Peygamber Efendimiz’in (SAV) İnsan ve Aile İlişkileri Nasıldır?

Rose bush in bloom on the streets of London
Fotoğraf: Rose bush in bloom on the streets of London

Kendisine İslam tebliğ edilmeden önce ve sonra Peygamber Efendimiz, her zaman örnek bir kimse olmuştur. İslamiyet’ten sonrada kendisinin davranışları tüm Müslümanlar için rehber olmuştur. “Allah’ın emri ve Peygamberin kavli ile” diyerek başlanan aile birliğinin temelinin sağlam olması için de onun aile ilişkileri örnek alınabilir ve hadisi şeriflerinden yararlanılabilir.

Eşlerin birbirleri üzerindeki hakları: Peygamber Efendimiz insan ve aile ilişkilerinde her zaman birleştiren taraf olmuştur. Kendisi küskünlükleri uzatmamış ve yapılan hatalara karşı da affedici bir tutum sergilemiştir. Bu bağlamda, erkeklerin hanımları üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da eşleri üzerinde bazı hakları olduğunun vurgusunu yapmıştır.

Hz. Muhammed, eşlerin birbirine kin beslememelerini tembih eder ve şöyle buyuru: “Mümin bir kimse, eşine karşı nefret beslemesin. Çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da hoşlandığı başka huyları mutlaka vardır.” (Müslim) Buradan anlaşılacağı üzere eşler arasında beğenilmeyen davranışlar görülmesi olağan bir durumdur. Ancak bu duruma karşı kişinin eşine nefret beslemeye başlamak yerine, eşinin sevdiği diğer huylarına odaklanması gerekir.

Peygamber Efendimiz, aile yaşamında erkekleri ve kadınları önemli yerlerde konumlandırır. Kendisi bu konuda, “Hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz. Kişi ailesinin yöneticisidir ve onlardan sorumludur. Kadın, eşinin evinin yöneticisidir ve ondan sorumludur.” (Buhari) buyururlar. Bu hadisi şeriften anlaşılacağı üzere evlilik hem erkeğin hem de kadının sorumluluğun devam edilen bir bağdır.

Aile ve akraba bireylerini ziyaret etmenin önemi: Peygamber Efendimiz, aile ve akraba ziyaretine oldukça önem vermiş ve ümmetine de akraba ile görüşmeyi kesmemelerini tavsiye etmiştir. Kendisi, babasını hiç görmeyen ve altı yaşında da annesini kaybeden bir çocuktur. Onların yokluğunda yoğun bir hasret çekerken, sütannesi Süveybe’yi de hiç unutmamıştır.

Ebu Leheb’in cariyesi olan Süveybe, doğumunda Hz. Muhammed’i emzirmiş ve onun sütannesi olmuştur. Peygamber Efendimiz de onu hiç unutmamış ve Mekke’deyken aralıklarla ziyaretine gitmiştir. Medine’ye hicret edildikten sonra da sütannesine giyecek göndermiştir.

Güven ortamının sağlanması: Aile kurumunda; anne, baba ve çocuklar arasında güvenilir bir ortam oluşturulması şarttır. Peygamber Efendimiz bu durumu hadisi şerifinde şöyle açıklar: “Kıyamet gününde, Allah katında konumu en kötü olacak insanlardan biri de, karısı ile beraber olup da onun sırlarını yayan kimsedir.” (Müslim) Sır tutmak, aile bireylerinde küçük ya da büyük ayrımı yapılmaksızın herkese düşen önemli bir vazifedir. Bunun için çocukların daha küçük yaşlardan itibaren mahremiyet bilinci ile yetiştirilmesi gerekir.

Peygamber Efendimiz’in eşlerine karşı sergilediği zarafet: Hz. Muhammed, kendi döneminin ilerisinde bir medeniyetin inşasına başlamış ve bu yolda da kadınları göz ardı etmemiştir. Kendisi, kadın ile erkeğin fıtratının farklı olduğu bilinci ile hareket etmiş; kadınların hassas ve kırılgan yapılarını da düşünerek davranış sergilemeye gayret etmiştir.

Peygamber Efendimiz, hanımlarına her zaman ve her koşulda değer vermiştir. Onları, Allah’ın kendisine vermiş olduğu bir emanet olarak kabul etmiş ve gerektiğinde de eşlerine danışmaktan çekinmemiştir. Dini konularda eşlerini bilgilendirmiş, onlar ile sohbet etmeye vakit ayırmış, hatta ev işlerinde bile hanımlarına yardımcı olmuştur.

Peygamber Efendimiz’in fedakar ve sevgi dolu kişiliği aile ilişkilerinde de kendisini gösterir. Bu bakımdan, Hz. Muhammed’in; eşlerine, evlatlarına ve torunlarına her zaman sevgi ile yaklaştığı dikkat çeker. Efendimiz, maddi ya da manevi herhangi bir desteği aile bireylerinden esirgemez, Müslümanlara da Allah yolunda ve ailesi başta olmak üzere harcama yapmalarını tembih eder.