Osmanlı Padişahlarında İslam İnancı Çok Kuvvetliydi

abdullah-oguk-stdES6XkQPo-unsplash
Abduulah Öğük-Unsplash

Osmanlı Devleti’nin halkında farklı dini inanışlara rastlanılsa bile, devlet yöneticilerinin baskın bir şekilde İslam’ı benimsediği görülür. Hilafet sistemini de benimseyen bu devletin kuralları dini inanca göre belirlenmiş ve uygulanmıştır. Bu bağlamda, Osmanlı Devleti’nin dini inançlara sıkı bir biçimde bağlı olduğunu söylemek mümkündür.

Osmanlı Devleti’nin büyümesinde dinin etkisi nedir? Osmanlı İmparatorluğu, insanlık tarihinin ördüğü en büyük Türk-İslam devletidir. Bu devletler arasında en uzun süre hükümdarlık süren Osmanlı farklı kıtalara yayılmış ve büyük bir coğrafya üzerinde etkili olmuştur. Devletin geniş topraklarında farklı inanç ve kültürlerdeki halklar uzunca süre sorunsuz bir biçimde yaşamıştır. Osmanlı halkının ve devletinin bu kadar büyüyebilmesinin temel sebeplerinden biri de devletin dini karakteridir. İslam; siyasi, dini ve toplumsal açıdan birleştirici bir yol gösterdiğinden, devlet yöneticileri ve halk da buna uygun bir davranışı benimsemiştir. Farklı dinlerdeki halka son derece saygılı davranılmış, bu kişilerin ibadetlerini en iyi şekilde yapabilmeleri sağlanmıştır.

Osmanlı padişahlarının dini yönleri nelerdir?

Osmanlı padişahları daha şehzadeyken dini bilgiler ile kuşanırlar. Padişah olduktan sonra da dini kimlik cülus töreniyle başlar. Bu bağlamda Osmanlı padişahları tahta çıktıktan hemen sonra Eyüp Sultan Camii’nde kılıç kuşanırdı. Bu kuşanma sırasında 4 halifeye ait kılıçlar kuşanılır ve dua edilirdi. Osmanlı padişahları tahtlarına tamamen dini sayılabilecek bir merasim sonunda çıkardı.

Osmanlı padişahlarının İslami tarafları pek çok örnekle anlatılabilir. Hatta bu kişilerden çoğu yaptığı işler ve davranışlar sebebiyle dindar olarak nitelendirilebilir. Bu bağlamda, verilen hükümlerde adaletli olmak İslam açısından olmazsa olmaz bir kuraldır. Bu sebeple de Osmanlı padişahları unvanı ne olursa olsun halka zulmeden devlet görevlilerini cezalandırmış. Yasalara uygun davranmayan kimselere de uygun cezalar vermişlerdir.

İslam, yardım ve dayanışmayı emreden bir dindir ve Osmanlı padişahlarının birçoğu da bu hükümlere uyar. Bu bağlamda, padişahlar halka karşı merhametli ve hayır severdir. Afet boyutunda bir felaket görüldüğünde bazı padişahların saraydan çıkarak halka bizzat yardım etmeleri de onların dini yönünü simgeler.

Osmanlı padişahları ve imar işleri nasıldır? Osmanlı padişahlarının İslam inancı konusundaki hassasiyetleri hükümdarlık yaptıkları süre boyunca yapılan imar işlerinden de görülebilir. Bu bağlamda padişahlar halkın yararı için çok sayıda sosyal alan oluşturur. Ancak bunun yanı sıra dini kurum ve ibadethanelerin inşasına ve onarılmasına da ayrıca ağırlık verilir. O zamanlarda yapılan pek çok cami, türbe, külliye ve benzeri yapılar; günümüzde Osmanlı padişahlarının anılmasını sağlayan dini semboller haline gelmiştir.

Osmanlı padişahları ve ibadet anlayışı… Osmanlı padişahları, dini inançları gereği gündelik ibadetlere de önem vermekteydi. Bu bağlamda padişahların vakit namazlarını olabildiğince halkla birlikte kılmaya çalıştığı gözlenir. Özellikle Cuma namazları, sefer vakitlerinde bile aksatılmamış ve mutlaka kılınmıştır. Cuma namazları sırasında da padişahlar bizzat halkın istek ve şikayetlerini dinlemişlerdir. Padişahların tahta çıktıktan ve sefer kazandıktan sonra şükretmeleri ve hayır işlemeleri de İslam inancının bir yansımasıdır. Bu davranışlar ilgili lütufların Allah tarafından verildiğini kabul etmenin bir yoludur.

Sonuç olarak, Osmanlı padişahları hem devlet yönetiminde hem de bireysel açıdan İslam inancına uygun hareket etmeyi benimsemişlerdir. Daha şehzadeyken dini açıdan donatılan bu kimseler padişah olunca da İslam’ı yüceltmiş ve bunu devlet politikasında da uygulamışlardır. İslam inancı padişahların yönetimde; adaletli, merhametli ve birleştirici olmasına destek olmuştur. Bu da toplumun baskın bir kısmının Müslüman olmasıyla birleşip devlet sınırlarını genişletmeye yardımcı olmuştur. Osmanlı padişahları toplum içerisinde dini kaidelere uyulmasını sağlayan otorite olmuştur. Bunun yanı sıra günlük yaşamda da dini yaşattıkları için topluma örnek olmuşlardır.