Ramazana has itikaf ibadeti neden önemli?

Dua Contributor
İbadet
Süleymaniye Camii
Ig0rzh-Dreamstime

On bir ayın sultanı mübarek Ramazanın bizlere sunduğu en değerli fırsatların başında oruç ve itikaf ibadeti gelir. İtikaf oruç gibi Ramazan ayına has bir ibadettir. Hayatın genel akışından silkelenmek, ömrün muhasebesini yapmak, Rabbimizin rahmet ve mağfiretine erişebilmek için çok özel bir ibadet şeklidir.

Ramazanda farz olan orucun, sadece aç susuz kalmak demek olmadığı gibi itikafın amacı da nefsin terbiye edilmesiyle kişinin arınmasını sağlar.

Ne anlama gelir?

Bir mekanda kalmak; kendini adamak, hasretmek, hapsetmek manasına gelen itikaf; dini boyutuyla ise oruçlu bir Müslümanın, mescit ya da benzeri bir yerde niyet ederek, dünyevi meşgalelerden uzaklaşması, kendisini tefekkür, ibadet ve zikirle Allah’a teslim etmesidir.

Kur’an ve sünnette yeri olan itikafın yerine getirilmesi sünnet-i kifayedir. Bir toplumdaki Müslümanlardan birisi ya da bir kısmı bu sünneti eda etmekteyse diğerleri üzerindeki sorumluluk düşer.

“Mescitlerde ibadete çekilmişken (itikafta iken) onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın.” (Bakara, 187. Ayet)

Hz. Muhammed için itikaf neden önemlidir?

Kuran’da Ramazan ve oruçtan söz edilirken itikafa atıfta bulunulması Hz. Muhammed (sav)’in hayatında önemli bir yer tutan bu ibadetin vahiy olarak onaylanması açısından önemlidir. İtikaf, yalnızca Hz. Muhammed ve Müslümanlara has bir ibadet olmayıp vahiy geleneğine sahip diğer dinlerde de muhtelif şekillerde bulunmaktadır. İslami öğretide ise Hz. İbrahim ve Hz. İsmail döneminden beri sürdürülen bir sünnet olarak uygulanır. Bakara Suresi 125. Ayetinde bu konuya şöyle işaret edilmektedir:

“İbrahim ve İsmail’e ‘Tavaf edecekler için ibadete kapanacaklar, rüku ve secde edecekler için evimizi temiz tutun.’ diye talimat verdik.” (Bakara Suresi, 125. Ayet)

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed; nice önemli görevlerine rağmen itikaf ibadetine ayrı bir önem vermiştir. Hicretin ikinci yılında Ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte vefat edinceye dek her sene Ramazan’ın son on gününde Mescid-i Nebevi’de itikafa girmiştir. Bunun yanında bu değerli zamanlarda ailesinin de aynı feyiz ve bereketten yararlanmasını diler, geceleri onları da ibadet için uyandırırdı.

Öyle ki peygamberliğinden önceki yıllarda Kabe hakemliğinden sonraki beş yıl boyunca sık sık Hira’da yalnızlığa ve inzivaya çekildiği bilinmektedir. Adeta Hira ve Nur mağarası kendisi için sığınılacak bir yer haline gelmiştir. İlk vahyi de Hira dağında semayı ve Kabe’yi seyrederek itikaf ve inziva halinde olduğu bir sırada almıştır.

Hz. Muhammed’in itikaf ibadetine verdiği önemin temeli aslında Kuran’da ‘bin aydan daha hayırlı’ olduğu bildirilen Kadir Gecesi’ni ihya etme arzusuydu. Ramazan ayının son on gününde itikafta bulunarak; gece ve gündüzü ibadetle, tefekkürle geçirerek Kadir gecesinin feyzinden, bereketinden nasiplenmeyi dilemekteydi.

Peki, itikaf ibadeti kazanımları nedir?

Yüce Allah’a tam bir teslimiyet şuuruyla ibadet etmek niyetiyle kapanmak, nefsani ve şehevi isteklerden uzak durmak insanın manen olgunlaşmasını sağlayan önemli bir uygulamadır.  Farz olan ibadetlerimizin yanında nafile ibadetler de bu anlamda oldukça önemlidir. Dini duygu ve düşüncelerin yoğun olarak yaşandığı, mümkün ölçüde dünyevi meselelerden uzaklaşıp Rabbimize yönelmeyi sağlayan bir ortam, insana manevi bir derinlik, ufuk ve imkan sunar.

Dünyanın koşuşturması içerisinde insan çoğu zaman kendi iç alemi ve Rabbi ile bağ kuramamanın üzüntüsünü yaşamaktadır. Dünya hayatı insanı varoluş amacından uzaklaştırarak Allah ile olan bağını zayıflatmakta, özünden uzaklaşmaktadır.

İtikaf ibadeti bir süreliğine de olsa bu koşuşturmadan uzaklaşarak kişinin kendisini sorgulama, dinleme, nefsini ıslah edebilme imkanı sunar. Rabbiyle baş başa kalan kimse, O’nun azametini idrak ederek, gönülden boyun eğerek, af ve mağfiret dileyerek O’ndan başka gidecek kimsesi olmadığını anlar.