Sefer Namazı ile İlgili Detaylar

ID 110919869 © Ahmad Faizal Yahya | Dreamstime.com
ID 110919869 © Ahmad Faizal Yahya | Dreamstime.com

Sefer Namazı ile ilgili görüşler ikiye ayrılıyor. Birinci görüş Ebu Hanife ver arkadaşlarına ait olan görüş. Bu görüşe göre sefer namazının, farz olan namazları kısaltarak kılınması gerektiğine inanılıyor. Yolcunun seferde namazları tam olarak kılmasının caiz olmadığı söyleniyor.

Ebu Hanife ve arkadaşlarının görü“ Seferde farz namazları tam kılan hataya düşer ve Sünnet’e aykırı hareket eder.  ( Kasani, el Bedayi 1/283). Hanefilerden İmam Kasani’nin görüşüne göre de seferde olan bir mümin dört rekatlık farz namazının iki rekatını kılmalıdır.

Hammad b.Ebi Süleyman bu konuyu daha da ileri taşıyarak, sefer namazlarını tam kılan kimselerin bu namazları yeniden kılmaları gerektiğini savunmuştur. Karşıt görüşe göre ise farz namazlarını kısaltarak kılmak belirlenmiş bir farz değildir.

Bu ikinci  görüşe inanan İmam Şafii, yolcu olana farz olan namazla yolcu olmayana farz olan namazın aynı olası gerektiğini savunuyor. Ona göre yolcunun ancak gerekli bir mazereti varsa namazlarını kısaltabilir. Bu görüş fakihlerin ve muhaddislerin çoğunluğuna ait olan görüştür.

İmam Şafii seferde namaz kılmanın seferde oruç tutmaktan daha faziletli olduğunu da savunuyor. Ona göre sefer namazı, sefer orucuna göre daha faziletli. Namazı kısaltarak kılmak ise seferde oruç bozmakla eş değer görülüyor.

İmam Malik’e göre seferde namazı kısaltmak sünnet sayılıyor. Çokça tartışılan sefer namazına bir görüş de İmam Ahmed b.Hanbel’den geliyor. Ona göre sefer namazını iki rekat kılmakla dört rekat kılmak arasında bir fark yok.

Rivayete göre konuyla ilgili Hazreti Aişe şöyle diyor: “ Namaz başlangıçta iki rekat olarak farz kılındı. Sefer namazı iki rekat olarak bırakıldı. Yolcu olmayanın namazı ise dörde tamamlandı.” Zühri diyor ki Urve’ye: Hazreti Aişe’ye ne oluyor ki namazları tam olarak kılıyor? dedim. Urve de “O da Hazreti Osman gibi tevil yaptı.” cevabını verdi. (Buhari, II/ 569 Maal-Feth)

Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda karşımıza şu ayet çıkıyor. “ Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kafirlerin sizi gafil avlamalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır. (Nisa Suresi, 101. Ayet)

Sefer halinde düşman tehlikesi bulunuyorsa namazın kısaltılması mümkündür. Düşmandan korkulsa bile müminler namazı tamamen terk etmiyorlar. Bir nöbetleşme usulü ile ibadet devam ediyor.

Hazreti Aişe, seferde namazların iki rekat olup daha fazla olmadığına ve bunun vacip olduğuna inanmış olsaydı, bu görüşün tersine hareket etmezdi. (Tirmizi, el Camii, II, 430) Hazreti Osman da olduğu gibi, Hazreti Aişe’de tevil yoluna gitmişti.

İbn-i Abbas sefer namazı konusunda şöyle demiştir. “ Allah Teala, Peygamberlerinin dili ile, hazarda size namazları dört, seferde iki, korku zamanlarında ise bir rekat olarak farz kıldı. ( Müslim, 1/479: Ebu Davud, 11/39)

İlim adamlarının görüşüne göre korku nazmazları sayı bakımından, güven namazı gibidir. Eğer korku namazı hazarda yani barış zamanında ise dört rekat, seferde ise iki rekat olarak farz olur. Bu namazın hiçbir koşulda bir rekata inmesi caiz değildir. Bu görüşü kabul edenler arasında İmam Malik ve İmam Şafii vardır.

Bu görüş, bir anlamda Hattabi’nin Mealimüs-Sünen adlı kitapta bahsettiği görüşün özeti gibidir. İmkanlar içerisinde korku namazı kılan kişiler bu namazı iki rekat kılarlar. (Ebu Davud, Sünen, II, 39)

Sefer namazlarını ve korku namazlarının farzlarını kısaltarak kılmak, Allah’ın kullarına verdiği bir kolaylıktır. Bazı görüşlere göre iki günden kısa olan seferlerde namazlar kısaltılamaz. Bu görüşüde Hafız, Nevevi ve Bagavi rivayet etmişlerdir.