“Sağ Elin Verdiğini Sol El Bilmemeli”

Fotoğraf: © Todsaporn Bunmuen | Dreamstime.com

İslam; hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışma dinidir. Bu bağlamda, Müslümanlar’ın hepsi birer kardeş olarak görülür ve yardıma ihtiyacı olana el uzatılması öğütlenir. Ancak yapılan iyiliklerin başa kakılmaması gerektiği hem Kur’an-ı Kerim ayetlerinde hem de hadis-i şeriflerde açıkça dile getirilir.

Muhtaç bir kimseye; iyilik yapmak, ikramda bulunmak veya sadaka vermek takdir ile karşılanacak bir harekettir. Allah, kuluna verdiği nimetin bir başkasıyla paylaşılmasından da son derece memnun olur. Ancak yapılan bu iyilikleri dile getirmek ve tekrar tekrar hatırlatmak karşıdaki kimsenin gönlünü kırmaktır. Dinimiz buna rıza göstermez.

İyiliği başa kakmama konusu Kur’an-ı Kerim’de nasıl işleniyor? İslam iyilik yapılırken, sağ elin verdiğini sol el görmesin hassasiyetinde davranılmasını tembihler. Bu, o kadar hassas bir konudur ki sağ elin verdiğini sol el dahi bilmeyecektir! Bu sayede iyilik yapanın kibre kapılması, muhtaç olanın da gönlünün kırılmasının önüne geçilir. İslamiyet, Allah’ın verdiği nimetleri yine onun yolunda harcayanların mükafatlandırılacağını söyler. Ancak bu durum, yapılan iyiliklerin başa kakılmadığı ve insanlar incitilmediği takdirde geçerlidir. Bakara Suresi’nin farklı ayetlerinde yapılan iyiliği başa kakmanın boşa gittiği dile getirilir. Bu ayetler şu şekildedir:

“Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının arkasından başa kakıp incitmeyenler için Rablerinin katında özel karşılık vardır. Artık onlar için korku yoktur, onlar üzüntü de çekmeyeceklerdir.” (Bakara Suresi, 262. Ayet)

“Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa göndermeyin.” (Bakara Suresi, 264. Ayet)

Kur’an-ı Kerim’de yer verilen bu ayetlerden anlaşılacağı üzere iyilik halis niyetlerle yapıldığında değerlidir. Bunu gösteriş ve kibir için yapmak ise o iyiliğin boşa gitmesine sebep olur.

İyiliği başa kakmama konusundaki hadislerse çoktur. Hz. Muhammed iyiliği başa kakmamak gerektiği konusunda müminleri bilgilendirir. Kendisi “3 sınıf insan vardır ki Allahu Teala kıyamet gününde bunlara iltifatta bulunmaz.” (Müslim) buyurur. Bu kimseler; elbiselerini kibirlenerek yerde sürüyenler, yaptığı iyiliği başa kakanlar ve satılık eşyasını yalan yeminlerle kıymetlendirmeye çalışanlardır. Buradan anlaşılacağı üzere yaptığı iyiliği başa kakmak suretiyle gönül incitenler Allah’ın iltifatı ve rızasına erişemez.

Peki sağ elin verdiğini sol el görmesin ne demek? Yapılan iyiliği başa kakmak, Peygamberimiz nezdinde yalan yere yemin etmek ve kibre bürünmekle eş değer tutulmuştur. Aslında bu davranışların tümünün temelinde sahtecilik yatmaktadır. Kibirle elbisesini yere sürüyen kişi sahte bir gösteriş içerisindedir. Yalan yere yemin eden kişinin malı, aslında o kadar değerli değildir. İyiliği başa kakan kimse de aslında bu davranışı içinden gelerek değil, gösteriş olsun diye yapmıştır. Gösteriş için yapılan ve halis niyetler içermeyen hiçbir iyiliğin Allah katında bir karşılığı yoktur.

Yapılan bir iyiliğin değeri nasıl artar? İslam inanlara; Allah yolunda harcamayı, düşkün olanı kaldırmayı, iyilik yapmayı ve Allah’ın verdiği nimetleri paylaşmayı emreder. Bu bağlamda, yaptığı iyiliği veya verdiği sadakayı başa kakanlar Allah nezdinde iltifat alamaz. Yapılan yardımların başa kakılması ve sürekli bir biçimde dile getirilmesi, muhatabını minnet altında bırakan bir davranış biçimidir. Bu davranışla birlikte yardım edilen kimsenin gururu kırılabilir ya da gönlü incinebilir. Yapılan iyiliğin bir karşılığı olması için bunun kesinlikle gösteriş için ya da karşıdan menfaat beklendiği için yapılmaması gerekir.

Kibir, yalan yere yemin etmek ve iyiliği dile getirmek ahirette cezası olan başlıca suçlardır. Bu sebeple de halis bir kimsenin yaptığı iyilikleri asla başa kakmaması gerekir. Bu iyiliğin değerli olmasının yolu da yapılan hareketin hızlı bir şekilde unutulmasıdır.