Ramazan Coşkusunu Çocuklar da Yaşasın

ID 176707560 © Elmirex2009 | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 176707560 © Elmirex2009 | Dreamstime.com

Din eğitimi temelinde ailede kazandırılan, evin doğal atmosferi ile hayatın her aşamasına yerleşmiş olan bir kalp eğitimidir. Bir birey olarak kabul edilen, saygı ve değer gören; affetmek, özür dilemek, yardım etmek, dürüst, adil ve merhametli olmak gibi en temel insani değerleri anne ve babasının erdemli davranışlarını gözlemleyerek özümseyen çocuk, inanç gelişimi için sağlam bir zemin bulur.

Ebeveyn olarak çocuğa rol model olabilmek, her konuda olduğu gibi din eğitiminde de ailenin birincil görevidir. Anne babaların kendi hayatlarına yerleştiremedikleri bir şeyi çocuklarından beklemeleri gerçekçi değildir. Çünkü çocuk, kulağıyla değil gözüyle öğrenen bir varlıktır.

Çocuklar ilk yıllarında birçok şeyi gözlemleyerek ve özellikle de ailelerini izleyerek, taklit ederek öğrenirler. Evdeki atmosfer çocuğu etkiler. Ramazan ayında tüm Müslümanlar’ın aynı anda iftar sofrasına oturduğunu gören çocuk, oruç ile Müslüman olmanın insan hayatına getirdiği farklılığın bilincine varır.

Özellikle çocuğa irade kazandırmada ve haz öteleme eğitiminde Ramazan ayı, ayrı bir önem taşımaktadır. O güne kadar haz odaklı yaşayan, acıktığı zaman hemen karnını doyurmak isteyen çocuk, hazzını ertelemeyi, sabretmeyi, kendini disipline etmeyi öğrenir. Bütün gün yeme arzusunu erteleyebilen çocuk, bunu başarabildiği için gurur duyar. Başka zamanlarda da bazı istekleri için beklemesi gerektiğini öğrenir.

Bir çocuk “Niçin oruç tutmalıyım?” diye sorduğunda “Allah böyle emrettiği için” şeklinde bir cevap alırsa büyük ihtimalle tatmin olamaz. Onlarla konuşmalı ve oruç ibadetinin kazandırdığı; irade, sabır, nefis hakimiyeti, öz denetim, paylaşma, sahip olunanların değerini anlama, şükretme gibi önemli özellikleri hakkında bilgilendirmeliyiz. Bunun yanında dinin sadece bir kültür ve bilgi değil, aynı zamanda bir yaşama biçimi olduğu bilincini de aşılamaya çalışmalıyız. Tabii sadece lafla değil, önce kendimiz yaşayarak.

Diğer taraftan bu dönemde çocuklara yaklaşımımız ve vereceğimiz dini bilginin, onun yaşına uygun olması ve baskı yapmaması da çok önemlidir. Somut düşünme döneminde olan yavrularımıza, onların algılayamayacağı şekilde soyut konulardan bahsetmek, zorla oruç tutturmak, namaz kıldırmak veya oruç tutmayan çocuğun günah işlediği mesajlarını vermek, psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilir. Amacımız, onlara oruç tutamadığı için suçluluk duygusu yüklemek değil, orucun ve Ramazan ayının manevi anlamını göstermek olmalıdır.

Bizim de çocukluğumuzda “tekne orucu” dediğimiz yarım günlük alıştırmalarla başlayabiliriz. 7-9 yaşlarındaki çocuklara bütün gün oruç tutturmak uygun değildir. Sahura kaldırılabilir, 2-3 saatlik veya yarım günlük denemeler yaptırılarak tam gün tutmuşçasına sevindirilebilir. 10-13 yaşlarda ise, oruç ibadeti daha ciddiye alınmalıdır. Çocukların sağlık durumları müsaitse, hiç olmazsa hafta sonları veya birkaç gün oruç tutturulabilir. Çünkü bu yaşlar ergenliğin başlangıcıdır ve artık ibadet sorumluluğu da başlamaktadır.

Çocuktan, bir yetişkin olgunluğu da beklenmemelidir. Sık sık eleştirerek, hataları hatırlatılarak çocuk bunaltılmamalıdır. Bu kural özellikle ibadetlere alıştırma aşamasında çok önemlidir. Bu nedenle çocuğa, tüm gün oruç tutmak zorunda olmadığı ve isterse yarım gün ya da birkaç saat oruç tutabileceği mesajı verilmeli. Bu şekilde birkaç saat bile olsa oruç tutması, onu çok mutlu edecek ve gururlandıracaktır.

Sahura kalmak, iftarı beklemek, iftarda evimize misafir geldiği zaman misafirle ilgilenmek, sahura annesi kaldıracak mı kaldırmayacak mı endişesiyle uyumak, çocuk haliyle “tekne orucu” denen öğlene kadar oruç tutmak, teravihe gitmek, cami gezmeleri, farklı ikramlar, tatlılar, güllaçlar, çocuklara bayram için alınan bayramlıklar, bayram hediyeleri, gezmeler, hediyeler, şekerler… Başından sonuna kadar bizlerle beraber çocuklarımız da Ramazanı coşkuyla yaşasın, hatırlasın…