle edindiğimiz, çoğu henüz açıklanamayan birçok bilimsel veri, mümin kişinin imanını arttırıp, yüce Rabbine olan bağlılığını, sevgisini, O’na ulaşma isteğini kademe kademe arttıracaktır. İnsan oku emri ile ulaştığı her bilgi, alemlerin Rabbi olan Allah’ı yüceltmeye kelimelerinin yetmediğini idrak etmesi sonucunu da getirecektir.

İnsan için tüm bunları idrak etmenin ilk adımı Kur’an-ı Kerim okumaktır. İlahi kılavuzumuz Kur’an, okuduklarımızdan hangi çıkarımları yapıp, insan hayatına nasıl adapte edeceğimiz bilgisini verir. Bu sebeple oku emrini yerine getirmekle birlikte bilgiyi kullanma kriterlerinin de olması gerektiği sonucu çıkacaktır. Örneğin atomun parçalanması çığır açıcı bilimsel bir bilginin sonucu olup, bunu atom bombası olarak kullanmak Kur’an ve insanlık açısından yanlıştır.

Ne yazık ki günümüzde bu emre rağmen hala Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmaz olduğu ya da mutlaka Arapça okunması gerektiğine dair inanışlar mevcuttur. Bunun hazin bir sonucu olarak belki siz okuyucularımızın da rastladığı kimi sokak röportajlarında en basit dini kelimelerin bile anlamlarını bilmeden “Müslümanım” diyen insanlarla doludur. Böyle bir sokak röportajında “La ilahe illallah” ne anlama gelir sorusuna çok çok az insan doğru cevap verirken birçok insan ise “Elhamdülillah Müslümanım ama anlamını bilmiyorum” der maalesef.

İnsan, özellikle kapitalist dünya düzeninin dayatmaya çalıştığı dinsiz toplum girdabına daha fazla kapılmadan çareler bulunmalıdır. Yaşadığımız çağın bu girdabına kapılıp hiçbir dini emri yerine getirmeden, namazsız, oruçsuz, kağıt üstünde bir Müslümanlığın, insan için sürekli kaybettiren bir oyun olduğu idrak edilmelidir.

Oku emri ile sorumlu tutulan insan, bilgisizliğin sonunun felaket olacağını bilmelidir. Ahiret hayatında hesap sorulurken “neden” diye bir soru sorulmayacak insan bu dünyadaki sınav sonuçları ile yüz yüze gelecektir. Yani bizler hesap gününe ulaştığımızda okumadık, çünkü bize anlayamazsınız dediler gibi bir bahane sunmamız olasılık dahilinde değildir. Zaten aklını kullanması öğütlenen insan için bu gülünç bir bahane olacaktır.

Günümüz medyası aracılığı ile akademik kariyer yapmış fakat ateist olduğunu gurur duyarak açıklayan profesör, doçent, doktor unvanlı kişilerin edindiği bilgi kaynağını idrak edememe sonucu, Kur’an-ı Kerim’de tanımlanan kamil insan tanımlarına göre cehalet içinde oldukları aşikardır. Çünkü yüce Rabbimizin ilham ettiği bilim ve bilgi ile amel etmemek kayanın üzerindeki toprak gibidir.

Bilimsel makalelerde yazılı ve kaynağı Rabbimiz olan bilgi bir değer ve anlam üzere yaşaması istenen insan için amelleri ile örtüşmelidir. İnsan içinde merak duygusunu bile yaratan Rabbimizdir. Bunu idrak eden insan için uğraştığı bilim dalı, ya da amatörce ilgilendiği astronomi, hayvanlar alemi ve bu gibi genel kültür konuları bile yüce Rabbimizin yaratış aşamalarını anlamaya çalışmak, yüceliğini eşsizliğini anlamak için erdirici bilgiler sağlayacaktır.

Oysa Rabbimizin ilham ettiği yetenekler bilim yapanların amacı insanlığa faydalar sunması fakat daha önemlisi bu faydaların yaratıcısına şükran duyarak bunu dile getirmeleridir. Yaratıcısının Rab olduğunu unutarak dolayısı ile kibir ile sunulan dünyanın en iyi buluşu yüce Rabbimiz katında bir o kadar değersizdir.