Pozitif Yaşamın Simgesi; Mevlana

ID 102766930 © Fazıl Emre Gulhan | Dreamstime.com
ID 102766930 © Fazıl Emre Gulhan | Dreamstime.com

Zamansız şair ve düşünür Mevlana Celalettin Rumi, insanlığa “Ne olursan ol gel” çağrısı yaparak zıtlıkları bir çatı altında birleştiren alimdir. Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya gelen Mevlana, alimlerin sultanı (Sultan’ül- Ulema) olarak bilinen Bahaeddin Veled’in oğludur. Babasının önderliğinde Horasan’dan ayılan Mevlana ve ailesi Mekke ve Medine’de kaldıktan sonra Anadolu’ya gelmişlerdir. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde yaşadıktan sonra dönemin Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat’ın davetiyle Konya’ya yerleşmişlerdir. Alaattin Keykubat’ın Mevlana’ya yakışacağını düşündüğü gül bahçesi olarak adlandırılan ve bugünkü Mevlana Türbesi’ne yerleşmişlerdir. “Efendimiz” anlamına gelen Mevlana unvanı onu yüceltmek maksadıyla söylenmiştir. Mevla’na hayatını sürdürdüğü Anadolu’da da Rumi olarak bilinir.

Mevlevi tarikatının kurucusu olan Mevlana’nın temel öğretisi ve düşüncesi ‘tevhit’ düşüncesidir. Mevlevilik; Mevlana’nın görüşleri çerçevesinde oluşan tasavvufi akımdır. Ana temel özellikleri arasında; dini esasları iyi bilmek, alçak gönüllü olmak, dindar olmak, kalp temizliğinin önemi, maddi ve manevi temizliğe önem vermek, aklı kullanıp hikmet sahibi olmak vardır.

Görüşü, dini, dili, ırkı ne olursa olasın temelinde insana ve insan sevgisine dayanan Mevlana’nın düşüncesinde sevgi teması esastır. Allah’ın yeryüzündeki halifesi olan insanı sevmek demek Allah’ı sevmek demektir. Allah’a duyulan sevgiyi somutlaştıran şey insanı sevmekten geçer.

“Sevgiyle acı, tatlı olur. Sevgiyle dertler, şifa bulur. Sevgiyle ölüler dirilir” (Mevlana)

İslam dinini kuralcı, sofuluktan uzak ve Kur’an-ı Kerim’i bir ceza kanunu kitabı olmaktan kurtaran Mevlana, dünyevi ve ebedi aşkı, musikiyi, raksı ve güzellik unsurları İslam dinine kazandırmıştır.  Mevlevilikte şiir, musiki ve sema ayininin önemli bir yeri vardır. Özel bir kıyafet ve musiki eşliğinde dönerek sema yapan Mevlevi dervişleri böylelikle ruhları dünyevi gerçeklerden kurutulup kendilerinden geçerler.

Mevlana’yı tabii ki Şems’siz düşünmek olmaz. Mevlana’yı Mevlana yapan onun en yakın dostu ve öğretilerinin gelişmesinde yardımcı olan Şems-i Tebrizi’dir. Şems’le tanıştıktan sonra hayatı değişsen Mevlana, “Hamdım piştim, yandım.” demiştir. Onu aşk denizine salan Hz. Şems’tir.

Edebiyat tarihimizin övünç kaynağı olan Mevlana dünyanın en büyük şairi ve düşünürü olarak görülmektedir. Her yıl aralık ayında Konya’da düzenlenen Mevlana’yı anma törenleri sayesinde yüzlerce insan onun türbesini ziyaret etmektedir. UNESCO tarafından 2007 yılı dünya Mevlana yılı ilan edilmiştir. Tüm ulusların esin kaynağı olan Mevlana, ünlü düşünür ve sanatçıların eserlerinde ilham kaynağı olmuş portreleri yapılmıştır.

Eserleri arasında en büyüğü ve en bilineni Mesnevi’sidir. Tasavvuf edebiyatımızın kaynağı olan bu eserde Kur’an ayetlerinden ve hadislerden ilham alınarak öğütler verilmiş hikayeler anlatılmıştır. Divan-ı Kebir’de Mesnevi’den sonra en çok rağbet gören eseridir. Özellikle Şems’in gidişinden sonra duyduğu derin üzüntü sırasında kaleme aldığı şiirleri bu kitapta toplanmıştır.

Eserlerinde beşeri ve ilahi aşkı konu alan Mevlana, Allah’a kavuşmadan gönlünün huzur bulamayacağını, ilahi aşkın tarifinin olmadığını, bu dünyanın fani olduğunu, nefsin kötülüğünü, tembellik ederek ibadet etmeden yaşamanın ilahi aşka ulaşılamayacağını anlatmıştır.

Mevlana’nın insan sevgisi, merhameti, alçak gönüllüğü gibi daha bir çok karakter özelliği, İnsan-ı Kamil olma vasfı taşır. Onun için Mevlana’yı sadece bir şair ve düşünür olarak görmek yanlış olur. O bir Allah aşığıdır. İslam dinin güzelliklerini, ahlakını, şart ve esaslarını da öğreten ve yayandır.

Allah aşkını yücelten ve tüm insanlığı aşka davet eden Mevlana, insandaki kibir, hırs, kin, kıskançlık gibi duyguları yenmenin sadece hakka duyulan muhabbet ve aşkla olacağını sağlıklı toplumun böyle nefsinin kurbanı olmaktan kurtulabilen insanlarla oluşabileceğini savunmuştur.

Özellikle son yıllarda tüm dünyada yaygın hale gelen “pozitif düşünme”, “hayata karşı pozitif bir bakış açısı elde etme” felsefesini Mevlana, bundan yüzlerce yıl önce benimsemiş ve eserleriyle insanoğluna armağan etmiştir.