Ramazan’da Yardımlaşmanın Önemi

ave_calmar_unsplash
Ave Calmar-Unsplash

Bir toplumun huzuru yakalayabilmesi için birbirine hoşgörüyle yaklaşan ve gerektiğinde de yardım etmekten çekinmeyen insanlara her zaman ihtiyaç duyulur. Dinimiz de bu kriterlerin üzerine yoğunlaşır. Bu sebeple İslamiyet hoşgörü ve yardımlaşma dini olarak ifade edilir. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın yardımlaşma hakkında verdiği çok sayıda ayet yer alır. Hz. Muhammed’in (S.A.V) örnek davranışları ve müminlere öğütlediği hadisleri de bu ayetleri destekler niteliktedir.

İçinde bulunduğumuz salgın günleri ve Ramazan ayının yaklaşmasıyla, Müslüman’lar arasındaki yardımlaşma bilinci bir kez daha gündeme gelmiştir. Buna göre, tüm toplumun bu süreçte elinden geldiğince maddi ve manevi yardımlarına devam etmesi son derece önem taşır. Zaten İslam dini de tüm inananlara bunu emreder.

Hz. Muhammed (S.A.V) İslam’ın insanlara emrettiği tüm güzellikleri kendi hayatına uygulamış ve bunu çevresindekilere somut bir biçimde göstermiştir. Bu sebeple onun hayatını ve davranışlarını incelemek dinimizin yardımlaşma konusundaki tavrını anlamanın en iyi yoludur. Allah, tüm Müslüman’ların birbirlerine yardım etmelerini ister. Bu sebeple de bütün müminler birbirine kardeş ilan edilmiştir.

Peygamberimiz bir hadis-i şerifinde “Sizden her kim bir din kardeşine fayda sağlayabilirse, bunu hemen yerine getirsin.” (Tırmizi) buyurmuştur. Bu bağlamda yapılan yardımların Allah tarafından hoş görüleceğinin de bilinmesi gerekir.

Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde de Müslüman’ların yardımlaşma bilincinde olması öğütlenir. Buna göre aşağıdaki ayetler, İslam inancının yardımlaşma konusundaki yaklaşımını en iyi şekilde anlatır:

“İyilik ve takva hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.” (Maide Suresi, 2. Ayet)

“Rabb’inin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık. Bir kısmı diğerini istihdam etsin diye kimini kiminden derecelerle üstün kıldık.” (Zuhruf Suresi, 32. Ayet)

Ramazan ayı, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı ve Müslümanların ibadetler yaparak geçirdiği bir aydır. Bu süreçte oruç ve namaz ibadetlerinin arttığı kadar Müslümanlar arasındaki dayanışma ve yardımlaşmanın arttığı da görülür. Bu bağlamda; aileler birbirini yemeğe davet eder, iftar çadırları kurulur ve fitreler dağıtılır. Tabii bu Ramazan, Covid-19 nedeniyle İftar davetleri askıya alınacak gibi görünüyor. Ancak umalım ki 2021 Ramazan’ın İftar yemekleri yine eskisi gibi kalabalık aile sofralarıyla zenginleşsin.

Bereket ayı olarak da ifade edilen Ramazan ayında, Peygamberimiz’in yapmayı sıklaştırdığı bazı davranışlar dikkat çeker. Bu bağlamda kendisinin; hasta ve yaşlı ziyaretlerini artırdığı, fakirlerin ihtiyaçlarını giderdiği ve zekat konusunda tavsiyelerde bulunduğu bilinir. Dolayısıyla maddi durumu iyi olan kişilerin Ramazan ayında zekat vermesi yardımlaşma için yapılabilecek işler arasında yer alır.

İslam dininin 5 şartından biri olan zekat ile toplumda yer alan ihtiyaç sahiplerine destek olunur. Buna göre; altın ve ticaret mallarının 1/40, büyük baş hayvanların 1/30 ve tarım ürünlerinin de 1/10 oranında zekat verilmesi emredilir. Zekatın, asli ihtiyaç dışında kalan mal varlığı üzerinden hesaplanması gerekir.

Dinimizin yardımlaşma kapsamında ele aldığı bir diğer konu da fitredir. Bu kapsamda zekat verme yükümlülüğü olan herkesin fitre de vermesi gerekir. Fitre, ailenin tüm fertleri adına ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan bir yardım sadakasıdır.

İslam prensiplerine göre Müslüman’ların yardımlaşma konusunda birbirini gözeterek, zekat ve fitre gibi sorumluluklarını mutlaka yapması gerekir. Hz. Muhammed (S.A.V) bu konuya ilişkin “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” hadisini buyurmuştur. Bu hadis-i şerife bakılarak Peygamber Efendimiz’in, bu konudaki hassasiyetini anlamak mümkün. Bu sebeple Allah’ın rızasını almak isteyen tüm Müslüman’ların, diğer din kardeşlerini de düşünerek hareket etmesi gerekir.