Okul Başarısında Ailenin Rolü

ID 148183951 © Volodymyr Tverdokhlib | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 148183951 © Volodymyr Tverdokhlib | Dreamstime.com

“Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse; kınama ve ayıplamayı öğrenir. Kin ortamında büyümüşse; kavga etmeyi öğrenir. Alay edilip, aşağılanmışsa; utanmayı öğrenir. Utandırılarak terbiye edilmişse; kendini suçlamayı öğrenir. Hoş görü ile yetiştirilmişse; sabırlı olmayı öğrenir. Desteklenip, yüreklendirilmişse; kendine güven duymayı öğrenir. Övülmüş ve beğenilmişse; takdir etmeyi öğrenir. Haklarına saygı duyularak büyütülmüşse; adil olmayı öğrenir. Güven ortamı içerisinde yetişmişse; inançlı olmayı öğrenir. Kabul ve onay görmüşse; sevmeyi öğrenir. Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; mutlu olmayı öğrenir.’’ (Dorothy Nolte)

Anne babalar, bulundukları ko­num itibarıyla sadece çocukları­nın ilk öğretmenleri değil, aynı zamanda okulda eğitimcilerin de ortaklarındandır. Okulun ve eğitimin öneminin farkında olan ebeveynler, çocuklarının akade­mik olarak başarılı olmasında kendi üzerlerine düşen sorumluluğun da farkındadırlar. Dünya­nın en zor mesleği olarak bilinen anne babalığın hakkıyla yerine getirilebilmesi için çocuklarımı­zın gelişim dönem özelliklerine göre ihtiyaç duydukları alanlar­da onlara rehberlik etmemiz, sürecin sağlıklı yaşanması için önemli.

Eğitim dediğimiz zaman karşı­mıza çıkan ilk kavram; başarı. Peki, başarı nedir? Başarı; her yarışta önde gitmek, birinci olmak, her alanda rakip tanımamak de­mek değildir. Başarı, kişinin yete­nekleri oranında kendini geliştir­mesidir. Çünkü insan, kendi limit ve yetenekleri ile belirli bir kabi­liyet potansiyeli olan bir varlık­tır. Asıl olan, potansiyelin farkına varılarak en iyi şekilde kullanılmasıdır. Akademik başarısızlık ise öğrencinin zihinsel potansiyelinin sağlayabilece­ğinden daha düşük performans göstermesi şeklinde tanımlanıyor. Bir öğrencinin başarı durumunu değerlendirirken çocuğun kapa­sitesi ve performansı arasındaki uyuma bakılıyor. Bu ikisi arasındaki uyumsuzluk başarısızlık olarak tanımlanıyor.

Öğrencinin akademik başarısını etkileyen birçok faktör bulunuyor. Çocuğun bireysel özel­likleri, okul, çevre, aile bunlardan en önemlileri. Zekanın başarılı olmak için genelde ye­terli olduğu düşünülse de desteklenmez ve işlenmezse gizli bir hazine olarak kalması muhtemel. İkinci en önemli faktör ise aile. Özellikle anne babaların çocuklarına karşı takındıkları tu­tumlar, onların başarı durumunu yakından ilgilendiriyor.

Aile, çocuğun ilk deneyimleri kazandığı ve davranış biçimlerini öğrendiği en önemli sosyal kurum. Bu sebeple ailenin başarı ya da başarısızlığa bakış açısı ne olması gerektiği, düşünülmelidir. Aile, çocuğunun yapısal, fiziksel ve zihinsel özelliklerini iyi tanımalı ve bu özelliklere uygun davranmalı. Çocuğun özelliklerini, ilgi ve yeteneklerini dikkate almadan bazı beklenti ve yönlendirmeler içine girilmemeli; çocuklarımızdan olabileceğinden daha fazlası istememeliyiz. Ama bunun yanında da onun yetenekleri küçümsememeye özen göstermeliyiz. Anne babada ço­cuğun kapasitesinin üzerinde bir beklentinin olması, çocuğu altın­dan kalkamayacağı, ruhsal ola­rak zorlanacağı bir yükün altına sokabilir. Ailesinin yüksek bek­lentisini karşılayamayan çocuk, ben zaten yapamıyorum diyerek öz saygısını yitirebilir. Beklenti­nin çocuğun kapasitesinin altın­da olması ise çocuğu tembelliğe veya rehavete itebilir.

Anne-babanın eğitim düzeyi, mesleği de çocuğun eğitimi için alınan kararlarda önemli bir rol oynuyor. Aile bireylerinin, anne ve babanın birbiriyle olan ilişkisi, anne-babanın çocuklarla olan ilişkisi, kardeşlerin birbiriyle ilişkisi ev ortamının havasını belirleyici unsurlardır. Anne-babanın iş yaşantısının dışında kalan sürede çocuğuna göstereceği ilgi ve ayıracağı zaman doyurucu olmalı ve ihtiyaçları karşılayabilmelidir.

Yapılmış olan bir ankette başarılı öğrencilerin, anne ve babalarının kişilik özelliklerinin neşeli, sosyal, koruyucu, arkadaşça, iyimser ve işbirlikçi olduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık başarısız olan öğrencilerin, anne-babalarının kişilik özelliklerinin ise huysuz, sosyal olmayan, aşırı koruyucu, arkadaşça olmayan, kötümser ve anlayışsız olduğu belirlenmiştir.

Ayrıca, okul başarısını yalnızca ders başarısı olarak sınırlanmamalıdır. Öğretmen ve arkadaşlarıyla iletişiminde, ders dışı etkinliklerde aktif katılımı başarı konusunda dahil edilmelidir. Çocuğun sosyal ortamında, mutlu, güvenli ve aktif olması, kapasitesini rahatlıkla ortaya koyabilmesini sağlar. Bu güven duygusunu, doğumundan itibaren anne-baba tutumuna, özellikle aldığı sözsüz mesajlara; beden dili, göz teması, ihtiyaçlarını anlama ve karşılama ile oluşturulur. Çocuğun ailesinden aldığı güven duygusuyla “kendi öz değeri ve güveni’’ şekillenir. Yani; “Yeterliyim’’, “İstersem, çalışırsam başarabilecek güce sahibim’’ diyebilen çocuğun önünde başarılı olmak için hiç bir engel kalmıyor.