Peygamberlik dereceleri nelerdir?

Yeni Başlayanlar için İslam Contributor
peygamberlik dereceleri
Henry Lorenzatto-Unsplash

İslam dinindeki peygamberlik dereceleri nelerdir? Esasen dinimizde tebliğ vazifesi taşıyan tüm peygamberler eşittir. Ancak Kur’an’da peygamberlik dereceleri hakkında bazı hususlara değinilir. Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulur:

“O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. İçlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya açık deliller verdik ve onu Ruhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lakin farklı yollara yöneldiler.” (Bakara Suresi, 253. Ayet)

Buradan anlaşılacağı üzere Allahü Teala katında peygamberler arasında yalnızca O’nun bilebileceği bir derecelendirme vardır. Ancak İslamiyet’te Müslümanların ayrım yapmadan tüm peygamberlere inanması emredilir.

Hz. Muhammed’in eşsiz nitelikleri nelerdir?

Dinimizde bütün peygamberlere eşit yaklaşılması, İslam alimlerine göre üstünlük konusu sebebiyle çıkabilecek tartışmaların önüne geçilmesidir. Bu bağlamda, peygamberlerin birbirinden farklı nitelik ve mucizeleri olduğu kabul edilir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in de eşsiz bazı nitelikleri vardır. Bunların başında da İslamiyet’in tüm insanlara gönderilmiş bir din olması vardır. Hz. Muhammed’den önce gönderilen tüm peygamberler, belirli bir topluma hitap ederler. Ancak İslamiyet, tüm insanlığa gönderilmiş bir dindir ve kıyamete kadar da kalıcı kabul edilir.

Hz. Muhammed’den sonraki peygamberlik dereceleri nelerdir?

Kur’an-ı Kerim’de işaret edildiği üzere beş peygamber Ülü’l-azm olarak kabul edilir. Bu terim bazı kaynaklarda peygamberlik dereceleri olarak kabul edilir. Ülü’l-azm peygamberler; Hz. Muhammed, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa olmak üzere beş tanedir.

Ülü’l-azm peygamberlerle ilgili ayetlerde onların üç üstün yönünden bahsedildiği görülür. Bu yönler; sabır, azim ve misak şeklindedir. Misak, kelime manasıyla kuvvetli bir anlaşma manası taşır.

Mucizeler ve diğer olağanüstü haller nelerdir?

Tarih boyunca insanlar, peygamberlere inanmak için birtakım ispatlara ihtiyaç duymuştur. Buna göre peygamberliğin ispatı genellikle “mucize” olarak nitelendirilmiştir. Başta Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed olmak üzere tüm peygamberler birbirinden farklı mucizeler göstermiştir. Hz. Muhammed için bu mucizelerin başında Kur’an-ı Kerim’in indirilmesi ve Miraç Gecesi olayı yer alır.

Eylemlerin mucize olarak kabul görmesi, bazı şartlara bağlıdır. Buna göre, mucize genellikle olağanüstü olarak isimlendirilir ve insanın bildiği tüm evren yasalarına aykırı bir biçimde gerçekleşir. Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde de bu durum ifade edilir.

Mucizenin peygamberliğin tebliği ile başlaması gerekir. Buna göre mucize, yalnızca peygamberlere özgü bir husustur. Ayrıca peygamberlik ilanından önce ya da sonrasında gerçekleşmez. Son olarak, mucizenin en önemli işareti taklit edilemeyişidir. Bu bakımdan, sıradan insanlar peygamberlerin gösterdiği hiçbir mucizeyi taklit edemezler.

Mucizeye benzer şekilde olağanüstü olarak nitelendirilen başka işler de vardır. İrhas ve keramet, bu işlerin başında yer alır. İrhas, peygamber olan kişinin henüz bunu bilmeden önce göstermiş olduğu bazı hallerdir. Kur’an’da geçtiği üzere Hz. İsa’nın henüz bir bebekken konuşması irhas için verilebilecek bir örnektir.

Keramet ise Allahü Teala’ya ve O’nun peygamberi olan Hz. Muhammed’e sıkıca bağlı veli kimselerde görülür. Keramette de mucize kadar olmasa da olağanüstü sayılabilecek noktalar vardır.

Kısacası, Allahü Teala insanları iman yoluna davet etmeleri için onlara çok sayıda peygamber göndermiştir. İslam inancında yeri bulunan tüm peygamberler mertebe bakımından birbiriyle eşittir. Bunlar arasından hepsi insanlara türlü mucizeler göstererek peygamberliklerini ispat etmişlerdir. Ancak Allah katında peygamberlerin üstünlük sıralaması vardır. Bu bakımdan salih bir Müslüman imanın da bir parçası olarak tüm peygamberlere inanmak durumundadır.