Peygamber Efendimiz’in Sünnetine Uymanın Önemi Nedir?

ID 159006669 © Kristof Lauwers | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 159006669 © Kristof Lauwers | Dreamstime.com

Allah, insanları kendisine iman etmeleri için yaratmış ve kullarının arasından da yol gösterici olarak bazı peygamberler seçmiştir. Allah ile kul arasında elçilik vazifesi yapan son peygamber de Hz. Muhammed’dir. Peygamber Efendimiz (SAV), bu vazifeyi üstlendiği andan itibaren, insanları iman etmeye çağırmış ve her yönü ile de örnek bir Müslüman olmuştur. Kendisinin davranışları hem yaşamı boyunca hem de vefatından sonra Müslümanlar tarafından uygulanmaya devam edilmiştir. Sünnet olarak isimlendirilen bu devamlılık, Resulallah’a olan bağlılığın bir simgesidir.

Hz. Muhammed sünneti hakkında ne der? Peygamber Efendimiz bir hadisinde, “Farza bağlı olan ve olmayan sünnet vardır. Farzdaki sünnetin aslı Allah’ın kitabındadır. Bu sünneti almak hidayet, terki ise delalettir. Diğer sünneti almak fazilet, terki ise günah değildir.” (Taberani) buyururlar. Buradan anlaşılacağı üzere sünnet, sünnet-i hüda ve sünnet-i zevaid olmak üzere iki çeşittir.

Sünnet-i Hüda: Peygamber Efendimiz, sünnet-i hüda kapsamında bulunan işleri terk etmemeye özen göstermiştir. Ezan okumak ya da toplu namaz kılmak gibi davranışlar bu sünnete girer. Sünnet-i hüdanın mazeretsiz terk edilmesi ise küçük günah olarak kabul edilir.

Sünneti Zevaid: Peygamber Efendimiz’in ibadet olarak değil de adet olarak devam ettirdiği işler sünneti zevaiddir. Bu davranışlara devam etmemek mekruh olarak yorumlanmaz. Peygamber Efendimiz’in giyinme ve yeme alışkanlıkları bu sünnet çeşidine verilebilecek basit örneklerdir.

Sünnete uymanın yararları nelerdir? Peygamber Efendimiz’in sünnetine uymak, mümin kimselere hem dünyada hem de ahirette bazı yararlar sağlar. Hz. Muhammed, bu konuda ümmetini “Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (Buhari) diyerek uyarır. Aynı zamanda Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan bazı ayetlerde de peygamberlere uyulması emredir. Bu bağlamda, Kur’an’da “Peygamber size ne vermişse onu alın ve size neyi yasaklamışsa ondan kaçının. Allah’a karşı saygısızlık etmekten sakının. Kuşkusuz Allah cezalandırmada çok çetindir.” (Haşr Suresi, 7. Ayet) buyrulur.

Peygamber Efendimiz, evrendeki tüm güzelliklerin tek vücutta toplanmış halidir. Onun edep ve ahlakını örnek alan bir kimsenin maddi ve manevi güzelliklerden uzaklaşması mümkün değildir. Bu bağlamda, onun sünnetine asılmak, aynı zamanda Allah’ın rıza ve rahmetine kavuşmaktır. Efendimiz ümmetini kendinden sonra da sünnete uymaları konusunda uyarmış ve şöyle demiştir: “…Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at delalettir, sapıklıktır.” (Ebu Davud)

Peygamberlik vazifesi, Allah ile kul arasındaki elçiliği kapsayan bir iştir. Bu bağlamda, Allah’a itaat ancak peygambere itaat ile mümkün olur. O’nun rızasına, rahmetine, bereketine ve affına nail olmak isteyenlerin; Hz. Muhammed’e ve onun sünnetine uyması gerekir. Dünyada karşılaşılan zorluk ve problemlerin çözümünde de yalnızca Kur’an-ı Kerim ve sünnet, kaynak olarak alınmalıdır. Geçici dünya yaşamında, Allah’ın peygamberini yol gösterici olarak kabul edenler kurtuluşa erer ve kazançlı çıkar. İslam’ın öğretilerine asilik gösterip, başına buyruk davrananlar ise ahirette çetin bir sorgu vardır. Bu kapsamda, sünnete uymak ve bunu ihlaslı bir şekilde devam ettirmek hem fani hem de ebedi yaşam için mutluluğa açılan bir kapıdır.

Sünnetin terim olarak kullanım alanları: Sünnet, kullanım şekline göre farklı manalar yüklenen dini bir terimidir. Bu bağlamda terimin; “Kitab ve Sünnet” ile “Farz ve Sünnet” olarak kullanıldığı görülür. Bunlar içerisinde Kitab ile birlikte zikredilen hadis-i şerif manası taşır. Diğeri ise Hz. Muhammed’in farz olmamasına rağmen yapmaya devam ettiği alışkanlıklardır.