Sarayda Bayram…

ID 112359223 © Murat An | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 112359223 © Murat An | Dreamstime.com

Ramazan Bayramı geldi. 30 gün oruç tutarak ve ibadet geçirdiğimiz Ramazan ayından sonra dinimizin Müslümanlara bir ödül olarak sunduğu bayramı huzurla geçirme zamanı. Eski İstanbul’da bayramlar Topkapı Sarayı’nda coşkuyla kutlanıyordu.

Bayramlar Osmanlı’nın dünyaya bir mesajıydı. Devlet bir anlamda kendi gücünü dünyaya kanıtlıyordu. Sarayda dini törenler bayramdan üç gün önce başlıyordu. Padişahlar bayramdan önce ihtiyacı olanlara sadakalarını dağıtırlardı. Yine büyük camilerden ulemalara “kürk bahası” ve “iftariye” adlı hediyeler dağıttırıldı.

Memurlar bayramlarda birer maaş ikramiye alırdı. Askerlere yemek ve hapishanede olanlara helva dağıtılırdı. Padişahlar Ramazan boyunca da halkın bereketli bir Ramazan geçirmesi için ihtiyaç sahiplerini gözetiyorlardı. Bayramdan üç gün önce halk saraya Hırka-ı Saadet’i ziyarete giderlerdi. Hırka-i Saadet Hazreti Muhammed döneminden kalan bir hırka ve hala özel olarak Topkapı Sarayı’nda saklanıyor. Bu hırka Topkapı Sarayı’nda Hırka-i Saadet Dairesi bulunuyor. Padişahlar sabah namazlarını bu odada Enderun öğrencileri ile kılmayı adet edinmişlerdi. Enderun okulu Osmanlı’da özel öğrencilerin saray tarafından yetiştirildiği özel bir okuldu.

Padişahlar bayram için bayramlıklarını giyerlerdi. Bayram namazını nerede kılacakları önemli bir olaydı. Padişahlar bayram namazını halkla birlikte İstanbul’un en büyük camilerinde kılarlardı. Camiye bayram alayı ile giderlerdi. Bayram namazı için padişahlar için en çok Ayasofya ve Sultan Ahmet Camii’ni tercih ediyorlardı. Fatih Sultan Süleyman’dan itibaren sarayda yapılan bayram kutlamalarının protokolü yazılı olarak tutuluyordu. Bayram namazından sonra önce şehit kabristanları sonra aile kabristanları ziyaret edilirdi.

Bayram için top atışlarının yapılması da adettendi, toplar arife günü iftardan sonra atılırdı. Padişah bayram namazından saraya döndüğünde Valide Sultan’ın elini öperdi. Törenler “Tehniyye-i İydiyye” (bayram kutlamaları), “Muayede Resm-i Hümayunu” (padişahla bayramlaşma) ve “Alay-ı İyd” (bayram alayı) olmak üzere üç aşamada yapılırdı. Padişah bayramlaşma töreninde özel bir tahta otururdu, bu taht altın ve mücevherlerle kaplı bir tahttı. Tören belli bir usule göre ilerliyordu. En önde padişahın hocaları, Şeyhülislam, kazaskerler, alimler, büyük müderrisler (profesörler), Kırım hanzadeleri (Han’ın oğulları), Kapıcıbaşılar, Mir-i Alemler, vezirler, Yeniçeri Ağası, Kapıkulu Ocakları Ağaları ve diğer üst rütbeliler, protokol sırasıyla belirlenen usule göre tebriklerini sunarlardı. Küslerin bayramda barışması adeti önemsenen bir gelenekti. Sarayı bayram zamanı ziyarete gelen diplomatların küslerin barışma adetinden etkilenerek, bu adeti kayıtlarına geçirdiklerini ve bu olaydan övgü ile bahsettiklerini biliyoruz.

Sarayda Ramazan ayında düzenlenen “Baklava Alayı” da en çok rağbet gören etkinliklerden biriydi. Bu gelenek Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde başladı, aslında askerlere yani Yeniçeri Ocağı’na yapılan bir ikramdı ve onları yüceltmek için yapılıyordu. Her on askere bir sini baklava düşüyordu. En yetenekli baklava ustalarının saray mutfağında hazırladığı baklavalar hazırlanıp saray mutfağının önüne diziliyordu. Yeniçeri Ocağı’nın başı silahtar Ağa saraya gelerek padişah adına ilk siniyi alırdı çünkü Padişah birinci Yeniçeri sayılıyordu. Diğer tepsiler askerler tarafından taşınırdı, halk bu baklava alayını seyretmeye çıkardı.

Bayram günü saray dahil olmak üzere kahve ve şeker ikram edilirdi. Şeker tane ile ikram edilmez, misafirlerin dilediği kadar alabileceği şekilde ortaya konurdu. Osmanlı’da bir arada yaşayan farklı dinlere hoşgörü gösterildiğini biliyoruz. Saraydaki bayram töreninde Ermeni Patriği’nden Keldani Patriği’ne, Ortodoks Metropolitler’den Karadağ Prensi’ne kadar azınlık temsilcileri de katılır, padişahın bayramını kutlarlardı. Bayram hediyesi olarak kumaş ya da kıyafet hediye etmek de adetti.

Bayramlarda çocukların mutlu edilmesi önemseniyordu. Mahallelerde çocukların harçlık toplaması adetti. Özellikle fakir ailelerin çocukları kollanırdı. İhtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak önemseniyordu.

Eski bayramların coşkusu, bereketiyle; mutlu, huzurlu, sağlıklı nice bayramlar geçirmeniz temennisiyle, Ramazan Bayramı’nız mübarek olsun.