Peygamber Efendimiz’in Torun Sevgisi

ramin-talebi-u_b0jWnkgM0-unsplash
Fotoğraf: Ramin Talebi-Unsplash

İslam inancında anne ve babalara kendilerinden olan nesilleri Allah sevgisi ve din bilinci ile yetiştirmeleri tembih edilir. Bu sebeple çocuklar, İslam’ın devamını da temsil ettiğinden oldukça önemlidir. Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Kişinin öldükten sonra geride bıraktığı şeylerin en hayırlısı, kendisine dua eden salih bir evlat, sevabı kendisine ulaşan sadaka-i cariye, kendisinden sonra halkın amel ettiği bir ilimdir.” (Müslim) buyurur. Buradan anlaşılacağı üzere hayırlı evlatlar yetiştirmek kişinin ahiret yaşamına da etki eder.

Hz. Muhammed, yaşamı boyunca ibadetlerinde ve diğer davranışlarında İslam alemi için örnek bir kimse olmuştur. Kendisi nazik davranışları, affedici yönü ve merhameti ile bilinir. Onun bu davranışları hem yetişkinler hem de çocuklarla olan iletişiminden görülebilir.

Hz. Muhammed’in çocuklara karşı tutumu nasıldı? Müslüman bir kimseye Kur’an ayetlerinde şefkatli ve merhametli olması tembihlenir. Bu bağlamda, çocuklara gösterilecek şefkat de Müslümanların gönlünün bir ifadesidir. Konuyla ilgili Hz. Aişe’den bir rivayet aktarılır. Bu rivayete göre Peygamber Efendimiz’in torunlarını sevdiği bir gün, bedevilerden biri çıkıp gelir. Bu yabancı Hz. Muhammed’in torunlarına gösterdiği ilgiyi tuhaf karşılar ve “Ya Resulallah! Siz çocuklarınızı öper misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.” diye sorar. Peygamber Efendimiz de adamın bu duygusuzluğundan müteessir olarak “Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmışsa ben ne yapabilirim!” (Buhari) buyurur.

Peygamber Efendimiz ve bedevinin kıssasından anlaşılacağı üzere çocuk sevgisi insanın fıtratında var olan bir duygudur. Bu duygudan uzak kalan kimseler de Allah’ın vermiş olduğu merhametten yoksun kalmışlardır.

Hz. Muhammed ve torunlarına karşı beslediği sevgi çok derindi. Hz. Muhammed, her yönüyle olduğu gibi torunlarına olan sevgisiyle de Müslümanlara örnek olmuştur. Buna göre kendisinin torunlarını; öpüp, kokladığı, omzuna çıkardığı ve onlarla türlü oyunlar oynadığı bilinir. Hatta Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Peygamber Efendimiz hakkındaki kıssalar da sürekli dile getirilir. Bunlardan en bilineni de Hz. Hüseyin’in dedesi secdede iken onun sırtına çıkmasıdır. Buna göre, Peygamber Efendimiz’in cemaatle namaz kıldığı bir sırada secde çok uzun sürer, namaz kılanlar da bunun sebebini merak ederler. Bunun üzerine efendimiz “Hüseyin secdeye vardığımda sırtıma çıktı. Evde bu adeti edindiğinden, onu sırtımdan atamadım ve böylece secde uzun sürdü.” (Buhari) buyurur. Bu kıssadan anlaşılacağı üzere Peygamber Efendimiz, torunlarına karşı büyük bir sevgi beslemenin yanı sıra onlara oldukça da tahammüllü davranmıştır. Onun bu davranış şekli çevresindeki Müslümanlar için de büyük bir emsal oluşturmayı başarmıştır.

Çocuğu iyi bir Müslüman olarak yetiştirmek için neler yapılabilir? İslam inancında çocuk sahibi olan anne ve babalar oldukça büyük sorumluluklar üstlenirler. Bu bağlamda, çocuğun hayırlı bir Müslüman olarak yetiştirilmesi de onların görevleri arasındadır. Diğer konularda olduğu gibi din eğitimi de çocuk belli bir çağa gelene kadar taklit üzerinden devam eder. Yani, çocuklar öğrenmelerini anne ve babalarının tavır ve davranışlarını taklit ederek geliştirirler. Bu sebeple de; Allah ve peygamber sevgisi ile ibadetler çocuğa ebeveynler aracılığı ile aktarılır.

Dini bilgiler hakkında eğitim verilirken çocuğun varlığı dikkate alınmalıdır. Onu din ile korkutmaktan imtina edilmeli ve İslam olabildiğince sevdirilmelidir. Çocuğun yaşına uygun cümleler ve anlatımlar yapmak da oldukça önemlidir. Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Çocuğu olan, onunla çocuklaşsın!” (Deylemi) buyurmuştur. Bu hadisten yola çıkarak çocuk ile olan her türlü iletişimde onun dönemine inmek yararlı bir yaklaşımdır.