Ramazan’ın Işıl Işıl Parlayan Yıldızı Mahya!

i8r8oosh-lL-gYtQmrrY-unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Mahya, Farsça “Ay” demek olan “Mah” kelimesine Arapça “-iyye” ekinin gelmesi ile türemiştir ve “Aylık/ Aya mahsus” anlamında kullanılır. Mübarek Ramazan ayının ışıl ışıl ilanıdır.

Tarihi eskidir mahyanın. Fakihi (ö.278/891) Kabe’de 455 kandilin yakıldığını bazen, bu kandillerin çengellere bağlı ipler üzerine gerildiğini ve taşınabildiğini belirtmiştir. Özellikle Hac ve Ramazan vakitlerinde ise daha çok ışık veren özel kandillerin kullanıldığını eserlerinde yer alır.

İslamiyet’in ilk yıllarında özel gece ve günlerin uzun ibadet zamanlarında da ibadethanelerde daha fazla kandil yakıldığı yine kaynaklarda mevcuttur.

Fakat gelin görün ki Kabe’deki uygulamalardan esinlenildiği aşikar olan mahya kurma geleneğini başka hiçbir İslam ülkesinde göremezsiniz. Bunun sebebi Türklerin her anlamda coşkulu bir millet olmasından mı kaynaklanır bilemiyoruz; olabilir. Ama diğer İslam ülkelerinde mahyacılığın olmamasını da garipsemiyor değiliz. Çünkü ne güzel bir gelenektir. Ne güzel bir paylaşımdır. Zaten Ramazan’ın ana temalarından bir de paylaşım değil midir?

Tarihsel anlatımımıza dönecek olursak Osmanlı zamanında Ramazan ayı dışında da cami ve mescitlerde düzenlenen zikir gecelerinde normalden daha fazla kandil yakılmasının Kabe’deki anılan uygulamalardan esinlendiği düşünülmektedir.

Osmanlı’da ilk mahyanın ne zaman uygulandığı bilinmemekle birlikte mahyacılığın babadan oğula geçen bir meslek haline geldiği, dahası mahyacılık unvanını alabilmek için oluşturulan bir jüriden olur almak gerektiği yine tarihsel kaynaklarda mevcuttur. O dönem kaynaklarında Ramazan ayında kurulan mahyalarda kullanılan yağ miktarları (zeytin yağı) ve kandil sayıları, mahya ustalarının isimlerinin kaydedilmiş olduğu görülür.

Önemli bir meslek ve gelenektir mahyacılık.

Sonraları mahyaların Ramazan ayına özel uygulamaları dışında kullanıldığı da görülmüştür. Buna örnek olarak I. Dünya Savaşı yıllarında “Muhacirlere yardım” “Muhacirini unutma” “İsraftan sakın” “Yetimleri unutma” gibi mahyalar kullanılmıştır. Zamanla içeriği zenginleşen mahyaların bu haliyle kamu düzeni ile ilgili ya da bir duyuru sistemi olarak kullanıldığı da göze çarpar.

Çifte minareli camilerin ihtişamını artıran, mübarek Ramazan ayının gelişini, hayatımızı aydınlatır gibi aydınlatan mahyaların uyandırdığı hisler; adeta iki ezan arası olan ömrümüz gibidir.

Mahyalar kısa ve öz anlatır hayatın var olma nedenini “La ilahe İllallah” en çok kullanılan mahya yazısıdır. Okuyanı debelenip durduğu dünya gailesi içindeyken kendine getirmek içindir.

Mahya, insanın mala, mülke, mevkiye olan bakışını göklere, yüce Rabb’ine çevirir. Kuran’da mübarekliği tescillenmiş olan bu büyük ayın ihtişamını ne kadar yazsak anlatsak az, ama insan elinden geleni yapmak istemiş hep. Yaktığı ışıl ışıl kandillerle duyurmuş “Ey insan ne mutlu sana ki bu aya eriştin.” Bu Allah’ın her cana bir lütfudur. İbadetle dua ile anlamak ve arınmak için belki de son şanstır insanın ömr-ü hayatının. Mahyalar bu inancın, mahalleye caddelere tüm şehirlerde ilanıdır.

En çok kullanılan mahya yazılarına bakalım: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan” Hoş geldin on bir ayın sulatanı”, “Selam sana ey Rahmet ayı”, “Oruç bedenin zekatıdır”, “Ey oruç tut bizi”, “Allah kullarına çok şefkatlidir”, “Allah sabredenlerle beraberdir”, “Ameller niyetlere göredir”, “Aranızda selamı, barışı ve kardeşliği yayınız”, “Ecel gelmeden tövbede acele et”, “Sadaka ömrü uzatır, “Kur’an gönüllere rahmet ve şifadır.”

Ey mübarek Ramazan, on bir ayın sultanı hoş geldin. İbadetlerimiz makbul, amellerimiz salih olsun. Ömrümüz Ramazan, ahretimiz bayram olsun… Bizleri bu mübarek aya ulaştıran Allah’a hamd olsun.

Herkese hayırlı bereketli bir Ramazan dileriz. Selam ve dua ile…