Savaş ahlakı İslam’da nasıldır?

İslam Contributor
savaş ahlakı
Hakan Can Yalçın-Dreamstime.com

İslam dininde savaş ahlakı, yapılan tüm savaşlarda kendini göstermiş, dünyaya örnek davranışların oluşmasına sebep olmuştur. İnanç sisteminin kişilerde yarattığı etkinin toplumsal alana yansımasının yadsınamaz bir gerçek olduğu göz önüne alındığında, İslam inancındaki adalet, vicdan ve merhamet olgusunun yaşamın her alanına etki edeceği de malumdur. Adı savaş da olsa belli etik kuralların olması gerektiği İslam inancı tarafından belirlenmiştir.

İslam dininde savaş ahlakı nasıldı?

Öncelikle İslam dini bir barış dinidir. Bu özelliği Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetlerde açıkça dile getirilmiş, iman edenlerin topluca barış ve güvenliğe girmeleri emredilmiştir. Öncelik her zaman barış içinde yaşamaktır.  Bir başka deyişle İslam dininde savaş, ancak bir zorunluluk halidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in zamanında yapılan savaşlarda çok az mal ve can kaybı olmuş, bu denli az kayıpla dünya tarihini değiştirecek sonuçlara ulaşılmıştır.

Çünkü peygamberimiz Hz. Muhammed önderliğinde yapılan savaşlar cihat ruhu taşımaktadır. Bu cihat ruhu dahilinde amaç, İslamiyet’in yayılması, Müslümanların zulümden kurtarılmasıdır. Bu savaşlarda adalet, merhamet ve vicdan esaslarına uygunluk hiçbir zaman terk edilmemiştir.

Maddeler halinde kısaca bakacak olursak peygamberimiz Hz. Muhammed’in dilinden savaş kuralları şu şekilde sıralanmıştır; hainlik etmeyin, emziren kadınları, bebekleri, çocukları, yaşlıları öldürmeyin, müsle yapmayın (ibretlik olması için esirlerin kulaklarını, burunlarını kesip gözlerini oymak suretiyle cezalandırmayın), evleri, ağaçları yakıp harap etmeyin, hayvanları telef etmeyin, ekili arazilere zarar vermeyin, manastırlardaki din adamlarını ve orada ikamet edenleri öldürmeyin, ateşin efendisi dışında kimse ateşle ceza veremez kimseye yakarak ceza vermeyin, esirlere iyi davranın, Müslümanlığa davet edin, eğer kabul etmezlerse cizyeye bağlayın, iyi davrananlara iyi davranın, kötü davransalar bile siz iyilikle muamele etmeye gayret gösterin.

Görülüyor ki bir amaca matuf yapılan bu savaşlarda sonuç alınmasında ve İslamiyet’in yayılmasında bu ahlaki tavrın önemi büyük olmuştur. Hakimiyet altına alınan topraklarda yaşayanların Müslümanlardan gördüğü adaletli, vicdanlı, insani değerlere saygılı muamele İslam’ı kabulde de önemli bir etken olmuştur.

Ayetlerde savaşı gerektiren durumlar nelerdir?

Kur-an’ı Kerim ayetlerinin genelinden anladığımız üzere yüce Rabbimizin temel buyruğu ve arzusu adalet şemsiyesi altında barışın tesis edilmesidir. Tüm olguların toplamı İslam dininin barış ve esenlik dini olduğu gerçeğine çıkar. Bu bağlamda Kuran’da cihat emri sadece itikadi bir amaca yönelik değil, zalimlere karşı zulmün durdurulması yönünde ahlaki bir tavrın sonucudur.  Bu sebepledir ki İslam’ın savaşı genel olarak farklı din mensuplarına karşı değil, zulme yani zalime karşı olmuştur. Bunun delili de İslam dininde zorlama olmamasıdır. Zira kazanılan savaşların ardından farklı din mensuplarının İslam şemsiyesi altında adalet ve huzurla yaşadığı görülür.

Tüm bu bilgiler ışığında İslam, kendine karşı açılan savaşları püskürtme ve Müslümanları zulümden kurtarma sebepleri dışındaki amaçları aşırılık saymıştır. Bakara Suresi 190. Ayette de belirtildiği üzere inananlara savaş açanlara karşı Allah yolunda savaşması, ancak aşırıya kaçılmaması öğütlenmiştir.

Günümüzde birçok Müslüman halkın zalimin zulmü altında ezildiğini görmek acı vericidir. Tüm mesele yüksek İslam ahlakının, modern dünya kriterlerine uymaması, emperyalist dünyanın amaçlarına hizmet etmemesidir. Sömürü sistemi İslam prensiplerine uymayan insanlık dışı bir sistemdir. Bu sebepledir ki Müslüman ülkelerin sistemin şartlarına boyun eğmesi sonucu zulmün rüzgarı tüm hızıyla esmeye devam etmektedir. İslam’ın maddi ve manevi alanda savaşıysa dünyanın son gününe kadar zalimlere karşı olacaktır. Müslüman aleminin varlık sebebini tekrar idrak etmesi, birlik olması, zulme uğrayan kardeşleri için barışın tesisini sağlaması gerekmektedir.