SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Osmanlı’da eğitim sistemi nasıldı?

Eğitim 05 Şub 2021
Osmanlıda eğitim sistemi nasıldı
Valdemaras D.-Unsplash

Tarihte, yaklaşık altı yüz yıl hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’nun bu hakimiyet döneminde Osmanlı’da eğitim sistemi nasıldı sorusu önemli bir sordur. Zira bir medeniyetin temelini oluşturan eğitim, her alanda topluma güç kazandıran önemli olgulardandır. Toplumun bilinçlenmesi, ilerlemesi ve güçlenmesi için eğitimin önemi yadsınamaz bir gerçektir. Bir toplumun eğitim kurumları en önemli sosyal birimleridir. Ve bu birimlerle toplum arasında iç içe geçmiş bir etkileşim mevcuttur. Toplum hayatındaki değişimler eğitimi etkilerken, eğitim alanındaki değişimler de toplumu etkiler.

İlk medrese ne zaman kuruldu, Osmanlı’da eğitim sistemi nasıldı?

Anavatanı Orta Asya olan Türklerin, göçebe yaşam tarzları ve boyunduruk altına girmeyi reddeden toplum yapısı, dünya üzerinde geniş topraklara yayılmaları sonucunu getirmiştir. Bu yayılım sonucu gittikleri her yeni bölgeyi kültürleriyle etkiledikleri ve etkilendikleri de kaçınılmaz bir gerçektir. Kültürel, sosyal ve dinsel etkileşimin sonuçları Türk eğitim sistemine de elbette yansımıştır. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra tesis edilen cami ve mescitlerin yanı başında kurulan medreseler, eğitim yapısının ilk kurumsal yapılarıdır. Bu kurumsal yapıların ilk ortaya çıkışı Büyük Selçuklu Devleti zamanında olmuştur.

Osmanlı devletininse ilk medresesi 1330’lu yıllarda Orhan Gazi tarafından, İznik’te kurulan “Orhaniye Medresesi’dir. Bursa’nın başkent olmasından sonra “Sultaniye Medresesi” kurulmuş ve Osmanlı topraklarının genişlemesiyle medreseler yaygın hale gelmiştir.

Tarih içinde medrese eğitiminin içeriği ve gelişimi nasıl olmuştur?

Cami eğitiminden farklı olarak medreselerde verilen eğitimler daha sistemli, devamlılık arz eden bir eğitim örgütlenmesi haline gelmiştir. Dini eğitimin yanı sıra ilmi eğitimlerin de verildiği yerler olan medreseler, zamanla devlet makamlarında yer alacak kalifiye insanların yetiştirildiği kurumlar haline gelmiştir. Medrese alanında en büyük teşkilatlanma Fatih Sultan Mehmet zamanında olmuş, kendi adına inşa ettirdiği cami etrafında kütüphane, mektep, aşevi ve sekiz medreseyle sosyal bir külliye yapısı oluşturmuştur. Burada okutulacak derslerden, müderrislerin alacağı maaşlara kadar birçok yönetimsel konu saray ve zamanın ulemaları tarafından düzenlenmiştir.

Din, felsefe, matematik, mantık, astronomi gibi konularda dersler verilen medreselerde öğrencilerin, dini, fikri ve ruhsal gelişimi gözetilerek müfredatlar oluşturulduğu gözlemlenmektedir. Medrese sisteminin en kurumsal haliyse Kanuni Sultan Süleyman zamanında görülmektedir. On iki kademeli sınıf sisteminden oluştuğu gözlemlenen Süleymaniye Medresesi’nin özelliği, din eğitimi dışında mesleki eğitime de ağırlık verilmiş olmasıdır. Süleymaniye Medresesi’nde tıp ve fen alanında birçok alim yetiştirilmiştir.

Kaynaklardan bir medrese öğrencisinin mezuniyet için bitirmesi gereken kırk temel kitap olduğu, bunların içeriklerinin de kısaca; Tefsir ilmi, hadis ilmi, İslam Hukuku, sarf ilmi (Arapça kelime bilgisi), vad ilmi (kelime anlam ilişkisi ilmi), münazara ilmi, kelam ilmi, fıkıh ve akait usulleri gibi dersler olduğu görülmektedir. Birebir ve toplu halde yapılan dersler sonucu sıkı bir ölçme değerlendirme sistemine sahip olduğu anlaşılan medreselerde, kişilerin yetenek ve meyillerine göre yönlendirme yapılmasında bire bir yapılan derslerin etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Medreselerde eğitim gören öğrencilerin tüm giderleri özellikle Osmanlı devletinde kusursuz şekilde işlevsel hale gelen vakıflar tarafından karşılanmış, öğrencilerin barınma, beslenme ihtiyaçları üst düzeyde karşılanmıştır. Bu eğitimler sonucu medreselerde nice müftü, kadı, müderris, hekim, mimarlar yetiştirilmiş, eserleri günümüze kadar ulaşmıştır.

Medreseler ne zaman kapatılmıştır?

Genel olarak Osmanlı’da medrese eğitiminin oldukça nitelikli bir eğitim olduğu, günümüzden yıllar önce öğrencinin bireysel zekası ve yeteneklerine göre yönlendirilme tekniğinin uygulandığı, bu çok yönlü eğitimin yetiştirilen insan kalitesinde etkili olduğu görülmektedir.

Osmanlı Devleti’nin çöküşe geçtiği dönemlerde etkilenen her kurum gibi medreselerde bu süreçten olumsuz etkilenmiştir. Himayesi altında olduğu vakıfların, döneminde etkili olan ulemanın bireysel çıkarlarına hizmet eder, özgünlüğünden ödün vermeye başlar olmuştur. Gerileme döneminde oldukça yara alan medreseler, büyük zaferden sonra 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat (öğretim birliği) Kanunu’n kabulüyle kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra ülke sınırları içindeki tüm okullarda müfredat değişikliği başta olmak üzere birçok değişiklik yapılarak Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP