Hicret Tarihi; Peygamberlerin Kutlu Yolculuğu

Illustration 115359114 © Babayev Elnur - Dreamstime.com

Hicret tarihi olgusu peygamberler tarihinin ürünüdür. Peygamberler ve inananları ilahi yol gösterme ile içinde bulundukları baskı ve zulümden uzaklaşarak dinlerini yaşayacakları yerlere göç etmelerini ve dini yaşama ve yaşatmayı esas alır. Ancak peygamberler hicret için Allah’tan emir ve izin alıncaya dek bu tehditlerine boyun eğmez, baskılara katlanırlar. Yüce Allah’ın peygamberlere ve inananlara emri üzerine gerçekleşen hicret olgusunun yansımalarından alınacak nice dersler bulunmaktadır.

Dini manada hicret; dine uygun yaşam şartlarının bulunmadığı bir yerden, bu şartların sağlandığı yere göç etmedir. Bu eylemin içinde rızk temin etme ve daha iyi yaşam koşullarına ulaşma gibi nedenler yanında dinin serbestçe yaşanacağı ortamlar oluşturmak başta gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin hicret kıssalarına ayrıntılı biçimde yer verilmiştir.

Hz. İbrahim’in hicret tarihi ne zamandır?

Babasından başladığı tebliği aynı zamanda içinde yaşadığı insanlara da ulaştırmaya başlamıştı. Allah’ın birliğini, yalnızca O’na ibadet edilmesi gerektiğini her türlü yolla onlara aktarmaya çalışmış, her fırsatta hakkı tebliğ etmişti. Kavminin yöneticisi Nemrut’un karşısına çıkarılan Hz. İbrahim, onu da Allah’a kulluğa çağırdı. Ancak o, büyüklenerek bu daveti reddetti. Kavmi, Hz. İbrahim’in davetine icabet etmediği gibi her geçen gün baskılarını daha da ağırlaştırır. Hz. İbrahim, Allah’ın isteği ile ailesini de alarak Ur şehrinden Harran’a doğru yola çıkar. Yerleştiği Kenan diyarında uygun bir ortam bulan Hz. İbrahim, Allah’ın emirleri doğrultusunda bu topraklarda yaşayarak insanları Allah’ın yoluna çağırmaya devam eder. Burada İsmail ve İshak adında iki çocuk sahibi olan Hz. İbrahim, büyük oğlu Hz. İsmail’i ve onun anası Hacer’i Mekke topraklarına götürerek orada yerleştirir.

Hz. İbrahim’in bu hicretinde; Ur şehrinden hicretindeki gibi dış etkenlerin rolü yoktur. Allah’ın emri ile oğlu İsmail ve anası Hacer’i alarak onları Mekke’ye yerleştirir. Hz. İbrahim’in ehlini Mekke’ye yerleştirdikten sonra yaptığı duasında; hicret eyleminin amaçlarını açıklamaktadır:

“Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin (Kabe’nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızk ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.”  (İbrahim, 37. Ayet)

Hz. Lut’un hicret hikayesi nasıldır?

Hz. Lut da Hz. İbrahim’in yeğenidir ve bugünkü Ürdün’de bulunan Sodom ve Gomora’da, Lut Gölü civarındaki Kenan topluluğuna elçi olarak gönderilir. Hz. Lut, diğer peygamberler gibi kavmini Allah’a kulluğa davet eder, yaptıkları hayasızlıkları sona erdirmelerini ister. Kavmini sapıklıklarından vazgeçiremeyen ve davetine karşılık bulamayan Hz. Lut, Allah’ın emri ile kavminden hicret eder. Bu esnada karısı dahil tüm inkarcılar helak edilir.

Hz. Musa ve Hz. Harun’un hicretine gelince; Onların tüm çabalarına rağmen Firavun ve kavmi hidayete gelmez. Hz. Musa ve İsrailoğullarının Mısır’da yaşamaları artık imkansızdır. Bunun üzerine Hz. Musa ve Hz. Harun Allah’ın emri üzerine yanlarına aldıkları İsrailoğulları ile birlikte Mısır’dan toplu olarak hicret ederler. Kızıl Deniz yönünde yola çıkarlar. Firavun’un askerleri peşlerine takılıp onları kuşatırlar. İşte burada denizin yarılması mucizesi gerçekleşir. Musa ve beraberindekiler denizden geçerler. Firavun ve askerleri suda boğulur. Hz. Musa, Harun ve İsrailoğulları böylece Firavun’un zulmünden kurtulurlar.

Hz. Yunus ise uzun süren tebliğ dönemine rağmen kavminin Allah’a itaat etmesini sağlayamamıştı. Bu yüzden derin bir üzüntü yaşamaktaydı. Allah’tan emir olmaksızın toplumundan hicret etmeye karar verdi. Ona göre kavmi artık iman etmezdi. Allah’ın bu hicreti haklı bulacağı zannıyla kavmini bırakarak başka bir diyara doğru hicret etmeye başladı:

“Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı. Gemide olanlarla karşılıklı kura çektiler de kaybedenlerden oldu. Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. Eğer Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.” (Saffat, 140. Ayet)

Hz. İbrahim’den Hz. Muhammed’e uzanan süreçte peygamberlerin yaşadıkları hicretler, keyfi bir yer değiştirme değildir; Yunus peygamberinki hariç, Allah’ın müsaadesi ile gerçekleşmiştir. Hz. Yunus’un durumu, hicret tarihi ve eyleminin nasıl olması gerektiğine dair bir uyarı olarak Kur’an’da aktarılmıştır. Hz. Muhammed (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicreti ise İslam Devleti’nin kurulması ile sonuçlanmıştır.