SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Osmanlı padişahları ve eşleri kültürümüze katkıları…

Tarih 30 Ara 2020
ezgi-ates-9yuQ5lMElmQ-unsplash
Ezgi Ateş-Unsplash

Görkemli Osmanlı İmparatorluğu tarih boyunca Osmanlı padişahları ve eşleri ile ilgili pek çok kez yazılıp çizildi. Tüm dünyada çok konuşulan konulardan bir de harem oldu. Padişahın bu harem kültürünün yanı sıra tek eşliliği seçmesi de her zaman çok konuşulan ve yorumlanan durumlardan biri oldu.

Öncelikle imparatorluk kurulduktan sonra padişah neden Osmanlı İmparatorluğu’nun içinden eş almıyordu da bir şekilde esir düşen yabancı kökenli kadınları eş olarak tercih ediyordu bunu açıklamak isteriz. Kimileri bu kadınlar daha güzel olduğu için bu yönde bir eğilim olduğunu söyleseler de gerçek akrabası olmayan birini tercih ediyor olmasıydı.

Saray kuralları nasıldı?

Kendi halkından biriyle evlendiğinde eşinin akrabaları olacak ve bu durum yurt dışında örneklerini gördüğümüz gibi taht kavgalarının çıkmasında etkili olacak, akrabalar kendilerine özel statü isteyecek, bu akrabalık durumundan fayda sağlamaya çalışacaklardı.

Osmanlı Devleti’nin ilk padişahı olan Osman Gazi’nin iki eşi olduğu biliniyor. Eşleri Malhun Hatun ve Bala Hatun’du. Osman Gazi ilk önce Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Bey’in kızı Malhun Hatun ile evlendi. İkinci eşi  Bala Hatun ise Şeyh Edebali’nin kızıydı. Malhun Hatun’un türbesi bugün Bilecik’te bulunuyor.

Orhan Gazi’nin ilk eşi Nilüfer Hatun’du. Yarhisar Tekfuru Aydos’un kızı olan Nilüfer Hatun’un evlenmeden önceki adı Holofiro’ydu, Müslüman olduğu için adı Nilüfer olarak değişti. Padişah eşlerinin pek çoğu bulundukları konumda şehre çeşitli yapılar yaptırarak katkıda bulundurlar. Nilüfeer Hatun yaptığı hayır işleriyle Bursalıların gönlünde taht kurmuştur. Nilüfer Hatun Bursa´da Kaplıca kapısı yanında bir tekke, Darülharp Mahallesinde bir mescid ve Bursa ovasından geçen çay üzerine güzel bir köprü yaptırmıştır. Bugün Bursa’da Nilüfer bölgesi onun adından geliyor.

Orhan Gazi daha sonra diplomatik ilişkileri geliştirmek adına evlilikler gerçekleştirdi. Bizans İmparatoru’nun kızı Theodora Hatun onlardan biriydi.

Osmanlı padişahları ve eşleri diplomasiyi güçlendirdi

I. Murad diplomasi için pek çok evlilik gerçekleştirdi. Bulgar Kralı’nın kızı olan Marya Thamara Hâtûn, Kızıl Murad Bey’in kızı Paşa Melek Hatun, Candaroğulları’ndan bir Bey’in kızı olan Ful-Dane Hatun.

Yıldırım Beyazıt nikah kıyan bir padişah olarak karşımıza çıkıyor ancak ilk eşinin adı bilinmiyor.  Ondan sonra gelen padişahlar nikah kıymazken, Kanuni Sultan Süleyman nikah kıyan bir diğer padişah olarak tarihe geçiyor. Yıldırım Beyazıt’ın diğer eşi Angelina Hatun bir Bizans Prensesi’ydi. Yıldırım Beyazıt’ın beşinci eşi olan Devlet Hatun, Mevlana’nın oğlu Sultan Veled’in kızıydı.

Osmanlı Padişahları aile hayatları her zaman siyasetle içiçeydi. Siyaset için yapılan bir diğer evlilik de 2. Murat’ın evliliği oldu. Türkler Balkanlara akın ediyorlardı, bu akınlara engel olmak için Jori Brankoviç Kızı Mara Hatun’un 2. Murat’la evlenmesine vesile oldu. Osmanlılar bir dönem Balkanlarda zor bir duruma düştüler işte o zaman imzalanan Edirne- Segedin antlaşmasının imzalanmasında Mara Hatun’un katkısı oldu.

Padişahların devşirme kızlarla evlenmesinin bir önemli nedeni daha vardı. Padişahlar iyi eğitimli, kültürlü ve sanattan anlayan kişilerdi. Devşirme olarak saraya gelen kızlar da padişahlara uygun olabilecek entelektüel seviyede yetiştiriliyordu. Hizmet etmeyi bilmek de görevlerinden biriydi. Eğitilen kızların en yeteneklileri Padişahla tanışma şansını yakalıyordu. Haremde bir hiyerarşi bulunuyordu. Eğer cariyeler hamile kalırsa o zaman ikbal ya da haseki adını alıyorlardı. İkballerde kendi içlerinde baş ikbali ikinci ikbal, üçüncü ikbal adlarını alıyorlardı. İkballerin sayısı yedi kişiye kadar çıkabiliyordu. Padişah eşleri her zaman sosyal yaşama değer katmaya çalışan, hayır işleri yapan kişiler olmuşlardır.

YAZI: ŞEBNEM KIRCI