Sevabını umarak hayır işlemek nasıldır?

İslam 17 Mar 2021 Contributor
hayır işlemek
Photographerlondon-Dreamstime.com

İslam inancında Müslümanlar hayır işlemek ve salih amel peşinde olmak konusunda teşvik edilirler. Dini kaynaklarda hayır işlemenin ve sevap kazanmanın faydalarından bahsedilir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hadislerinde geçtiği üzere insana faydası bulunan türlü hayırlar vardır.

Hadiste sevabını umarak hayır işlemek ne şekilde geçer?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in sahih hadisleri Müslümanların hem dünya hem de ahiret yaşamında selamete ermesi içindir. Bu sahih hadislerde hayır işlemeyle alakalı şöyle buyrulur:

“Kırk sevap vardır ki bunların en üstünü, birisine sağması için ödünç olarak sütlü bir keçi vermektir. Kim, sevabını umarak ve hakkındaki vaatlere inanarak bu kırk hayırdan birini işlerse, Allah onu, bu sebeple cennete koyar.” (Buhari)

Bu hadisten anlaşılacağı üzere aslında küçük gibi görünen bazı işlerde insan için büyük bir imtihan ve nimet vardır. Ancak bu noktada aslolan yalnızca Allah’ın rızasını istemek ve sevap kazanmayı ummaktır. Bir işin manevi bakımdan hayırlı olması, kişinin kişisel menfaatlerini geri plana atmasıyla mümkün olur.

İşlenen hayır ve amellerin makbul olabilmesi için neler gerekir?

İslam inancında hem ibadet hem de amellerin makbul olabilmesi bazı şartlara bağlıdır. Bu şartların özellikle hadis kaynaklarında imanen ve ihtisaben terimleriyle ifade edildiği görülür. İmanen terimiyle kast edilen Allah’ın rızasıdır. Bu şartı yerine getiren kişi, herhangi bir tereddüt yaşamadan iman eder ve diğer işlerinde de bu imanla harekete koyulur.

İhtisap teriminin karşılığıysa yapılan ibadet ve işlerden sevap ummak manasına gelir. Burada, kişi herhangi bir dünyevi istek ya da beklenti halinde değildir. Yaptığı ibadetin ve hayrın karşılığını yalnızca Allahü Teala’dan umar. Zaten dinimizde Allah’ın takdirini almaktan daha öte bir beklenti hali yoktur. Yapılan işlerde de insanların takdirinden önce Allah’ın takdiri ve rızası gözetilmelidir.

İmanen ve ihtisaben hayır işlemek ve ibadet yapmanın ortak noktası samimiyetle hareket etmektir. İslam inancında edilen duanın ve tövbenin kabul olması, yapılan salih amelinse yerini bulması ancak samimiyetle olur. Burada aranan samimiyet yalnızca dilde değil, aynı zamanda kişinin gönlünde olandır.

İnanmadan ibadet yapmak ya da salih amel işlemek mümkün mü?

Kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadislerde geçtiği üzere makbul olan ibadet ve amel şekli huşu içinde ve ihlasla yapılandır. Allahü Teala’nın takdirini ve onayını kazanmaya nail olabilmenin şartı da budur. Ancak tam olarak inanmayarak ibadet ve hayır yapan kişilerle karşılaşmak da mümkündür. Hadislerde vurgulanan ve dikkat çekilen yön de budur.

İbadetlerin ve amellerin fayda ve faziletlerinden yararlanmak, inanarak ve karşılığını Allah’tan umarak yapmakla mümkündür. Dolayısıyla bizlere düşen her türlü vesveseye karşı hareket etmek ve işlerimizde yalnızca samimiyeti ön plana çıkarmaktır. Dünyevi menfaatler geçicidir ve ahiret yaşamına herhangi bir katkı sağlamazlar. Bu da akıllardan çıkarılmaması gereken bir konudur.

Kısacası, Müslümanların bu dünyadaki vazifeleri yalnızca ibadet peşinde koşmak değildir. Bu bakımdan salih kullardan hayır peşinde koşmak ve iyi amellerde bulunmak da beklenir. Hadislerde bahsi geçtiği üzere, insana cennet kapısını açabilecek türlü sevaplar bulunur. Ancak bunlardan faydalanmak için imanen ve ihtisaben iş yapmak gerekir.

İbadet ve amellerde makbuliyet şartı; Allah’a inanmak ve yapılan her işin karşılığını yalnızca O’ndan beklemek vardır. Daha anlaşılabilir şekilde iman ve ihlasla hareket etmektir. Bizlere düşen geçici dünya peşinde koşmak yerine, Allah’ın rızasına nail olabilmeye çalışmaktır.

YAZI: İPEK ATACAN