Osmanlı’da Aile ve Din İlişkisi

Photo 134267745 © Üstün Ibisoglu - Dreamstime.com

Osmanlı İmparatorluğu’nda aile ve din ikisi de toplumun temelini oluşturan kavramlar aynı zamanda en temel kurumlar. Bir toplumda kurumların birbiriyle ilişkileri kaçınılmazdır. Aile ve din arasında bir ilişki bulunmaması imkansızdır. Ailedeki uyum olmasında ve ahenk yaşanmasında en büyük unsur dindir.

Osmanlı aile yapısında dinin aile üzerindeki temel etkilerini şu şekilde açıklayabiliriz; ailenin oluşması, aile içinde rollerin belirlenmesi. Bir toplumun oluşumunda sosyal ve kültürel etkiler vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nda aile ilişkileri evlenmeden önce başlar. Evlenecek kişilerin birbirini tanıması için nişan yapıldığını görüyoruz. Çift aynı yakın çevreden olduğunda birbirlerini daha iyi anlıyorlar. Osmanlı ailelerinde özellikle sosyal ilişkilerini yüz yüze sürüten çevrelerde bu süreç hiç görülmüyor.

Evlilik nasıl oluyordu?

İslam dini belli kurallar çerçevesinde nişan öncesi adayların birbirlerini tanımalarına olumlu yaklaşıyor. Osmanlı aile yapısında da evlenecek kişiler ahlak çerçevesi içinde birbirlerini tanıyabilirler. Tabii toplum içinde bunu kabul etmeyen aileler de olmuştur. Günümüzde de İslam toplumlarında çoğunlukla eğitimli aileler nişan çerçevesinde gençlerin birbirini tanımasına olumlu bakıyor. Bu süreçte adaylar kadar ailelerde birbirini tanır. Aileler birbirine gelip giderken ve hediyelişirken fikirler olumlu gelişirse adayalar çoğunlukla evlenirler.

Osmanlı aile yapısında dini açıdan Müslüman kadınlar Müslüman olmayan erkeklerle evelenmezler. Bu kural erkekler için geçerli değildir, dini açıdan erkekler Müslüman olmayan kadınlarla evlenerek onların Müslümanlığa geçmesine vesile olurlar. Dini normlar ve değerler evlilik kararı vermede oldukça önemlidir.

Müslümanlıkta dini nikah kıyan erkek kadını güvenceye almak amacıyla ona mehr verir. Osmanlı aileleri de bu kural uygun davranmışlar dini görevlerini yerine getirmişlerdir. Dini açıdan mehrin tasarruf hakkı sadece kadınına aittir. Başka bir kimse annesi babası dahil onu kullanamaz.

Osmanlı ailesine yönelik yapılan bir araştırmada kırsal kesimde yaşayan köylü kadınların mehr miktarlarının üst kategorilerde şehirli kadınlara göre biraz daha fazla istedikleri anlaşılmıştır. Mehr dini açıdan aileyi şu şekilde de korur; maddi açıdan zayıf olan kocalar eşlerini basit nedenlerle boşayamamışlar ve aile birliği korunmuştur.

Osmanlı aile yapısı dini açıdan yasak olmamasına karşın çok eşli evliliklerin az görüldüğü bir toplum olmuştur. İslam ailede liderlik vasfını erkeğe vermiştir. Osmanlı aile yapısı da bu yapıyı benimser. İslam dini ailenin geçimi ve barınması için gerekli gelirin temini, çocukların topluma kazandırılması ve ailenin devamı ve korunması gibi temel değerleri erkeğe bırakır.

Osmanlı aile yaşamında koca yöneticiliğe uygun davranmadığı ya da zulüm haksızlık uygularsa ailenin diğer üyelerin yargıya başvuru hakkı doğmar, dini açıdan hakları vardır.

Din ve aile yapısı nasıldı?

Osmanlı aile yaşamında kadın kocasına karşı hanımlık, çocuklarına karşılık annelik-eğitmenlik ve aile yöneticiliğine yardımcılık rollerini üstlenir. Dini açıdan çocukların sorumluluğu hem anneye hem de babaya verilir. Çocuklara maddi ve manevi değerleri ikisi birlikte öğretmelidir.

Osmanlı aile yapısı dinin de katkısıyla evlenmeyi teşvik ettiği gibi, ayrılmaya da olumsuz bakmaktadır. Ancak evlilikte tüm çabalara rağmen uyumsuzluk ve anlaşmazlık varsa ancak o zaman ayrılma önerilir. Osmanlıda, evliliklerinin devam etmesini istemeyen ka- dınların boşanma hakkına sahip olduklarını araştırmacılar tespit etmişlerdir.

Türkler, geçmişten getirdiği değer ve alışkanlıklarını büyük ölçüde korumuş ve bunlarla uyumlu bir nitelik sergilemiştir. Türkler Osmanlı toplumunun içinde geçmiş alışkanlıklarını devam ettirdiler.

Osmanlı aile biçiminin çok çocuklu olduğu düşünülse de en yaygın olanı bir, iki üç çocuklu aile yapılarıdır. Osmanlı’da çekirdek aileler çoğunlukla beş kişiden oluşmuştur.