Orta Asya-Anadolu Türk Ev Mimarisi

Photo 125808978 © Leklek73 - Dreamstime.com

Göktürk yazıtlarında ev kelimesinin karşılığı olarak karşımıza bark kelimesi çıkıyor. Zaman geçtikçe Selçuklulara geldiğimizde bark sözcüğü ev sözcüğü ile birlikte anılıyor. Orta Asya bu iki sözcüğü “ev bark” olarak bir arada kullanıyor, peki, Türk ev mimarisi incelikleri nelerdir?

Orta Asya toplumlarından Kuzey Altaylar da ev kelimesini mülk anlamında kullanır. Türkler konar göçer bir toplum olsalar da ahşaptan yapılma konaklama yerleri onlar için çok kıymetliydi. Bu ahşap yapıya Keregü ya da Kerekü demişlerdir. Orta Asya Türkleri için ev olan bu yapılar onlar için kutsaldı.

Buradan atalarımızın dilindeki ev sözcüğünün bir nevi çadır olduğunu tespit edebiliriz. Günümüzde devam eden yazlık kültürü yazın yaylaya ya da sahile giden insanlar, Orta Asya’dan bize kalan ev kültürünün devamıdır.

Yayla kavramı anlam olarak içinde tazelik, soğuk sular, serinlik, yeşillik açısından bolluk anlamlarını kapsadığı için cennet kavramı ile özdeşleştirilir. Orta Asya Türkleri çadırlar için ev yerine yurt kelimesini de kullanmıştır. Yurt göçebe çadırların en gelişmiş halidir.

Türk ev mimarisi özellikleri nelerdir?

Orta Asya Türklerinin ev olarak kullandığı çadırların ortak özelliği çadırların yuvarlak olması ve çatısının koni şeklinde olması. Bu çadır yapısı kültürel miras olarak değerli bir yapıdır. Kültür ve mimari açısından önemlidir. Mimari yapı olarak kümbetler ilhamını bu çadır yapılarından aldılar.

Orta Asya çadırları, ev mimarisinin yapı taşı olmuştur. O dönem çadırların ortasında ateş yakılıyordu. Evin orta alanı evin en kutsal yeri olarak görülüyordu. Orta Asya çadırlarında gece yataklar ortada yanan ateşin etrafına hazırlanıyor, sabah olunca tekrar kaldırılıyordu.

Orta Asya toplumları ev yerine yurt adı verdikleri mekanın yerlerine keçe ya da halı seriyorlardı. Boş olan orta alanda ocağın üzerinde bir büyük kazan oluyordu. Orta Asya toplumunda ev sahibi zengin ya da fakir olsun bu demir kazan misafirperverlik örneği olarak kaynıyordu. Kazanların içinde at, deve ya da koyun eti pişiriliyordu.

Mutfağın yeri her zaman çok ayrı…

Buradan yola çıkarak Orta Asya ve Anadolu’da ev anlayışında en önemli merkezin mutfak yani yemek pişirilen yer olduğunu söyleyebiliriz. Çadırlarda bulunan tek mekan algısı köy evlerinde de devam etti. Orta Asya ve Anadolu’da ev kavramının en önemli yeri yine yemek pişirilen mutfakları oldu.

Orta Asya’da yaşayan Bozkırlı Türkler surlar içinde bulunan şehirlerde yaşamayı sevmediler. Bu onların ev ve yaşam anlayışına uymadı. Onlar için bu doğal bir yaşam tarzı değildi. Orta Asya Türkleri inanmadıkları tarzda batılı bir ev anlayışını benimsemediler. Anadolu’ya gelen Orta Asya toplulukları ve ev anlayışları burada yaşamaya devam etti.

Anadolu’da Türk evleri bulundukları coğrafyanın ve İslam kültürünün etkisinde şelillendi. Mutfak ve yemek yenen mekanlar Orta Asya ev anlayışında olduğu gibi kutsallığını korumaya devam etti.

Eski Türk evlerinin yapısı dışa kapalı bir yapıydı ama tıpkı Orta Asya ev kültüründe olduğu gibi misafir ağırlamak önemliydi. Hazreti Muhammed misafirin kendi evinde olduğu gibi rahat etmesi gerektiğini her zaman buyurmuştur.

Orta Asya ev kültüründe mütevazılık ve hoşgörü ön plandaydı, Anadolu’da da bu özellik aynı şekilde devam etti. Gönüller kadar evlerin kapıları da her zaman misafirlere açık oldu. Türkler için mutfak anlamında kullanılan en eski sözcük aşlık idi. Bu kullanım Selçuklu döneminde de devam etti. Anadolu’da mutfak anlamında aşdamı, aşkana gibi sözcükler kullanıldığı bilgisine de ulaşıyoruz. Orta Asya’da da mutfağa aşkana dendiğine rastlamaktayız. Mutfak evlerimizin kutsak yeri olmaya devam ediyor.