Peygamber Efendimiz Vefat Etmeden Önce Neler Yaşanmıştır? Vahiy Neden Sıklaşmıştır?

ID 51148108 © Bazruh | Dreamstime.com
ID 51148108 © Bazruh | Dreamstime.com

Hz. Muhammed (SAV) de diğer canlılar gibi ölümlüydü. Kendisine yazılan bir ömür vardı ve bu ömrün sonunda herkes gibi o da toprağa karışacaktı. Veda haccından sonra döndüğünde sağlığının bozulduğunu görenler Hz. Muhammed için üzülmeye başlamıştı.

Peygamber Efendimizin vefatından önce yaşanan olaylar nelerdir? Hz. Muhammed, kendisine gönderilen Kur’an-ı Kerim’i öğrenmekle kalmamıştır aynı zamanda yaşamıştır. Vefat zamanı yakınlaştığında vahiyler daha hızlı gelmeye başlamış ve Kur’an, Peygamber Efendimiz vefat etmeden önce tamamlanmıştır. Kitap olması ve çoğaltılması Hz. Muhammed’den sonraki dönemde gerçekleştirmiştir.

Hz. Muhammed’e inen surelerden biri olan Nasr suresi “Allah’ın yardımı gelip fetih gerçekleştiğinde…” diye başlamaktadır. Bu sure indikten sonra sahabeler kendi aralarında konuşmuş ve ayet-i kerimeden neler anladıklarını birbirine sormuştur. Çoğu kimse fetih kelimesinin Allah için yapılan savaşlar olduğunu düşünse de, Hz. Ömer ve İbni Abbas ise fetih kelimesinin anlamını Hz. Muhammed’in vefatı olarak anlamışlardır. Bu sureden kısa süre sonra da Hz. Muhammed vefat etmiştir.

Vahyin artmasının sebebi Hz. Muhammed’in son dönemlerinde işlenen iyi amellerin arttırılması içindir. Vahyin en çok indiği gün belli değildir. Bu sebeple vahiylerin sıklaştığı günler diye söylenmektedir. Peygamber Efendimiz bu dönemden sonra vefat etmiştir.

Hz. Muhammed hastalandığı dönemlerde katılamadığı namazları kıldırması için Hz. Ebubekir’i görevlendirmiştir. Kendisi de onun kıldırdığı bir namazda cemaate katılmış ve Hz. Ebubekir imamlığı ona vermek istediğinde reddederek yanında namaz kılmıştır.

Hz. Muhammed’in yaptığı ilk ve tek haccında sürekli hutbelerde bulunmuştur. Sonrasında yaptığı konuşma toplanarak Veda Hutbesi başlığına alınmıştır. Vefat edeceğini bilmemesine rağmen, sahabelerine ve Müslüman halka öğütlerde bulunmuş, Allah’ın birliğinin ve ona iman etmek gerektiğinin mesajını vermiştir. Hz. Muhammed’in bu hutbesi yalnızca Müslümanlara değil, tüm insan halkına yaptığı bir konuşmadır.

Hz. Muhammed hastalandıktan sonra kendisini peygamber ilan ederek yoldan çıkanlar oldu. Peygamber Efendimiz bu kimseleri Allah’ın yoluna yeniden davet etmiş, yaptıkları yanlışlardan dönmesi için kendilerine mektuplar yazmıştır. Hz. Muhammed son peygamber olduğunu biliyordu. Eğer sonrasında yine bir peygamber gelirse, bunun Allah’ın takdiri olduğunu ve peygamber olacak olan kulun yine Allah tarafından seçileceğini anlatmıştır.

Son zamanlarında yanındaki insanlara sürekli tavsiyelerde bulunuyor, Lailahe illallah diyordu. Yine vefatından kısa bir süre önce dua niyetine okuduğu bir ayet vardır: “Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lutuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdirler; bunlar ne güzel arkadaşlardır!” (Nisa, 4/69)

Hz. Muhammed’in son sözü, “Allah’ım Refik-i A’la’da.” cümlesidir. (Buhari) Refik-i A’la, cennette bulunan peygamberlerden oluşan bir cemaatin ismidir.

Hz. Muhammed ölümünün yakınlaştığını anlamış mıydı? Hz. Muhammed her canlıyı Allah’ın yarattığını ve her canlının Allah’a döneceğinin bilincindeydi. Kendisi son nefesine kadar peygamberlik görevinin tüm vazifelerini yerine getirmeye gayret etmiştir. İnen ayetlerden ise vefatının yakın olduğunu anlamıştır.

Hz. Muhammed ne zaman vefat etmiştir? Hz. Muhammed hastalandıktan kısa bir süre sonra, 8 Haziran 632 tarihinde vefat etmiştir. Ölümün zorluğunu tattıkça ve hastalığı şiddetlendikçe Allah’a dualarda bulunmuş, çevresinde bulunan kimselere sıkça tavsiyelerde bulunmuştur. Eşi Hz. Aişe’ye de ölümün zorluğu hakkında “Ey aişe! Hayber’de tatmış olduğum zehirli etin elemini devamlı hissedip durdum. Şu anda kalbimin damarının koptuğunu duymaktayım.” buyurmuştur. (Buhari)

Hz. Muhammed, Ebubekir’in imamlık yaptığı bir zamanda “Şanı yüce olan Allah, bir kulunu, dünya ve onun zineti ile kendi katındaki nîmetler arasında muhayyer bıraktı. O kul da Allah katındakileri tercih etti!” buyurmuştur.