Peygamberlerin Umut Verici Hikayelerinden Kıssalar

Photo 82347952 © Sabphoto - Dreamstime.com

Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan bir ayeti kerimede, “De ki (Allah şöyle buyuruyor): ‘Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar, doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Zümer Suresi, 53. Ayet)

İlgili ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere dinimizde Allah’tan ümit kesilmemesi gerektiğine işaret eder ve yeis hali, yani O’ndan ümidi kesmek, büyük bir günah olarak görülür.

Kulun umutsuzluğa düşme nedenleri nelerdir? İnsanların dünyaya gönderilmesinde bir gaye vardır. Bu bağlamda, her birimiz bu dünyada türlü sınavlardan geçeriz. Kişiye düşen en büyük vazifelerden biri de başına ne gelirse gelsin Allah’ın rahmetinden şüphe etmemek ve sabır göstermektir.

Yaşadığı sınav, insana ağır geldiği vakit kişi büyük bir umutsuzluk hisseder. Bu durum devam ettiği sürece de bir çıkış yolunun olmadığına ve Allah’ın yardımının kesildiğine inanılmaya başlanır. Oysa, İslam inancında Rabbinden umudu kesmek, büyük bir günahtır. Unutulmaması gereken tek şey her zorlukla birlikte insana mutlaka bir kolaylık verildiğidir.

İnsanın mertebe bakımından en üstü olan peygamberler de dünya yaşamında türlü sınavlara tabi tutulmuşlardır. Bunlar arasında Hz. Yunus’un ve Hz. Yusuf’un hikayeleri Allah’tan yardım geleceği konusunda şüphe edilmemesi gerektiğinin en güzel örnekleridir.

Hz. Yunus’un kıssası: Hz. Yunus’un yaptığı bir hatadan dolayı denize atılıp bir balığın karnında yaşamaya başlaması Kur’an-ı Kerim içerisinde detaylıca aktarılır. Buna göre ilgili ayette, “Kuşkusuz Yunus da elçilerimizdendi. Vaktiyle o, yüklü bir tekneyle ülkesinden kaçmıştı. Kuraya girdi ve kaybedenlerden oldu. Kendisini balık ağzına aldı. Doğrusu o (bundan önce) kınanacak bir iş yapmıştı. Eğer o, Allah’ın şanını yüceltecek olanlardan olmasaydı kıyamete kadar balığın karnında kalacaktı.” (Saffat Suresi; 139, 140, 141, 142 143 ve 144. Ayet) burulur.

Buradan anlaşılacağı üzere Hz. Yunus bir balığın karnındayken bile Allah’tan ümidi kesmemiş ve dua etmeye devam etmiştir. Bunun sonucunda da Allah’ın izniyle balığın karnından çıkarılıp bir kıyıya sağ salim bırakılmış. Konuyla ilgili ayette, “Sağlığı bozulmuş olarak onun ıssız bir kıyıya bırakılmasını sağladık…” (Saffat Suresi, 145. Ayet) buyrulur.

Hz. Yusuf’un kıssası: Hz. Yakub’un oğlu olarak dünyaya gelen Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından daima kıskanılmış ve bu kıskançlık bir süre sonra kine dönüşmüştür. Hz. Yusuf’un görmeye başladığı rüyalar da bu kinin dozunu epey artırmıştır. Sonuçta da kardeşleri Hz. Yusuf’u öldürmeye karar verip onu kör bir kuyuya atmışlardır. Akşam eve döndüklerinde ise babaları Hz. Yakub’a da Hz. Yusuf’u bir kurdun yediğini söylerler.

Kur’an-ı Kerim ayetlerinde bu konu hakkında, “Gömleğinin üstünde uydurma bir kan izi de getirdiler. Ya’kub, ‘Hayır! Nefsiniz sizi kötü bir yapmaya sürüklemiş; artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Anlattığınız şeyler karşısında, (bana) yardım edecek ise ancak Allah’tır’ dedi.” (Yusuf Suresi, 18. Ayet)

Hz. Yunus’un kıssası hem kendisi hem de babasının sabrının en güzel örneğidir. Hz. Yusuf sabrı sayesinde kuyudan kurtulmuş ve önemli bir kimse olmuş, Hz. Yakub da girdiği sınavdan yalnızca Allah’a sığınmıştır. Sonuç olarak her ikisi de düştükleri bu zor durumlar karşısında dahi Allah’ın rahmetinden ümit kesmemişlerdir.

Dünya yaşamında karşılaşılan zorluklar karşısında, dua etmek ve Allah’a sığınmak insanlara verilen en büyük nimetlerden biridir. Her türlü durumda şükredebilmek takvanın en önemli belirtisidir. Takva sahibi olan kişileri de ahiret yaşamında büyük nimetler ve Allah’ın rızası beklemektedir.