SalamWebToday Haber Bülteni
Haftalık SalamWebToday makalelerini almak için kaydolun!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Sevdiklerimizin Ölümü ile Yüzleşmek…

Dua 15 Nis 2020
harits-mustya-pratama-g4iBHZM-sKY-unsplash
Fotoğraf: Harits Mustya Pratama-Unsplash

Sevdiğimiz, kıymet verdiğimiz birinin vefatıyla yüzleşmek doğal olarak çok zordur. Sevdiklerimizin ölümü şüphesiz dünya yaşamının en acısı. Biz sadece Allah’ın aciz kullarıyız, bu yüzden elbette bu şekilde hissedeceğiz. Ancak inancımızın öğretilerine kulak vermeli ve bu doğru zihniyete odaklanmaya çalışmalıyız. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Bizler şüphesiz her şeyimizle Allah’a aitiz ve kuşkusuz Allah’a geri döneceğiz.” (Bakara Suresi, 156. ayet)

Kendimize bu yaşamın geçici olduğunu hatırlatmalıyız. Yaşadığımız bu dünya Ahiret hayatından farklı olarak, sonsuz değildir. Bu nedenle, kendimizi boşluğa düşmüş hissettiğimiz her an, bu hayatın geçici olduğunu anımsamalıyız. Mutluluğumuz ya da sıkıntılarımız, hiçbiri bu dünyada sonsuza dek sürmeyecek.

Sevdiklerimizin ölümü ile nasıl baş edeceğiz?

Keder bizlere, bu hayatta en değerli unsurlardan biri olan zamanı iyi kullanmamız gerektiğini hatırlatmalı ve zamanımızın bir lahzasını bile boşa geçirmemeliyiz. Zamanımızı ne için harcayacağımızı dikkatlice düşünmeliyiz. Örneğin, belki çevremize daha fazla yardımda bulunmalıyız. Belki bazılarımız bunu daha önce fark edememiştik, işte şimdi bunun tam sırası…

Üzüntü ve keder sayesinde yaşamlarımıza yansıtma şansı buluyoruz. Allah ile olan bağlantımızı değerlendirme ve mümin olarak kendimizi geliştirme şansımız var. Belki de Allah’ı memnun etmek için ibadet etmeyi normalden daha uzun süre yapmayı planlıyoruz. Hepimizin bir gün bu dünyadan ayrılacağımızı düşünmeye başlarız. Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle der:

“Her canlı ölümü tadacaktır.” (Al-i İmran Suresi, 185. ayet)

Ayrıca bu hayatta aslında gerçekten neye bağlı olduğumuzu düşünmeliyiz. Sevdiklerimize bağlı olduğumuzu düşünebiliriz. Oysa ne sevdiklerimize ne başkalarına ne de dünyevi yaşamın herhangi bir varlığına bağlı kalmamalıyız. Çünkü az önce de belirttiğimiz gibi bu dünya geçici, en sevdiklerimizi bir gün muhakkak kaybedeceğiz. Öbür dünyaya uğurlayacağız.

Fani olduğumuzu bilerek yaşamak

O nedenle dünyevi varlıklara sıkı sıkıya bağlanmak, bize zarar verecektir. Ailemizden, akrabalarımızdan ya da çok sevdiğimiz arkadaşlarımızdan birinin vefatı şüphesiz hepimiz için çok zor bir durumdur. Ancak bu dünyanın geçici olduğunu, her birimizin bu dünyada “misafir” olduğumuz inancını özümseyip, bunu kendimize hatırlatırsak, o zaman ne kadar çok üzülsek de bu acımızla daha cesur bir biçimde yüzleşebiliriz.

Sevdiğimiz birinin yasını tutarken, tek tesellimiz hepimizin Allah’a ait olduğu ve bir gün mutlaka Allah’a döneceğidir.  Bu nedenle, bu elim kayıplar, Rabb’imize daha yakın hissetmemizi sağlamalıdır.

Sevdiklerimizin bu dünyadan göç ettiklerine üzülürken onların nereye gideceğini de ister istemez merak ederiz. Ahiret’i daha sık düşünür oluruz. Bu üzüntülü günler, dünyevi hayat yerine asıl düşünmemiz gereken yer olan Ahiret’i bize daha sık hatırlatacaktır. Eninde sonunda hepimizin gideceği yer orası.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Muhakkak ki, Ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.” (Duha Suresi, 4. Ayet)