Osmanlı çeşmeleri ve su kanalları

Kültür 02 Oca 2021 Contributor
dreamstime_s_55853877
Fatih'teki III. Ahmet Çeşmesi. İhsan Gerçelman-Dreamstime.com

Günümüze ulaşmayı başaran Osmanlı çeşmeleri ve su kanalları, Osmanlı’nın su medeniyeti olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu bakımdan, devlet genelinde yerleşim yerlerine su taşımak amacıyla farklı faaliyet yapılmıştır. Su kemerleri, kanallar, teraziler ve çeşmeler; bu faaliyetlerin başında gelir. Ancak çeşme, diğerlerinden farklı olarak dini bir boyut da taşır.

Çeşme yaptırmanın sevabı nedir?

İslam inancında, hem Kur’an-ı Kerim ayetlerinde hem de birtakım hadislerde suya verilen önem açıkça belirtilir. Bunlardan yola çıkıldığında insanlara su ulaştırmanın büyük bir sevap niteliği taşıdığı anlaşılır. Dolayısıyla Müslümanların suyla alakalı hayır işleri yaptığı örneklerin sayısı bir hayli fazladır. Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu’nda yapılan çeşmeler de bu hayırların başında yer alır.

Dinimizde sadakanın bir türlüsü de sadaka-i cariye olarak isimlendirilir. Çeşme, yol, medrese ve buna benzer hayırlar, insanlar kullanmaya devam ettikçe sahibine sevap kazandırır. Bu bakımdan çeşmeler, yaptıran kişi öldüğünde bile amel defterine sevap olarak yazılır.

Osmanlı çeşmeleri ve su kanalları örnekleri nelerdir?

İnsanlık tarihi boyunca yerleşim yerlerinin su kaynakları yakınına kurulmasına özen gösterilmiştir. Su olmayan ya da suyun nüfus ihtiyacını karşılayamadığı durumlardaysa yerleşim yerine su taşınmıştır. Osmanlı çeşmeleri ve su kanalları bu konuda isim yapmayı başarmış eserlerdir.

Günümüzde yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar neticesinde yalnızca İstanbul’da onlarca Osmanlı kanalı olduğu bilinmektedir. Bu kanallar; Halkalı, Kırkçeşme, Taksim, Üsküdar ve Hamidiye olarak sıralanabilir. Osmanlı döneminde yapılan çeşmelerin sınırları ise tüm imparatorluğu dolaşmaktadır.

Çeşme yapıları, Türk kültürüne ait birer mirastır ve tarihten bazı yansımalara sahiptirler. Tophane Çeşmesi, Hacı Adil Bey Çeşmesi, Hünkar Çeşmesi ve Hürriyet Çeşmesi; Osmanlı’dan günümüze kalan bazı eserlerdir. Bu çeşmeler sırasıyla; İstanbul, Edirne, Kocaeli ve Kütahya’da yer alırlar. Ancak Osmanlı döneminde yapılan çeşmeleri bunlarla sınırlamak mümkün değildir. Trabzon, Yozgat, Bilecik ve daha nice şehirlerde çeşme kültürü yaşanmış ve bu eserler bugüne kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

Su ve çeşmeyle alakalı hadisler var mıdır?

İslami kaynaklarda suyun önemi sıklıkla dile getirilir. Bu bakımdan su hem canlıların yaşam kaynağı hem de türlü faydalar barındıran bir nimettir. Bu bakımdan su dağıtmak ve suyla alakalı hayırlarda bulunmak Müslümanlar açısından bir gelenek halini almıştır.

Su ve suyun hayırlarıyla alakalı türlü ayet ve hadislerle karşılaşmak mümkündür. Buna göre, sürekli su akan bir hayır yapısı yaptırmak kişiye sadaka-i cariye kapılarını açar. Bunun yanı sıra insanlara su ulaştırmak da kişiyi günahlarından kurtarır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, konuyla alakalı bir hadisinde şöyle buyururlar:

“Günahların çoğalınca, ihtiyaç sahiplerine çok su dağıt. Böylece, şiddetli rüzgar nasıl ağaçların yapraklarını döküp yok ediyorsa, bu durum da senin günahlarını döküp yok eder.” (Bağdadi, Tarih)

Söz konusu hadislerden anlaşılacağı üzere suyla ilgili hayır yapmanın mükafatı çok büyüktür. Bu sebeple de başta Osmanlı olmak üzere, İslam inancını benimsemiş toplumlarda su hayırları yapıldığı görülür. Su kanalları, su terazileri, su kemerleri ve çeşmeler; bu hayırların başında gelir.

Çeşme yaptırmak ya da su kuyusu açtırmak, günümüzde de devam etmeyi başaran bir gelenektir. Bu bakımdan özellikle Afrika Kıtası’nda artarak devam eden su kıtlığı olduğu dikkat çekmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde hayır işi yapmak isteyen kimseler de bu bölgelerde su kuyusu açtırmakta ve muhtaç insanlara su ulaştırmaya çalıştırmaktadır.

YAZI: İPEK ATACAN