Peygamber Efendimiz Medine’ye İlk Ayak Bastığında Nasıl Karşılandı?

View to the wall and towers of the Sfax medina in Sfax, Tunisia.

Son peygamber olan Hz. Muhammed (SAV), İslam’ı yayarken bazı zorluklarla karşılandı. Allah’ın varlığı ve birliği kimileri tarafından kabul edilirken kimileri tarafından reddedildi. Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmayan kısım Peygamber Efendimize ve ona inananlara çeşitli zulüm ve işkencelerde bulundu. Bir süre sonra bu durum çekilmez bir hale geldi ve Hz. Muhammed Mekke’yi terk etmek zorunda kaldı.

Hz. Muhammed Mekke’yi ne zaman terk etti? Hz. Muhammed, Mekke’de kendisine ve sahabelerine yaşatılan işkencelerden dolayı kaçmak zorunda kaldı. Sahabeler kendisinden hicret için izin istedikleri zaman Hz. Muhammed, “Bundan böyle sizin hicret edeceğiniz şehrin, iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi.” (Buhari) buyurdu.

Hicretin yapılacağı öğrenildiğinde Mekkeli müşrikler tüm Müslümanlara olan zulümlerini arttırdı. Onlara pazarda yiyecek ve giyecek satmamaya başladı. Yaşam oldukça zor hale geldi. Tüm bunlardan sonra Hz. Muhammed ve sahabeleri, kimseye hissettirmeden 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etti.

Bu göçün ardından Allah, Kur’an-ı Kerim’de Mekkeli müşrikler için, “Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse sana dünyayı dar etmişlerdi. Ama senden sonra kendileri de fazla kalamayacaklar!” buyurdu. (İsra, 17/76)

Hz. Muhammed, Medine’de nasıl karşılanmıştır? Medineli halk, Hz. Muhammed’in topraklarına ayak basacağı için oldukça heyecanlıydı. Onun yoluna gözcüler dikmiş, kendisini de ilahi söyleyerek ağırlamışlardır. Hz. Muhammed Medine’ye vardığı zaman herkes çok mutluydu, ortalık bir cümbüşe dönmüştü.

Mekkeliler ise Hz. Muhammed’in gidişi karşısında oldukça korkmuşlardı. Müslümanlık, sandıkları gibi zorbalık ve işkence ile bitmemişti. Aksine, yayılmaya devam etmişti. Sadece Mekke’de kalmamış, Medine’ye ulaşmış ve orada yayılmaya başlamıştı. İlk zamanlar bu korkuların yersiz olduğunu düşünseler de, zaman geçtikçe olayın ciddiyetini kavramışlardı.

Hz. Muhammed, Medine’de kime misafir olmuştur? Hz. Muhammed Medine’de sevildiği için onu ağırlamak ve evine misafir etmek isteyen pek çok kimse olmuştur. Hz. Muhammed kimsenin gönlünü kırmak istememiş, herkese misafir olmak istemiştir. Bu sebeple devesi Kasva’yı bırakmış ve o kimin evine giderse orada kalacağını buyurmuştur. (İbn-i Hişam)

Hz. Muhammed’in devesi olan Kasva birkaç yere oturmuş ve kalkmış, sonunda Halid bin Zeyd’in evinin önünde durmuş, oturmuştur. Hz. Muhammed de sözünü verdiği gibi Medine’deki misafirliğini yedi ay boyunca Halid bin Zeyd’in evinde geçirmiştir.

Ardından Medine’de yaşayan Müslümanlar, Hz. Muhammed’in kendilerine misafir olmasından onur duyarak, şükür için kurban kesmiştir. Kesilen deve halka dağıtılmıştır.

Ensar ve Muhacir arasında nasıl bir ilişki vardı? Mekke’de tüm varlığını bırakarak Mekke’ye Hz. Muhammed ile göç eden kişilere Muhacir, Medine’de muhacirleri karşılayan ve onları evlerine misafir eden Müslümanlara ise Ensar denmektedir.

Hz. Muhammed, Mekke’den gelen Muhacirlerin kalacak yeri olmadığını, kimisinin kıyafetinin, yiyeceğinin ve parasının olmadığının bilincindeydi. Yaşadıkları şehri henüz terk etmişlerdi. Yeni bir şehirde hayatta kalmak ise zordu. Bu sebeple İslam’ın dayanışma ve yardımlaşamaya verdiği değeri kullanarak Muhacir ve Ensar Müslümanlara kardeşliği emretmiştir.

Hz. Muhammed, her bir muhacir aileyle beraber kalması için Ensarlardan bir aile seçmiştir. Seçtiği aileler arasında da kardeşlik bulunmasını emretmiştir. Yaşayan aileler her şeyi paylaşacak, beraber kazanıp beraber harcayacaklardı. Böylelikle adaletli bir yaşam olacaktı.

Hz. Muhammed, her bir aile için ayrı ayrı düşünmüş ve Ensar-Muhacir ilişkisini rastgele oluşturmamıştır. Kişilerin hayatlarını, yaşam tarzlarını, zevklerini ve düşüncelerini göz önünde bulundurarak birbirlerine uyumlu aileleri seçmiştir. Zıt yaşayan kimseleri aynı eve yerleştirerek geçinmelerini beklememiştir. Bu sebeple Ensarlar ve Muhacirler arasında bir kardeşlik bağı doğmuştur.