SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Osmanlı’da saray yaşamı nasıldır?

Tarih 09 Şub 2021
Osmanlı’da saray yaşamı
Kayra Sercan-Unsplash

Dünya tarihinde uzunca bir dönem ihtişamlı bir imparatorluk olan Osmanlı’da saray yaşamı da aynı şekilde ihtişamlı, görkemli olmuştur. Günümüzde tarihe tanıklık etmiş eserler olarak korunan saraylar, görkemli yapılarıyla o dönemin bütün ihtişamını gözler önüne serer. Çeşmeleri, bahçeleri, avluları, arz odaları büyük bir imparatorluğa ev sahipliği yapmanın yorgunluğunu, ama bir o kadar gururunu yansıtır gibidir. Nice heybetli padişahlara, ateşten gömlek giymiş vezirlere, kudretli validelere, haseki sultanlara ev sahipliği yapmış gizemli yapılardır saraylarımız.

İhtişamlı Osmanlı’da saray yaşamı kimleri kapsardı?

Gizemli, ihtişamlı Osmanlı saraylarının sakinleri elbette padişah ve emrinde bulunan çeşitli kademelerdeki zümreydi. Ayrıca saraylar padişahların hem devlet makamı hem de özel ikametgahıydı. Bu sebeple ailevi unsurların da incelikli bir şekilde teşkilatlandığı görülmekteydi. Padişahların günlük yaşamları genelde Enderun’u da kapsayan harem bölümünde geçmekteydi.

Esasen saray okulu diyebileceğimiz Enderunlar, Fatih Sultan Mehmet zamanında kurumsal yapı olarak saraya dahil edilmiş yapılardı. Genellikle devşirme çocuklardan seçilenler bu okulda özel eğitime tabi tutularak, devlet makamlarında görevlendirilirlerdi. Padişahın değişmesiyle kalabalık bir kadroya sahip harem ve Enderun’da kadro değişiklikleri gündeme gelir, müthiş bir hareketlilik gözlenirdi.

Sarayların kalabalık kadrolarına bir örnek olarak Topkapı Sarayı nüfusunun tarihi kayıtlara göre yaklaşık beş bin kişi olduğu belirtilmektedir. Aslında saraylarda en önemli tören cülus yani tahta çıkma törenleriydi. Müthiş bir siyasi ve gündelik yapılanma örneği gösteren saray hayatında hiçbir aksama olmadan her iş idaresi yapılırdı.

Harem yapılanması nasıldı?

Resmi adı Harem-i Hümayun olan harem, padişah ve ailesinin devlet makamlarından ayrı olarak yaşadığı özel alanlardı. Kelime anlamı olarak da gizlemek, korumak anlamlarında olan harem kelimesi anlamına uygun olarak saray yapılanmasında dış dünyayla irtibatın kesik, sadece izin verilen kısımlardan ulaşılabilecek gizemli bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bölümün kadın hizmetlilerinin genel adı “cariye”dir. Cariyelik sisteminde çıraklık ustalık ve kalfalık aşamaları mevcuttu. Ayrıca saraya yeni gelen cariye kalfalardan yedi yıl kadar eğitim aldıktan sonra ancak usta ve kalfalık unvanına erişirdi.

Valide Sultan’ın gölgesinde sürdürülen yaşamda kadı eşleri, vezir eşleri de bulunurdu. Hayatta olduğu sürede haremdeki en yüksek mevki Valide Sultanındı. Valide Sulatanın vefatı halindeyse yetkiler veliaht sultan anesine geçerdi.Tüm cariyelerin başıysa “Hazinedar Usta” konumundaki kişi olup Valide Sultan’a bağlı olurdu.

Sarayda cülus törenleri nasıldı?

Aslında sarayların sur dışında kalan alanları genelde gündelik yaşamın sürdüğü alanlardır. Padişahların Cuma namazlarını cemaatle kılınmanın dinen farz olduğu saray geleneğinde, Selatin Camilerine giden yol üzerinde Divanyolu, Atmeydanı gibi tören alanları yer alırdı. Bu meydanlarda padişahın kendini halka gösterdiği çeşitli ihtişamlı törenler yapılmaktaydı. Bu törenler cülus kutlamaları, kılıç törenleri gibi törenleri kapsardı.

Bu görkemli törenin ilki 1481 de 2. Beyazıd için, sonuncusuysa 1918 de Vahdettin için yapılan tahta çıkma törenleriydi. Bu törenler önceki padişahın vefatının duyurulmasıyla başlardı. Vefat eden padişahın tüm giysileri, kılıçları ve özel eşyaları bir bohçaya sarılarak saray hazinesine teslim edilirdi. Bugün Topkapı Sarayı’nda bin beş yüzü aşkın padişah kıyafeti ve diğer özel eşyalarının bulunduğu belirtilmektedir.

Ayrıca saray hazinesine yapılan teslimattan sonra törenin dua, biat, kısımları yapılır, kılıç ve valide alayları gelirdi. Bu törenler ardından tahta çıkan padişah, Eyüp Sultan türbesine gelerek kılıç kuşanır, Fatih Sultan Mehmet’in kabrini ziyaret ederdi. Törenlerin son aşamasındaysa sarayın kutsal emanetlerinden Hz. Muhammed, Hz. Ömer, Osman Gazi ya da Yavuz Sultan Selim’e ait bir kılıç şeyhülislam tarafından padişahın kemerine bağlanırdı.

Osmanlı saraylarındaki törenler yüz yıllar boyunca ilmek ilmek işlenmiş devlet geleneklerinin ihtişamlı haliydi. Geniş topraklara altı yüz yıldan fazla hükmetmiş bir devletin gücü, kudreti bu törenlerle hem halka hem dünyaya gösterilirdi.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP