Osmanlı Bilim Adamları Kimlerdir?

dreamstime_s_162019703

Yerli ve yabancı uzmanlar tarafından yapılan araştırmalardan biri de Osmanlı bilim ve teknolojisi hakkındadır. Bu yoğun ilginin sebeplerinin başındaysa hem Osmanlı’nın hüküm süresinin uzun olması hem de bu sürede önemli gelişmelere imza atılmasıdır. Devlet içinde yaşanan bu gelişmeler İslam ilmine de büyük bir katkı sağlamıştır.

Osmanlı bilim mirası nasıl gelişmiştir?

Osmanlı Devleti’nde yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler oldukça uzun bir süreçte gelişmiştir. Bu sebeple gelişmeler çoğu zaman doğrudan bir dönem ile bağdaştırılamamaktadır. Ancak Osmanlı bilim mirası için Selçuklu Devleti’nin temeli üzerine kurulduğuna dair bazı yorumlar yapılır.

Osmanlı Devleti hüküm sürdüğü süre boyunca kendi döneminin bilim merkezlerini gözlemlemiştir. Mısır, İran ve Suriye; bu bilim merkezlerinin başında gelir. Devlet bünyesinde isim yapan bilim ve ilim adamlarının mevcut mirasa yeni dinamikler eklediği dikkat çeker. Buna göre Osmanlı’nın hem Selçuklu hem de İslam medeniyetinin bilim mirasına sahip çıktığı sonucuna varılabilir.

Kendi dönemine imza atanlar

Osmanlı döneminde bilimsel çalışmalar yaparak kendi döneminde çığır açan pek çok bilim adamı vardır. Bu bilim adamlarının başında; Ali Kuşku, Takiyüddin, Katip Çelebi, Piri Reis ve Hezarfen Ahmet Çelebi gelir. 1400 ile 1474 yılları arasında yaşayan Ali Kuşçu bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’a davet edilmiştir. Kendisi astroloji ve matematik başta olmak üzere pek çok alanda çalışma yapmıştır. En bilinen eserleriyse; Risale-i fi’l Hey’e, Şerh-i Tici Uluğ Bey ve Risale-i fi’l Muhammediye şeklindedir.

Takiyüddin yalnızca Osmanlı’nın değil aynı zamanda İslam dünyasının en önemli astronomlarından biridir. Şam’da doğan Takiyüddin saray müneccimbaşı olarak çalışmış ve kendisi için bir rasathane kurulmuştur. Kendisi, günümüzde kullanılan trigonometrinin temelini oluşturacak çalışmalar yapmıştır.

Katip Çelebi tarih ve coğrafya başta olmak üzere değişik alanlarda çalışmıştır. Kendisinin en bilinen eseri ise coğrafya ansiklopedisi olan Cihannüma’dır. Bu eser, Türk coğrafyası için klasik dönemden modern döneme geçiş olarak kabul edilir. Katip Çelebi’ye ait diğer eserler de Levaminu’n-Nur fi Zulmeti Atlas Minur ve Müntehab-ı Bahriye’dir.

Asıl adı Muhiyiddin Piri Bey olan Piri Reis, tüm zamanların en ünlü denizcileri arasında yer alır. Kendisi Amerika da dahil olmak üzere tüm dünyayı gösteren haritalardan oluşan Kitab-ı Bahriye’nin yazarıdır.

Hezarfen Ahmet Çelebi’nin kendisine taktığı kanatlarla Galata Kulesi’nden uçtuğu öne sürülür. Kendisi Müslüman bir bilgin olmasıyla da İslam dünyasına büyük katkılar sağlamıştır.

Osmanlı döneminde bilim ve teknolojiye verilen önem nedir?

Osmanlı döneminde bilimsel ve teknolojik çalışmaları; kuruluş, duraklama ve gerileme dönemleri açısından ayrı ayrı ele almak gerekir. Buna göre, İslam’ın Altın Çağı olarak adlandırılan dönemin 14. yüzyılda sonlanmaya başladığı ve 16. yüzyılda da tamamen bittiği kabul edilir.

16. yüzyılda bilimsel eserlerin yazımı ciddi bir oranda artış gösterir. Buna zıt bir şekildeyse 17. yüzyılda eser yazımı neredeyse durur. Hatta medrese programlarında eskiden öğretilen birçok ilim ve bilim dalına da artık yer verilmez. Matematik, astronomi ve felsefe; medreselerde okutulmaya devam etmeyen derslerin başında yer alır.

Özetle, Osmanlı Devleti döneminde bilim ve teknoloji alanında çığır açan gelişmeler izlenmiştir. Bu arada kendi zamanının en iyi bilim adamları yetişmiş ve İslami açıdan da Altın Çağ yaşanmıştır. Ancak uzun bir süre sonra devletin duraklama ve gerileme dönemine girmesi, bilim ve teknoloji çalışmaları üzerinde de aynı etkiyi bırakmıştır.