SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Sanat ve din, ahlak ilişkisi nasıldır?

Kültür 14 Ara 2020
Görüş
alexandr-hovhannisyan-x690jpFNMHE-unsplash

Sanat ve din ilişkisinde sanata bakarken, toplum hayatında belli ahlak kurallarını düzenleme, insani davranışlara yasaklar getirme görevi olan dine değinmemek imkansızdır. Hem sanat hem din, bireysel duygu ve davranışların toplumlara yansıyan ışıklarıdır. Bu duygu ve düşüncelerin yansıtılmasında dine uygunluk bir anlamda toplumsal kurallara uygun olma ya da olmama halini getirmektedir.

Her insan sanat yapabilir mi?

İnsanlığın mağaralarda yaşadığı dönemlerde bile duvar resimleriyle duygularını, yaşadıklarını bir şekilde resmetme ihtiyacı hissettiği görülür. Bugün olduğu gibi belki o gün de her insanın sanat yapmadığını düşünmek olanaksız değildir. Bu sebeple mağarada yaşayan yirmi kişiden belki beş tanesiydi o resimleri çizen. Her kişinin sanat üretmemesi konusunda uzmanlar sanat üreten kişilerin beyin yapılarında değil, düşünme ve algılama şekillerinde farklılık olduğu görüşündeler. Çünkü beyin yapısı içinde ayrı bir sanat bölümü yer almamakta.

Sanat üretme işinin sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, soyut ve somut düşünme yeteneğiyle donatılmış insanın hayal etme gücüyle doğru orantılı olduğu söylenebilir. Yüce Rabbimiz tarafından soyut ve somut düşünme yeteneğinin sadece insana bahşedildiği düşünüldüğünde bile sanat üretebilme işinin insanı diğer yaratılanlardan daha farklı bir noktaya koyduğu görülür.

Parmak izinin bile her insana özgü olduğu gibi düşünce dünyasının da insandan insana farklılık göstermesi yaratılış gereği olsa gerektir. Bu yüzdendir ki doğal bir süreç gibi görülen insanın sanat üretmesi her insan tarafından gerçekleştirilen bir olgu değildir.

Tarihte sanat ve din ilişkisi nasıldı?

Semavi dinlerden önceki sanatsal yapılarda özellikle sanatsal üretimin fazlaca olduğu Roma ve Eski Yunan eserleri bize ahlak ve sanat ilişkisi konusunda bir fikir verecektir. Örnekleri günümüze kadar gelmiş bu dönem resim ve heykellerinde yoğun bir erotizm olduğu görülür. Günlük toplum yaşamının adeta bir yansıması olan aykırı resim ve heykeller, hedonizm yani zevkçilik felsefesinin yansımasıdır. Bu durumda sanat toplumu toplum sanatı etkiler. İnsan düşünce ve dürtülerinin sanatla açığa çıkarak legalleşmesi, normalleşmesi yapılan sanata göre toplumu olumlu ya da olumsuz yönde etkiler denilebilmektedir. En çarpıcı örnek Roma ve Eski Yunan sanat geleneğinin Hz. İsa’nın gelişi ile başka bir yöne evrilmesidir. Hz. İsa’dan Rönesans dönemine kadar yaklaşık bin dört yüz yıl kadar Roma ve Yunan sanatı erotizmi bırakmıştır. Fakat Rönesans ile birlikte kilisenin baskılarına rağmen sanatta erotizme geri dönüldüğü görülür.

İslam dini etkisinde sanat?

İslam kültürü etkisindeki topraklarda oluşturulan sanat genellikle dini öğelerin yer aldığı sanattır. İslam dini öğretileri içinde önemli yer tutan ahlak ve mahremiyet, tüm İslam dini eserlerine yansır. Bu yansımada Hristiyanlık ve Yahudilik etkisindeki sanat eserlerinden farklı olarak peygamberler resmedilmez. O sebeple Peygamberimiz Hz. Muhammed’in hiçbir resmine rastlanmaz. Çünkü Kur’an-ı Kerim öğretilerine göre hiçbir peygambere ilahi vasıflar yakıştırılamaz. Bu sebeple İslam sanatında  ilahi vasıflar taşıyan ikonlar oluşmamıştır. Bunun da ötesinde İslam inancına uygun ahlak dışı öğelerin yer aldığı, mahremiyeti sergileyen sanat algısı reddedilmiş, uygunsuz sayılmıştır. İslam sanatı deyince akla ilk gelenler olan minyatür ve mimaride ince bir zevk göze çarpar. Özellikle minyatür sanatı eserlerinde İslami hayata dair sünnet düğünleri, medrese yaşamları, padişahların fetihleri ve bu gibi güncel olayların resmedildiği görülür.

Görülür ki İslam inancındaki ahlak ve mahremiyet kuralları batılı sanata göre İslam sanatını daha çekingen ve kuralcı yapmıştır. Bunun sonucu İslam sanatının her dalında, insanın algıladığı güzelliklerin sanat yoluyla aktarılması sadece yüce Rabbimizin bir nimeti olduğunun vurgulanması için olmuştur.

Günümüzde batı ya da doğu toplumlarının oluşturduğu sanat eserlerinde, yaşanılan hayatın yansıması, kültürel varlığı net şekilde görülmekte. Toplumda ahlaki olarak bir dejenerasyon olup olmadığını anlamak için de o toplumun ürettiği sanata bakmak yeterli olmaktadır.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP