Ölümü Hatırlamanın Fazileti

ID 159363304 © Agus Fanani | Dreamstime.com
ID 159363304 © Agus Fanani | Dreamstime.com

Hayatın koşturması içinde bu hayatın bir gün sona ereceğini unutuyoruz. Sanki hayat hiç bitmeyecek gibi yaşıyor, tüketiyoruz. İbadetlerimizi devamlı kılmak bize bu sürecin geçiciliğini en çok hatırlatan manevi eylem oluyor. İbadetimizin içinde hem acizliğimizi hem de faniliğimizi daha çok duyumsuyoruz.

Hayatı hep bir yarın var diye yaşamak insanın içinden gelen bir güdü, aklımızla hayatı kavrayıp sona ereceğini düşündüğümüzde daha verimli geçirme ihtimalimiz yükseliyor. Hazreti Muhammed’in bu konuyla ilgili önemli bir sözü karşımıza çıkıyor. Ona “Kulların en akıllısı kimdir diye sorulduğunda “Akıllı kimse, kendisini hesaba çekip ölüm için hazırlanan kimsedir.” (Tırmizi) cevap vermiştir. Vicdanımızda hesaplarımızı veriyorsak, kendimizden başka bizi sorgulayacak birini ihtiyaç duymuyorsak huzurlu yaşayabiliriz.

Yaşanan Covid 19 salgını pek kişinin hayatı sorgulamasına yol açtı. Yaşam biçimini değiştirerek kentlerden daha kırsal bölgelere taşınmak isteyen pek çok insan oldu. Bunun sebebi beklemediğimiz bir biçimde ölüm düşüncesiyle karşılaşmamızdı.

Bitmeyeceğini ya da belirsiz bir tarihte biteceğini düşündüğümüz yaşamımızın, sevdiklerimizin elimizden gitmesi olasılığının bu kadar yaklaşması bizleri korkuttu. Ölümle ilgili karşımıza çıkan bir başka önemli ayet; “ Şöyle de: “Biliniz ki, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size çatacaktır. Sonra akıl ve duyularla idrak edilemeyeni de edileni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O da size yapıp etmiş olduklarınızı bildirecektir.” (Cuma Suresi, 8. Ayet)

Farkındalıkla yaşamak, eylemlerimizi bilmeden gelişigüzel yaşamaktan çok daha faydalı. Bazen yapılan kötülüklerin cezasız kaldığı düşüncesine kapılabiliyor insan. O zaman kendi de eylemlerinde bir özgürleşme hissedip hesap zamanını unutabiliyor ama gerçek şu ki hata burada başlıyor.   Cuma suresi bu durumumuzu anlatıyor.

Hazret-i Huzeyfe ölüm döşeğindeyken, “Dost ani bir baskınla geldi, pişmanlık fayda vermez. Ya Rabbi, yaşamak hakkımda hayırlı ise yaşamamı nasip eyle, ölüm, hakkımda hayırlı ise, ölüm yolunu bana kolaylaştır.” diye dua etmiştir.

“Ölümü çok anıp günahlardan kaçanın kabri, Cennet bahçesi olur. Ölümü unutup günahlara dalan kimse kabri de Cehennem çukuru olur.” (Süfyan-ı Sevri)

Ölümü anlamak, bilmek ve unutmamak bir mümini değerli kılar. Ölümü unutmadan yaşamak insanın manevi dünyasını genişletir. Bu kadar insan yapıyor benim bir kötülüğümden ne olur, unutulur gider düşüncesiyle hareket etmek bizi imanımızdan uzaklaştıran düşüncelerdir. Her zaman kalbimizi iyiliğe, güzelliğe yönelterek hesabını veremeyeceğimiz işlere girmeden önce, ölümü hatırlamalıyız.

Mevlana için de Allah’a kavuşacağı ölüm ne kadar çabuk gelirse onun için daha iyidir. Yaradana kavuşmayı düğün günü olarak anlatmıştır. Ölüm ona göre aslımıza döndüğümüz yerdir. Cismimiz ortadan kalmaz, Allah’a doğru uçar. “ Öğreneceksin yüreğim, Öğreneceksin… Dünyanın hasret, ölümün vuslat olduğunu.” Onun ölümü tanımladığı cümlelerden biridir. Ölümün yeni bir hayata başlamak anlamına geldiğini de şu dizelerinde görüyoruz. “ Bir yanda ölümdür ama o yanda doğumdur. Ölüm batma gibi görünür, ama aslında doğmaya hazırlıktır.”

Dünyanın nimetleri bize çok cazip geldiğinde bile her zaman şükretmek sonra da bu durumun geçiciliğini unutmamak gerekiyor. Her kulun hataları olabilir, bu hatalardan sonra ölümü hatırlamak tövbe etmek de doğru bir yoldur.

Rıza makamı müminler için varılacak en güzel makamlardan biridir, burada Allah neyi sunarsa kul ona rıza gösterir. Kendi istek ve arzuları artık önemli değildir. Ölümün herkesin başına geleceğini, makam ve zenginlik tanımayacağını da unutmamalıyız. “Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar? (Enbiya Suresi, 34. Ayet)